Fotoğraflarla Anne Frank

Fotoğraflarla Anne Frank
Fotoğraflarla Anne Frank

Anne Frank ın hatıra defterinden: Durum ne olursa olsun savaştan sonra Gizli Müştemilat adlı bir kitap yazmak istiyorum. Başarıp başaramayacağımı bilmiyorum ama hatıra defterim bu projeye bir temel oluşturabilir.

Yahudi soykırımının simgesi haline gelen Anne Frank, 13 yaşında tutmaya başladığı hatıra defterinin çoğunu gizlendiği bir depoda yazdı. 'Anne Frank- Günümüz İçin Bir Tarih' sergisinde, bu defterdeki detayları, hatta fazlasını bulacaksınız.
Haber: AYŞEGÜL AYDIN / Arşivi

Kadir Has Üniversitesi, Türk- Hollanda dostluğunun 400. yılı kapsamında, Yahudilere yapılan soykırımın bir sembolü haline gelen Anne Frank’ı hayatını anlatan bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Açılışı özellikle Irkçılığa Dayalı Ayrımcılığın Yok Edilmesi Günü olan 21 Mart’e denk getirilen ‘Anne Frank-Günümüz İçin Bir Tarih’ adlı sergi soykırımı küçük bir kızın gözünden anlatıyor. Yarın yaşanabilecek benzeri ırkçı vakaların önüne geçmeyi amaçlayan etkinlik, üniversitenin Cibali kampüsünde 6 Nisan’a kadar açık kalacak.
Anne Frank’ın, kendi hatıra defterinden alıntılar ve fotoğraflarla anlatıldığı sergi, Frank’ın doğduğu 1929 yılından başlıyor. 1939 mali krizine dair belgelerin, Hitler ve Yahudi karşıtı propaganda afişlerinin yer aldığı sergide Frank Ailesi’nin Hollanda’ya göçü ve Anne’ın plajda ya da kendi evinin bahçesinde çekilmiş fotoğrafları kronolojik olarak sergileniyor. 

Anne Frank, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali altındaki Hollanda’da bir tavan arasında saklanırken henüz 13 yaşındaydı. Babasının eski işyerinin arkasında depo olarak kullanılan ‘gizli müştemilat’, iki sene boyunca onun ve diğer yedi kişinin evi olmuş, burada hiç gün ışığı görmeden ve varlığını arka taraftaki ofis çalışanlarına belli etmeden yaşamaya çalışmıştı.Daha sonra bir muhbirin Alman Gizli Polisi Gestapo’ya yerlerini ihbar etmesiyle yakalanan bu sekiz kişi, birbirinden ayrılmış ve çalışma adı altında çeşitli toplama kamplarına gönderilmişlerdi. Anne Frank, o tavan arasına sıkışmadan kısa bir zaman önce kendisine hediye edilen hatıra defterine sığınmış, çok uzun bir süre herşeyin geçeceğini ve bir gün ünlü bir yazar olabileceğini hayal etmişti. 

Arzusu ancak o öldükten iki sene sonra, tavan arasındaki sekiz kişiden tek sağ kalan Otto Frank’ın, “Hayatım dışında herşeyi kaybettim” diyen babasının, onun hatıralarını kitaplaştırmasıyla gerçekleşti. Altı milyon Yahudi’nin öldüğü bu katliamda Anne Frank, Bergen Belsen toplama kampında kötü şartların getirdiği tifodan ölen, toplama göre azınlık sayılabilecek çoğunluktandı.



90’larda ‘saf ırk’ kavramı yeniden hortlamıştır
Anne Frank Evi Müdürü Hans Westra:
Hatıra defterinde Anne Frank saklanarak geçirdiği iki sene boyunca kendisindeki gelişmeleri ve meydana gelen büyük, küçük, önemli, önemsiz olayları anlatabilmeyi başarır. Anne Frank Yahudilerin uğradığı zulmün bir kurbanıdır. Anne Frank’ın hayat hikâyesiyle yüzleşerek bu Yahudi zulmünün sonucu olarak imha edilenlerin isimsiz altı milyon kişi olmadığının çarpıcı bir şekilde farkına varıyoruz. Holokost; Yahudi ırkının soykırımıydı: bireylerin ve insanoğlunun altı milyon kere katledilmesiydi. Nasyonal Sosyalizm 1945’te askeri bir yenilgiye uğramıştır. Ancak Nasyonal Sosyalizm’in yükselmesine yol açan felsefe bugün çeşitli şekillerde dünyayı tehdit etmeye devam etmektedir. Antisemitizmin ve ırkçılığın kökü kazınamamıştır. Hâlâ bazı insanların diğerlerinden daha değerli olduğunu, kendi halkının diğer gruplardan üstün olduğunu düşünenler bulun-maktadır. 1990’larda ‘saf ırk’ kavramı dehşet verici ‘etnik temizlik’ uygulamaları ile Balkanlarda yeniden hortlamıştır.



Binlerce mektup aldım
Özellikle gençler, bu korkunç olayların nasıl meydana gelmiş olabileceğini bilmek istiyorlar. Elimden geldiğince cevap vermeye çalışıyorum ve genellikle şöyle bitiriyorum: “Ümit ediyorum ki Anne Frank’ın kitabı geriye kalan hayatımıza tesir eder ve sizler içinde bulunduğunuz şartların izin verdiği oranda birlik ve barış içinde çalışırsınız.” Otto Frank