Geçen yılın 'en iyileri'

Sizce geçen yılın en iyi öykücüsü ve romancısı, Murat Gülsoy'la Oya Baydar mıydı? Edebiyat dünyamızın iki önemli ödülü, Sait Faik Hikâye ve Orhan Kemal Roman armağanlarının sonuçları bize öyle olduğunu gösteriyor.
Haber: ŞEHNAZ PAK / Arşivi

İSTANBUL - Sizce geçen yılın en iyi öykücüsü ve romancısı, Murat Gülsoy'la Oya Baydar mıydı? Edebiyat dünyamızın iki önemli ödülü, Sait Faik Hikâye ve Orhan Kemal Roman armağanlarının sonuçları bize öyle olduğunu gösteriyor. Çünkü, 2000 yılında yayımlanan kitaplar içinden yapılan değerlendirme sonucunda Sait Faik Armağanı 'Bu Kitabı Çalın' başlıklı öyküleriyle Murat Gülsoy'un, Orhan Kemal ise 'Sıcak Külleri Kaldı' ile Oya Baydar'ın oldu.
Ödüllerin misyonu ne?
Edebiyat dünyasına hareketlilik getirmesi beklenen ödüller, çoğu kez bu misyonu ne kadar yerine getirebiliyor? 'Ödüllerin önemi, kazandırdıkları, faydaları, tarafsızlığı ve sürekliliği' gibi çok tartışılan meseleyi, bu senenin kazananlarına
sorduk.
Darrüşafaka Cemiyeti tarafından düzenlenen Sait Faik Hikâye Armağanı'na Can Yayınları'ndan çıkan 'Bu Kitabı Çalın' adlı kitabıyla layık görülen Murat Gülsoy ilk kez bir edebiyat ödülüne 'merhaba' diyor. Edebiyatın başlı başına bir heyecan işi olduğunu düşünen Gülsoy'a göre ödüller bu heyacanı daha da artırıyor: "Ödüller edebiyatçıyı, bu konuda üretmeye çalışan insanları heyecanlandırır ve motivasyonlarını
artırır. Onları yeni işlerin peşinde koşmaya zorlar bir anlamda. Bu açıdan aldığım ödül çok önemli. Bu ödülün benim için farklı bir yanı da var. Düzyazı edebiyat tarihimizde, daha başlangıç yıllarında hikâyeciliğiyle çok önemli bir ivme kazandırmış Sait Faik'in adına verilmesi... Öte yandan ödülleri Türk edebiyatında devamlılık ve kurumsallaşma açısından çok önemli buluyorum. Edebiyatın geleceğe taşınması bakımından çok hayati bir değeri var ödüllerin. Ayrıca ödülün kitaba
tekrar dikkat çekmek gibi bir misyonu da var.
Süreklilik için önemli
Can Yayınları'ndan çıkan 'Sıcak Külleri Kaldı' adlı romanıyla bu yılki 'Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanan Oya Baydar
ödüllere alışık bir isim. Daha önceden de 'Sait Faik Hikâye Armağanı' ve 'Yunus Nadi Roman Ödülü'nü alan Baydar, edebiyat
ödüllerinin gerekliliğine inananlardan. Gerek yazarın gerekse edebiyat yaşamının gelişmesi açısından ödülleri önemli ve anlamlı buluyor: "Ancak ödüllendirilen yapıtın değeri ve okurla buluşması açısından bakılırsa ödülleri mutlaklaştırmamak; ödül sahibi olarak
'Artık ben oldum, herkesten iyiyim' yanılgısına kapılmamak gerekiyor. Bütün ödüllerin jüri üyelerinin öznel beğeni ve değerlendirmelerinin sonucu oluştuğunu unutmayalım. Bu yüzden ödüllerin değeri de bir yandan kurumlaşmış, gelenekleşmiş edebiyat dünyası ve toplumda saygınlık kazanmış olmalarıyla büyük ölçüde de jüri üyelerinin edebi kimlik ve saygınlıklarıyla belirleniyor." Oya Baydar ödüllerin, ödülüne göre yazara belli bir önem ve saygınlık kazandırdığını da düşünüyor: "Ama ödüller Batı'dakinin aksine yapıtın yaygınlaşmasına bence çok az hizmet ediyor. Çok satmak ile ödül arasında doğrudan bağ yok. Hatta bence hiç bağ yok. Bunun başlıca nedeni küçük bir edebiyat seçkinlerinin dışında okur kitlesinin edebiyatın kendisine değil modaların, medyanın ve reklamın belirlediğine kapılmasından ileri geliyor. Çok satanlarla ödüllü kitaplar hemen hiçbir zaman aynı kitaplar değil. Çok satanlar ayrı, ödüllü kitaplar ayrı bir yol izliyor. Her şeyin aşırı hatta yapay bir biçimde metalaştırıldığı bu dünyada edebi ürün de metalaşıyor. Yeni model bir araba ya da
ayakkabı muamalesi görmeye başlıyor. Edebiyat ürünü edebiyat dışında bir meta halinde dolaşıma giriyor. Ben ütopik de olsa çok satanların ödüllü, ödüllülerin de çok satar olduğu yani edebiyat ürününün edebiyata yabancılaştırmadığı bir yazar-okur-yapıt üçgeni düşünüyorum."


    ETİKETLER:

    İstanbul

    ,

    Orhan Kemal