Fotoğrafın istikameti

Fransa'nın başkentinin sanat gündeminde kasım ayı, 1980'den beri fotoğraf bienaline ayrılmıştır. Yetmişin üzerinde sergi mekânı, fotoğraf sanatına tükenmek bilmeyen bir sevdayla bağlananları doyuracak kadar bol malzeme sunar bu dönemde.
Haber: YEŞİM VESPER / Arşivi

PARİS - Fransa'nın başkentinin sanat gündeminde kasım ayı, 1980'den beri fotoğraf bienaline ayrılmıştır. Yetmişin üzerinde sergi mekânı, fotoğraf sanatına tükenmek bilmeyen bir sevdayla bağlananları doyuracak kadar bol malzeme sunar bu dönemde. Ancak yine de 'Fotoğraf Ayı'nın zirvesi bu yıl 11-14 Kasım tarihlerine denk düşen Paris Photo Uluslararası Fotoğraf Fuarı'ydı. Gerçekten de uluslararası kitleyi kendine çekmeyi başaran ve dünya ölçeğinde bir ilk olan bu fuar, kısa bir süre önce plastik sanatlar alanında gerçekleştirilen Fiac'ın tam tersine, oldukça olumlu eleştiriler almakta.
Fuar bu yıl yeni keşfedilen galerilere ve genç sanatçılara özel bir önem vermeye çalışmış. Böylelikle 2004 yılı, her ne kadar üç büyük ismin (Henri Cartier-Bresson, Helmut Newton, Richard Avedon) kaybıyla fotoğraf dünyası için hüzünlü bir yıl olsa da, sahneye yeni yerleşen genç sanatçılarla beraber geleceğe göz kırpmayı ihmal etmiyor.
Fuarın yabancı katılımcılarında ağırlık ABD ve Almanya'daydı. Türkiye'nin yine temsil edilmediği Paris Photo 2004'te özellikle dikkati çeken konuk ise fuara ilk defa katılan İranlı galeri Silk Road idi. Son yıllarda Fransa'nın ilgisinin İran'daki sanatsal üretime yönelmiş olması dolayısıyla bu katılım pek şaşırtıcı değil aslında. Paris Photo'nun 'Statement' bölümüne bu yıl seçilen ülke, 1980'lerden beri yoğun bir sanatsal verimlilik içinde olan İsviçre'ydi. Her biri kişisel bir sergiyle katılan sekiz İsviçreli galerinin yanı sıra, Zürih yakınlarında 1993'te kurulan Winterthur Fotoğraf Müzesi de ilk defa bu bahaneyle eserlerini kendi duvarlarının dışına taşıdı.
'Plastik belgesel' tadı
Belgesel alanında çalışan fotoğrafçıların son yıllarda plastik sanatlarla flörtünden doğan esinlenmelerini kendi fotoğraf dillerine aktarmaları Paris Photo 2004'ün ön plana çıkardığı bir nokta. Foto-muhabirliğin estetikle birleşmesinden ortaya çıkan bu eğilim 'plastik belgesel' olarak adlandırılıyor. Televizyonun rekabetiyle iş alanları tehdit edilen fotoğrafçılar, çağdaş sanatın olanaklarını kullanarak gerçeği bir başka bakış açısıyla dile getiriyorlar. Bu alanın bellibaşlı isimleri arasında Simon Norfolk ve Rip Hopkin yer alıyor.
Zamana ayak uydurarak farklılaşan tüm bu eğilimlerin özünde sanatçının görme biçimi yatıyor. Mekân, hafıza, gerçek, soyut... Kavramlar dünyasını her sanatçının kendi algılamasına göre bir fotoğraf karesine sığdırması nasıl da mümkün oluyor diye sormadan edemiyor insan, binlerce fotoğraf arasında... Varoluşun mu yoksa yokoluşun mu simgesi olduğunu bir türlü bilemediğiniz fotoğraf kareleri arasında...