Galata sokaklarında 'bir takip oyunu'

Galata sokaklarında 'bir takip oyunu'
Galata sokaklarında 'bir takip oyunu'

Tek bir izleyicinin sokaklarda gezindiği oyun, bu hafta son kez oynanıyor.

'Kulaklıktan gelen müzik ve ses, dış dünyayla bağımı koparıyor. Ben ve o siyahlı adam var sadece. Onun peşinde, bu sokaklar başka bir şeye dönüşüyor. Sanki bir filmin içindeyim artık'
Haber: ŞULE ATEŞ / Arşivi

İSTANBUL - Masadaki görevli mp3 çaları kulağıma takıyor ve imzalamam için bir sözleşme metni uzatıyor: ‘Mp3’ün ayarıyla oynamayacağıma, işi bittiğinde iade edeceğime...’ Biraz sonra Tünel girişinin dış duvarına yapışmış duruyorum. Etrafıma bakıyorum ve işaretin nereden geleceğini anlamaya çalışıyorum? Hemen karşımda yere oturmuş uzun saçlı genç adam gösteriye dahil olabilir mi? Burada ne kadar bekleyeceğim?
Tam o anda müzik başlıyor. Doğu tınıları taşıyan müzik, bir anda ‘geçmiş zaman İstanbulu’na ışınlıyor beni. Etkileyici bir kadın sesi konuşmaya başlıyor: “İşte Siyah. Karşında. Karşında. Öylece duruyor.”  Kim o?  Bakınıyorum. Şimdi karşıda, yerde oturan genç adamın hemen yanında, ayakta, az önce orada olmayan başka bir genç adam var. Siyahlar içinde ve kara gözlerini dikmiş, dosdoğru gözlerimin içine bakıyor. “Tek bir amaçta birleşecek şimdi her şey. Tek bir amacın var:  Siyah’a ulaşabilmek ve kim olduğunu öğrenmek. Bulunması gereken o. İzlenmesi gereken o.  Çözülmesi gereken O. Bu yolun sonu Siyah. Yıllardır içinde sakladığın o büyük sorunun yanıtını verecek olan O. Siyah.”
Ürperiyorum. Siyahlar içindeki genç adam dönüp yürümeye başlıyor. Ben de peşinden. Böylece Galata’nın kıvrılıp bükülen dar sokaklarında, Arnavut kaldırımlarının yamuk taşları üzerinde sekerek yapacağım 55 dakikalık yolculuk başlıyor.
Yolculuk, bir yandan bu fiziki mekânda, bugünün Galatası’nın sokaklarında sürüyor; bir yandan da ‘kalıntılar, dehlizler, gizli geçitler, taşlar’ arasında, bu büyülü şehrin binlerce yıllık geçmişine doğru gidiliyor. Beynimde çınlayan gizemli kadın sesi beni kendi içimde bir yolculuğa davet ediyor. Hatta ısrar ediyor, zorluyor. Bir sırrın peşine düşmeye zorluyor beni. Çözmem gereken bir bilmece var: ‘Bana benden yakın, benimse uzak’ olduğum bir hazine var bulmam gereken.  Siyah önde, ben arkada yürüyoruz. Ara sıra dönüp gözlerimin içine bakıyor yine öyle dosdoğru. Ruhumu görür gibi bakıyor. Kulağımda yankılanan müzik ve tekst, dış dünya ile bütün bağımı koparıyor. Ben ve O var sadece. Ben ve Siyah. Diğer insanlar, arabalar kayboluyor. Son derece tanıdık bu mekân, bu sokaklar başka bir şeye dönüşüyor. Bir filmin içindeyim artık ve hikâyenin kahramanı benim.
Oysa bir ‘oyun’ bu. Tiyatro Artı’nın, ‘Oyun - Bir Takip Oyunu’ isimli , tek seyircili gösterisi. Galata’nın sokaklarında ve çeşitli mekânlarındaki bu oyunun tek seyircisi ve aynı zamanda kahramanı sizsiniz. 

Genç ve bağımsız bir topluluk
Tiyatro Artı, bağımsız bir tiyatro grubu. Genç bir ekip tarafından, 2005 yılında İzmir’de kurulmuş. İki yıldır İstanbul’dalar ve buradaki ilk projeleri de ‘Bir Takip Oyunu’. 21. yy. tiyatrosu üzerine araştırma yapmayı hedefleyen grup, İstanbul’daki ilk projesinde, bir semtin sokaklarını ve kamusal mekânlarını ‘sahne’ye dönüştürerek, seyircisine çok özel ve etkileyici bir tecrübe yaşatıyor. ‘Bir Takip Oyunu’ atmosfer yaratma konusunda çok başarılı. Güçlü bir ‘oyun’ duygusu yaratıyor. Seyrettiğiniz değil, oynadığınız  bir oyunun, bizzat yaşanan bir serüvenin o muhteşem lezzetini bırakıyor damağınızda.
Oyunun yönetmeni Ufuk Tan Altunkaya ve Betül Altındal, gösterinin metnini birlikte yazmışlar. Oyunun hızlı temposu ve sürprizlerle dolu doğası,  yoğun tasavvuf tınıları taşıyan metnin algılanmasını zorlaştırıyor. Yolcu, yolculuğu sırasında Yazar’la, Cariye’yle, Ucubeyle, Hasta Kadın’la, Sarhoş Çalgıcıyla, İş Kadını’yla karşılaşıyor ve her birinin anlattığı hikâyeleri dinliyor. Hikâyeler dünyevi olanın geçiciliği, kendini bilmenin ve görünenin ardındaki gerçeğin önemi gibi tasavvuf temaları etrafında şekilleniyor. Fakat  bu hikayelerin, yolcuyu nasıl bir iç yolculuğa ve yüzleşmeye yönlendirdiği meselesi yeterince net değil. Bu dramaturjik zayıflık, gösterinin etkisini biraz zayıflatıyor. İkinci bir zayıflatıcı etken de, oyuncuların canlandırdıkları ‘kişiler’e göre genç olmaları. Neredeyse bire bir gerçekliği hedefleyen bir gösteri için, ekibin ‘gençliği’ bir handikap olmuş.
Türkiye’deki bağımsız toplulukların çoğunluğu gibi, Tiyatro Artı da, bu oyunu sıfır bütçe ile gerçekleştirmiş, ama her şeye rağmen ortaya kendini gösteren bir iş çıkmış.
Bir Takip Oyunu son kez bu  cumartesi oynanıyor. 14:00, 18:00 arasında her 15 dakikada yeni bir oyun başlıyor. Tel: 0212 236 54 29. www.tiyatroarti.net