"Folk müzik kalbin dilidir"

"Folk müzik kalbin dilidir"
"Folk müzik kalbin dilidir"
Yerel kelt ezgilerini metal ile buluşturan ve pek çok yerel enstrümanla ortaya zengin bir müzik çıkaran Eluveitie, kalabalık kadrosuyla 24 Şubat akşamı garajistanbul'da olacak. Eluveitie'nin kurucusu ve bestecisi Chrigel Glanzmann ile konuştuk.
Haber: AHMET SARAÇOĞLU / Arşivi

Bize bir Eluveitie konserinin nasıl geçtiğinden bahseder misin? 24 Şubat'ta İstanbul seyircisini nasıl bir konser bekliyor?
Bugüne dek hiçbir Eluveitie konserini izleyemediğim için, net bir şey söyleyemiyorum haha. Şaka bir yana, Eluveitie konserleri genelde çok hareketli ve samimi geçiyor. Ortaya dev bir şov koymaktansa, müziğe odaklandığımız ve en doğal halimizle sahneye çıkıp el yapımı enstrümanlarımızı çaldığımız konserler oluyor. Sahnede gerçekten çok sayıda yerel enstrüman kullanıyoruz.

Son albümünüz "Origins"i geçtiğimiz Ağustos ayında çıkardınız ve o zamandan beri de durmaksızın turluyorsunuz. Albüme yönelik tepkiler nasıl? Konserlerde seyirciler en çok hangi yeni şarkılara katılım gösteriyor?
Tek kelimeyle harika! Yeni şarkılarımızı çalmayı çok seviyoruz ve seyircilerin katılımı da hep üst düzeyde. En çok ilgi gören şarkıları seçmek zor, ancak "King", "Call of the Mountains" ve "From Darkness" çaldığımızda seyirciler her zaman çok eğleniyor.

Son albümünüz "Origins"i önceki Eluveitie albümleriyle nasıl karşılaştırırsınız? Bu albümü öncekilerden farklı kılan özellikler neler?"Origins"deki durum da öncekilerle aynı aslında, müzikal olarak şu anda nerede olduğumuzu gösteriyor. Öncekilere oranla biraz daha karanlık ve sert olduğu ortada, ancak asıl fark bizim müzisyen olarak gelişiyor oluşumuzdan kaynaklanıyor. "Origins" için şarkı yazmaya başlamadan önce 2,5 yıl süren ve bugüne kadarki en uzun dünya turumuz olan "Helvetios World Tour"u yeni bitirmiştik. Bu 2,5 yıl boyunca enstrümanlarımızı çalmak, konser vermek ve sürekli prova yapmaktan başka pek bir şey yapmadık. Dolayısıyla bu süre zarfında grup olarak kendimizi çok geliştirdik. Bu da "Origins"in şarkı yazımını biçimlendirdi. Bu süreçte müziğimizin daha karmaşık ve ayrıntılı bir hal aldığını düşünüyorum.

Kalabalık bir grupsunuz ve albüm kaydında bu sayı daha da artıyor. "Origins"in kaydında yer alan insan sayısı 30'a yaklaşmış. Tüm bu düzenlemeleri yapmak, enstrüman seçimini belirlemek kolay olmasa gerek. Beste sürecinden biraz bahseder misiniz?Müzisyen sayısı artsa da, şarkı yazımının değiştiğini söyleyemem. Şarkı yazarken tek yaptığım, bir şarkıyı oluşturan şeyleri bir araya getirmek; ortaya çıkan şarkıda kaç kişinin yer aldığı gibi istatistiksel konuların pek bir önemi yok. Ancak "Origins"i yaratmak gerçekten de büyük bir yapım aşaması gerektirdi, çok zaman aldı ve biz de bu süreçte çok çalıştık.

