@ErkanAktug

Gençleri sinemayla 'zehirliyor'

Gençleri sinemayla 'zehirliyor'
Gençleri sinemayla 'zehirliyor'

Mithat Alam, adını taşıyan merkezin kurulması için yaklaşık 700 bin dolar yardımda bulunmuş.

10. yılını kutlayan Mithat Alam Film Merkezi'nin kurucusu Mithat Alam, '10 senedir gençlerin hayatını kaydırmakla meşgulüm! İstemediğiniz şeyi yapmayın diyorum onlara. Ben 30 sene sevmediğim işi yaptım, iyi kazandım ama mutlu değildim' diyor
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - “Mithat Alam Film Merkezi olmasaydı muhtemelen şimdi iktisat master’ı yapıyor olurdum.” Mithat Alam Film Merkezi’nin tanıtım filminde yer alan ve her izlediğinde Mithat Alam’ın gözlerini yaşartan bu sözler, merkezin hayatını değiştirdiği gençlerden birine, ödüllü kısa filmci Deniz Buga’ya ait. Yaptığı yüklü miktarda bağışla Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde kendi adını taşıyan bir film merkezi kurulmasını sağlayan Mithat Alam, “İşte bu cümle benim misyonum” diyor, “Çünkü birisinin hayatına dokunuyorsunuz. Keşke birisi de benim hayatıma dokunsaydı.”
Burada Deniz Buga’ya bir parantez açalım. Boğaziçi’ne sosyoloji okumak için girmiş, Mithat Alam’da ‘zehirlendikten’ sonra sinemayla ilgilenmeye, kısa filmler çekmeye başlamış. 2006’da New York Üniversitesi Tisch Sanat Okulu’nun Film Prodüksiyonu bölümüne kabul edilmiş. Şimdilerde ilk uzun metrajlı filmi ‘Körfez’i çekmeye çalışıyor.
Bu yıl 10. yaşını kutlayan Mithat Alam Film Merkezi, Deniz Buga gibi, bir bakıma Mithat Alam’ın da hayatını değiştirmiş. Bugün 65 yaşında Mithat Alam. Boğaziçi’nde İş İdaresi ve Ekonomi okumuş, yıllarca yabancı şirketlerin Türkiye mümessili olarak tekstil ve sigara makineleri pazarlamış. İyi de para kazanmış fakat yaptığı işi hiç ama hiç sevmemiş. Boğaziçi’nde seçmeli sinema dersi vermeye başladığı, kendi adını taşıyan merkezi kurduğu 1990’ların sonundan itibaren yeni bir hayata yelken açmış. Ve sevdiği işi yapmaya başladığı o yıllarda dondurmuş sanki yaşını, gençlerle birlikte o da gençleşmiş. Öyle hareketli, öyle konuşkan, öyle esprili, eğlenceli ki, etrafına enerji saçıyor.
“10 seneden beri gençlerin hayatını kaydırmakla meşgulüm” diyor Mithat Alam, “Onlara ‘istemediğiniz şeyi yapmayın, en azından belli oranlarda istediğiniz şeyi yapın’ diyorum. Çünkü ben belki işimi iyi yaptım, iyi yaptım ki para kazandım, çünkü babamdan bir şey kalmadı. Neticede bu bir şey değil. Disiplinliyseniz, organizasyona inanıyorsanız, zaman planlamanız varsa belli şeylerle işi götürüyorsunuz. 50’lerime geldiğimde kendime sormaya başladım, ‘Onca şey yaptım, peki hayatımdan memnun muyum?’ diye. Ben hayatımdan, yaptığım iş açısından hiçbir zaman memnun olmadım. Makine pazarladım ama makineden hiç anlamam, hiç sevmedim makineleri.”
Hiç evlenmeyen, çocuğu da olmayan Mithat Alam, 50’li yaşlara geldiğinde ciddi ciddi bağış fikrini düşünmeye başlamış: “Bağış fikri oluşmaya başladı kafamda ama nereye yapacağımı bilemiyordum. Boğaziçi’ndeki dersler, bir sömestr, iki sömestr, üç derken birleşti kafamda. Yani ben sinemayı seviyorum, 11 sene okuduğum yer burası benim, yani beni ben yapan yer. Robert Koleji’ne 1956’da 11 yaşımdayken girdim. Orta, lise, üniversite, yüksek lisans derken 1964’te 24 yaşındayken çıktım Boğaziçi kampüsünden. Ders vermeye başladıktan sonra keşfettim ki gençlerle de çok iyi iletişimim var. Çünkü ben iş hayatımda kalabalığa filan hiç girmedim, hatta kalabalıklardan kaçardım.”
Mithat Alam, 1999 Aralık’ta Boğaziçi Üniversitesi’ne 400 bin dolar bağış yaptı. Bağışın kendisine dokunulmayacaktı, faiziyle de kurulacak film merkezinin gideri karşılanacaktı. Fakat yer problemi vardı. Dönemin rektörü Üstün Ergüder, müzik hocasının kullandığı binayı gösterdi. Fakat bir sorun vardı, bina metruk haldeydi. Yaklaşık 300 bin dolar tutan yenileme masrafını da Mithat bey karşıladı ve bina baştan aşağı yenilendi. Sonrasında Mithat beyin harekete geçirdiği eş, dost ve çeşitli firmaların bağışlarıyla merkezin ana parası 700 bin dolara yükseldi.
Boğaziçi Üniversitesi’nin de her yıl belli miktarda (60 bin lira) bütçe ayırdığını, özellikle sinema dergisi Altyazı’yı üniversitenin sübanvanse ettiğini hatırlatan Mithat Alam, “Merkezin yıllık bütçesi 90 bin dolar civarında. Ben 700 bin dolar ana parayla vaktiyle dolar bazında yüzde 12’yle tahvil aldırmıştım. Oradan 60-65 bin dolar getiriyor. Biz her sene 20-25 bin dolar eksik başlıyoruz. Ve o sene içinde o parayı bulmaya çalışıyoruz. Çalışmalar tamamen gönüllülük esasıyla yürüyor. Öğrencilerin çok katkısı oluyor” diye konuşuyor.
Mithat Alam, şimdilerde tüm birikimini MAFM’ye aktarıyor, her gününü orada geçiyor, sinemayla gençlerin ‘hayatını kaydırmaya’ çalışıyor ve çok mutlu, çook. 

