Galeriyi sokak gibi kullandı

Galeriyi sokak gibi kullandı
Galeriyi sokak gibi kullandı
Sokak sanatçısı olarak ünlenen Brezilyalı sanatçı Decolife, Galeri x-ist'te 'Mind The Gap' başlıklı sıradışı bir sergi açtı. Galeri mekanını tıpkı bir sokak gibi kullanan sanatçı, "Zor zamanlarım olabilir ama canımın istediği her yere resim yapabiliyorum" diyor.
Haber: EVRİM ŞENER / Arşivi

Duvar resmi, graffiti, stencil, sticker gibi çeşitleriyle kendini gösteren sokak sanatının taşıyıcıları şimdiki zamanın bileşenlerini eksiksiz yansıtmalarının yanı sıra dünyanın her köşesinde kamusal alanlarını, iktidar ve onun taşeronlarının billboard ve ekran mesajlarına bırakmayarak en keskin eleştirilerin mekanı olarak kullanmaktalar. Bir dönem vandalizm olarak tanımlanan bu dışavurumcu hareket; bugün Tate Gallery, MoMA ve Victoria and Albert Museum gibi muteber galeri ve müzelerin koleksiyonlarına girmiş bir sanat anlayışı.
Türkiye ’de çok yaygınlaşmamış, koleksiyoner ve izleyicilerin henüz tam olarak sahiplenmedikleri bir akım olan sokak sanatına şimdilerde Galeri x-ist bir sergiyle ev sahipliği yapıyor. Brezilyalı sanatçı Decolife’nun “Mind The Gap” başlıklı sergisi 21 Aralık’a kadar izlenebilecek. Sergi için galeri mekanı aynı sokak gibi hiçbir kısıt olmadan sanatçıya sunulmuş. Brezilyalı sanatçı Deco Nişantaşı’nın o parlaklığını kırıp, graffitiyi galeri mekanına getirerek onu ehlileştirmiyor. Aksine mesajını çok farklı bir kesime sunma şansı buluyor. Bu çarpıcı sergi vesilesiyle İstanbul ’a gelen Deco’ya kulak verelim...

Eserlerinde “Deco Life” imzası kullanıyorsun. Bunun özel bir nedeni var mı?
Deco çocukluğumdan beri benim aile arasındaki lakabım. Graffitiye 14 yaşında başladım. O dönem evde yaptığım tuval işlerimi Deco, sokakta yaptığım işleri ise Life diye imzalıyordum. Benim için ikisi paralel kimliklerdi. Sokakta ve evde yaptığım işler tamamen farklıydı. Graffiti Brezilya’da yasadışı. 2010 yılında sokakta yaptığım resimler yüzünden polisle başım derde girdi Bu olaydan sonra tuval üzerine çalışmayı bırakıp, sokaklarda yaptığım çizimlere ağırlık verdim. Sokaklarda yaptığım işleri de Decolife diye imzalamaya başladım. O zamanda beri yaptığım her şeyde bu imza var.

Madem yasadışı neden bu riski alıyorsun? Her şeyini tehlikeye atmaya değiyor mu?Benim için resim yapmak her şey, içimde benimle büyüyen bir şey. Bana verdiği hissi, dışarıda olma hissini seviyorum. Sokak sanatının doğaçlama bir tarafı var, o da hoşuma gidiyor. Zaman ve mekan kısıtlaması olmadan istediğim her yere resim yapıyorum. Aslında hayatta pek çok şey risk. Dışarıda uyumak, otostop yapmak, parasız seyahat etmek, kalacak yerin cebinde paran olmadan dilini bilmediğin yerlere seyahat etmek, hepsi risk. Resim yapamadığım noktada başımdan geçenleri not alıyorum. Zor zamanlarım olabilir ama canımın istediği her yere resim yapabiliyorum. Kimse bunu benden alamaz.

Çizgilerin yoluyla izleyenlere anlatmak istediğin nedir, sokaktaki insana mesaj verme kaygısı güdüyor musun?Elbette bir mesajım var ve bunu insanlara aktarmaya çalışıyorum. Yaptığım her detay, her element rastlantısal olarak orada değiller. Bir yerlerden birilerinden izler taşıyorum ben. Bunları paylaşıyorum insanlarla. Bir çeşit görsel günlük gibi resimlerim. Sokakta çirkin diye nitelenebilecek, insanların görmezden geldiği yerlere resim yapmayı tercih ediyorum. Çünkü mükemmel olmayan, kusurları olan hoşuma gidiyor. Biraz da bu yüzden sokaklara resim yapıyorum. Beni takip edip yapıp ettiklerimi bilenler çalışmalarımda mutluluğu göreceklerdir. İşlerim onlara iyi duygular ve sevgiyi aşılayacaktır.

Galeride sergi açarak sokak sanatının limitsiz duvarlarından ana akım sanatın kısıtlı olanaklarına geçiş yaptığını düşünüyor musun?
Graffitiye ilk başladığım yıllarda sanat satılmak için değildir gibi bir fikre kapıldım. Sanat herkes ve her yer için özgür olmalı düsturuyla sokağa çıktım. Polisle resimlerim yüzünden problem yaşayıp, yaptıklarımın ceza olarak yine bana sildirilmesinin ardından çizdiklerimin vandalizm değil sanat olduğunu kanıtlamak için bir galeri ile anlaşıp onların sergisine katıldım. Sokakta yaptığım resmin aynısı tuvale yapıldığında sanat oluyordu. Sokakta ise sanat eseri sayılmıyordu. Bu fikirle oynamak istedim. Oradaki diğer işler realist bakışın mükemmel ifadeleriydi. Benimkilerse onların tam tersi. Buraya gelirken de itiraf edeyim bir takım şüphelerim vardı. Ancak x-ist yapacağım işleri önceden bilmeksizin ve beni hiçbir şekilde yönlendirmeyerek galeri mekanını istediğim gibi kullanmamı sağladı. Sokakta insanlar sanatı aramıyor, çoğu zaman fark etmiyorlar bile. Ama galerilere sanatı arayan, ona hazır ve beklenti içindeki insanlar geliyor. Algı tamamen farklı. Sokakta risk, adrenalin, bin bir tehlike varken, galerinin içinde sanatı arayan insanlarla tanışmak çok güzel bir tecrübe.

Sokak sanatının provakatif, yapı bozumcu ve eleştirel bir söylemi var. Senin yaratım sürecinse farklı dinamiklerle besleniyor. Kendi yaklaşımını ve sanatsal dilini nasıl ifade edersin?
Sokak sanatı yıkıcılık, provokasyon, iktidar eleştirisi ile ilişkilendirildiği için illegal zaten. Legal olsa pek çok kişi sokak sanatını bırakır. İllegal olması hoşlarına gidiyor. Benim ise böyle bir yaklaşımım yok. Resimlerimde kendi yaşantımın kaydını tutuyorum. Bunu yaparken soyut bir dil kullanmıyorum. Gökyüzü, bulutlar, hayvanlar, insanlar özellikle kadınlar resimde kullanmayı sevdiğim elementler. Gördüğüm yaşadığım deneyimlediğim hemen her şeyi çizgiye döküyorum. Mesela silahla yanıma gelip beni soyan insanların da ertesi gün resmin yapıyorum.