Kalabalık oluşunuz konserler açısından da önem teşkil ediyor. Gruptaki eleman sayısından dolayı dar sahnelerde sıkıntı çektiğiniz oluyor mu? Bu konuyla ilgili anlatabileceğiniz komik bir anınız var mı?Evet, tabii ki bu tür "sorunlar" yaşadık haha. Ne mutlu ki artık bu tarz sorunlarla karşılaşmıyoruz. İlk zamanlarımızda küçük mekânlarda çalarken pek çok komik durumla karşılaştığımız oluyordu, ancak bunu hiçbir zaman bir sorun olarak görmedik. Bu bir zorluktu ve her zaman bir şekilde üstesinden gelmeyi başardık. Sanırım bugüne dek yaşadığımız en garip olay, 10 yıl kadar önce Belçika'da olmuştu. Çok ufak bir yerde, sanırım bir barda çalmıştık ve grup olarak sahnede arkalı önlü üç sıra halinde dizilip anca sığabilmiştik haha.

Eluveitie, özellikle "Inis Mona" şarkısıyla devasa bir patlama yaptı. Şarkıyı kaydederken böyle bir şeyle karşılaşacağınızı, Inis Mona'nın Eluveitie'nin adını duyurmasında büyük bir etki yapacağını tahmin ediyor muydunuz?"Inis Mona" Kelt halk ezgileri içeriyor ve gerçekten de akılda kalıcı melodileri var. Bu açıdan bakınca, evet, şarkının iyi bir sonuç vereceğini düşünüyordum. Ancak olay şu ki, yazdığın bir şarkının tam olarak nereye gideceğinden hiçbir zaman emin olamıyorsun, bu yüzden bir şarkı yazdığımda o şarkıdan büyük beklentilerim de olmuyor.

Dünyanın pek çok yerinde çaldınız. En büyük ilgiyi hangi ülkelerde görüyorsunuz? Eluveitie'nin folk etkili müziği, farklı kültürlerin insanlarında aynı etkiyi yapıyor mu?Evet, bence yapıyor. Folk müziğin çok ilkel, derin ve doğal bir yapısı vardır. Tüm insan toplulukları kendi müzikal kültürlerine sahiptirler. Folk müzik de bence "kalbin dili" gibi bir şey, bu yüzden de hangi kültürden veya coğrafyadan olduğunuz fark etmeksizin kalplere hitap ediyor. Dünyanın pek çok yerindeki dinleyicilerle çok güçlü bağlar kurabiliyoruz; Orta Avrupa , Kuzey Amerika, Güney Amerika ve tabii ki Asya.

Folk metal demişken, bu türde en çok sevdiğiniz ve takip ettiğiniz gruplar hangileri?Bu kulağa biraz garip gelecek, ancak hiçbirimiz folk metalden çok da hoşlanmıyoruz ve folk metal dinlemiyoruz. Ben Eluveitie'yi kurduğumda folk metal sahnesi diye bir şeyden söz edilemezdi ve biz de "haydi bir folk metal grubu kuralım!" diyerek işe başlamadık. Eluveitie'yi kurarkenki amacım, en sevdiğim iki müzik türü olan melodik death metal ve geleneksel Kelt müziğini bir araya getirmekti. İkisini birleştirmek ve müziğimizde ikisini de %100 şekilde yansıtmak istedim. Elbette yıllar içinde folk metal gruplarıyla sık sık turladık, pek çok grup tanıdık, arkadaşlıklar kurduk. Finntroll, Primordial, Arkona bunlardan bazıları. Özellikle Primordial'ı hem arkadaş olarak kendimize yakın buluyoruz, hem de müzikal
olarak takdir ediyoruz.

Zaman ayırdığın için teşekkürler, 24 Şubat'ta İstanbul'daki konseri merakla bekliyoruz. Kendinize iyi bakın, görüşmek üzere!Röportaj için teşekkürler, Eluveitie'ye gösterdiğiniz ilgi için minnettarız! Yakında görüşmek üzere!