8 bin filmlik arşiv

Mithat Alam Film Merkezi, Boğaziçi Üniversitesi’nin Güney Kampüsü’nde yer alıyor.

Mithat Alam Film Merkezi, kâğıt üzerinde sinema bölümü olmayan Boğaziçi Üniversitesi’nde sinemaya ilgi duyan öğrencilere kendilerini geliştirebilecekleri bir ortam sunması temel misyonuyla kurulsa da etki alanı Boğaziçi sınırlarını çoktan aşmış durumda. Merkezin arşivinde 5 bin 500’ü Mithat Alam’ın kişisel koleksiyonundan toplam 8 bine yakın film var. “Bu konuda iddialıyız” diyor Alam, “Bergman’lar, Antonioni’ler... Bütün büyük yönetmenlerin DVD’ye basılıp da bizde olmayan filmi yok. ‘Başka hiçbir yerde bulamadım, burada buldum’ diyenler çok.”
Öğrenciler istediği filmi arşivden iki günlüğüne alıp evinde izleyebiliyor. Evinde izleme imkanı olmayan ya da yurtta kalanlar ise sabah 9’dan akşam 6’ya kadar açık olan film izleme odasını kullanabiliyor. Dışarıdan gelen öğrenciler ya da sinemaya ilgi duyanlar da eli boş gönderilmiyor MAFM’den. “Ben paylaşmaya inanıyorum. Onca yolu aşıp buraya gelen kişi demek ki ciddi bir sinema meraklısı, ona hayır diyemeyiz. Yani bu sürekli deklare edilmiyor ama gelen herkes buyur ediliyor” diyor Mithat Alam. Sinema üzerine derin sohbetlerin edildiği Sinefil Odası’na da sahip olan merkezin 61 kişilik sinema salonunda ise düzenli olarak çeşitli temalar çerçevesinde toplu gösterimler, söyleşi ve paneller düzenleniyor. Söyleşi ve paneller öğrenciler tarafından deşifre edilerek her yıl yayımlanan Sinema Söyleşileri Yıllığı’nda toplanıyor. Söyleşilerin tamamına merkezin internet sitesinden de ulaşılabiliyor.
Çok önemli bir boşluğu dolduran Türk Sineması Görsel Hafıza Projesi kapsamında ise Türk sinemasının usta isimleriyle 40 saati bulan uzun soluklu görüntülü söyleşiler gerçekleştirilerek merkezin arşivinde saklanıyor. Bu söyleşilerin kısaltılmış versiyonları ise DVD olarak yayımlanıyor.  
Sinefil dergisi, Altyazı, Hisar Kısa Film Seçkisi, Kısa Film Destek Projesi, MAFM‘nin diğer faaliyetleri.

