Gençlik güzel de çevresi kötü!

Gençlik güzel de çevresi kötü!
Gençlik güzel de çevresi kötü!
34. İstanbul Film Festivali'nin sekizinci günündeyiz. Eğlendireceği kesin bir film ve keşfedilmeyi bekleyen iki filmle sakin bir cumartesi diliyoruz.
Haber: ELÇİN YAHŞİ / Arşivi

Açılın, ben peyzaj mimarıyım!

Küçük Karmaşa / A Little Chaos / Dünya Festivallerinden
Kate Winslet, Mildred Pierce’tan sonra bir kez daha erkekler dünyasında tek başına var olmaya çabalayan ve başaran kadın rolünde. Yönetmen Alan Rickman’ın canlandırdığı 14. Louis, sarayı Paris’ten Versay’a taşımaya karar verince yeni sarayın bahçelerini hazırlama işini üstlenen peyzaj mimarına yardımcı bulmak gerekir. İşe bir kadın, hem de klasikten yana olan mimardan tamamen farklı, modern yaklaşımları olan bir kadın başvurur. Tabii ki hemen işe alınır, sonra hem bahçe hem mimarla yardımcısının ilişkisi gelişir. Şahane kostümler, iyi oyuncular, iyi oyunculuklar, yavaş yavaş gelişen aşk, araya giren kötü kadın, komedi, trajedi, her şey var. Kafa dinlendiren ve eğlendiren bir iki saat. Festivalin jokeri diyebiliriz. (Rexx, 16:00)

Gençlik güzel, çevresi kötü!
Güzel Gençlik / Hermosa Juventud / Mayınlı Bölge
Filmin açılış sahnesinde hamilelik testi yapan güzel kız (pozitif) gününü sağa sola cv bırakmakla geçiriyor; o da cv’yi alan olursa. Genel olarak cevap, “şu an kimseyi işe alamıyoruz.” Erkek arkadaşı, arada günlüğü 10 avrodan inşaatlarda iş buluyor. Bir arkadaşıyla sürekli ellerine para geçirip, iş dünyasına atılmanın hayalini kuruyorlar. Ah ellerine bir fırsat geçse, göreceğiz ama nerde? İkisi de anneleriyle oturuyor, kızın annesi şanslı, bir işi var. Oğlanın annesi banyo yapmak için bile oğluna muhtaç bedensel engelli bir kadın. Hayat zaten her taraftan darlamışken bir de çocuk geliyor. Ellerine biraz para geçsin diye amatör bir porno çekiyorlar ama öyle bir kereyle zengin olunmuyor tabii. Sonra bebekle uykusuz geceler, kolay yoldan para kazanmak için çakallığa kalkışmalar filan. Bir neslin tükenen umutlarını izliyoruz. Filmin en çarpıcı yanı iki gencin hayatlarındaki gelişmeleri, akıllı telefonlarındaki mesajlar, mailler, instagram fotoğrafları, skype konuşmaları, video oyunlarıyla yansıtan sekanslar. Hiçbir geliri, besin kaynağı olmayan ama teknolojinin bütün nimetlerini içselleştirmiş, geleceksiz dijital hayatlar karşımıza dikiliyor. (Beyoğlu, 16:00)

Şiddet şiddeti çeker
Bela Parkı / Flugparken / Yeni Bir Bakış
Biraz sabır isteyen ama izleyicisini ödüllendiren Bela Parkı, İsveç’ten geliyor ve yönetmeninin ilk uzun metraj filmi. Başrol oyuncusu İsveç’te ve Selanik’te En İyi Erkek Oyuncu ödülünü almış; sözde şiddeti engellemeye çalışırken kendini şiddetin içinde bulan ve kısmi suçluluk duygusuyla giderek dağılan bir karakteri canlandırıyor. Aslında pek çaktırmasa da suç, soruşturma ve intikam çerçevesinde ilerleyen sağlam bir gerilim filmi. Karda katır katır yürüme seslerini hiç unutmayabilirsiniz. (Rexx 2, 21:30)