Atatürk’ün arkadaşı Mithat Alam!

Feride Çiçekoğlu, Alam’ın ‘yaşadığını’ öğrenince şaşıranlardan.

Mithat Alam’ın yaşayan biri olduğunu öğrenince şaşıran o kadar çok insan var ki! Bir keresinde Mithat Alam’la Altın Portakal’da karşılaşıp ayaküstü sohbet ettikten sonra yanımdaki arkadaşım ‘Kim bu?’ diye sormuştu. ‘Mithat Alam’ cevabını alınca ‘Aaa, ben onu kültür merkezi sanıyordum’ deyivermişti.
Radikal yazarı Kemal Yılmaz, köşesinde Mithat Alam’ın yaşayan biri olduğunu belirtmek için “Kendisi Atatürk’ün silah arkadaşlarından biri değil, sadece sinemaya meraklı bir gönül insanıdır, işadamıdır” cümlesini kullandı. Söyleşimiz sırasında Mithat Alam, Kemal beyin bu bilgiyi bilip de mi yazdığını, yoksa kelime oyunu mu yaptığını sordu. Şaşırdığımı görünce, “Benim dedemin adı da Mithat Alam’dı. Ve Atatürk’ün yakın çevresindeki insanlardan biriydi. ‘Silah arkadaşı değildi ama. Üç dönem mebusluk yapmıştı” diye anlattı.
Mithat Alam’ın yaşayan biri olduğunu öğrenip şaşıranlardan biri de yazar Feride Çiçekoğlu. Mithat Bey anlatıyor: “Feride Çiçekoğlu, takip ettiğim çok saygı duyduğum biri ama üç dört sene öncesine kadar tanışmıyorduk. Bir keresinda Antalya Altın Portakal Film Festivali sırasında, Migros’un sinemasında oturuyorum. Tanımadığım bir kadın, gayet sempatik bir şekilde ellerini açtı, bana doğru gelmeye başladı ve dedi ki ‘siz Mithat Alammışsınız ve yaşıyormuşsunuz?, ben Feride Çiçekoğlu.’ Çok şekerdi.

Makine tanıtım kasetinden western çıktı
Çocuk yaşlardan beri sinemaya düşkün olan Mithat Alam’ın yaklaşık 5 bin 500 filmlik hayli iddialı bir film koleksiyonu var. Koleksiyonunun ilk parçasının hikâyesi hayli ilginç. “Makinelerin tanıtım kasetlerinden birisinin içinde BBC’den kaydedilmiş bir film çıktı. Benim çok sevdiğim, klasik western’lerden biri. Koleksiyonumun ilk parçası odur. Türkiye temsilciliğini yaptığım firmadaki David adlı arkadaşıma, ‘Madem BBC’den falan böyle filmler çekilebiliyor, bana BBC’den filmleri çekip gönderir misin?’ dedim. Ona listeler gönderdim, ‘Şu, şu filmleri çek’ diye, bu böyle yıllarca devam etti. Hâlâ görüşürüz David’le.”

Görsel Hafıza Projesi
Mithat Alam Film Merkezi’nin Görsel Hafıza Projesi kapsamında bugüne kadar yayımladığı belgeseller: 

1. DVD:
İlhan Arakon, Bülent Oran, Sezer Sezin

2. DVD:
Filiz Akın, Yılmaz Atadeniz, Giovanni Scognamillo

3. DVD: Rekin Teksoy, Memduh Ün, Kadri Yurdatap

4. DVD: Orhan Günşiray, Safa Önal, Vedat Türkali 

5. DVD: Nijat Özön, Fikret Hakan, Muzaffer Tema

6. DVD: Duygu Sağıroğlu, Birsen Kaya, Aydemir Akbaş

7. DVD: Şadan Kamil, Jeyan Mahfi Ayral Tözüm, Eşref Kolçak

8. DVD: İzzet Günay, Nevin Aypar, Ülkü Erakalın

9. DVD: Ahmet Mekin, Erol Günaydın, Şeref Gür


    ETİKETLER:

    Mayın