Gerard İvedik Berlin'de!

Gerard İvedik Berlin'de!
Gerard İvedik Berlin'de!
Gerard Depardieu'nun, Berlin'de Altın Ayı için yarıştığı 'Mammuth'ta canlandırdığı karakter, fena halde Recep İvedik'e benziyor.


AHMET BOYACIOĞLU

Bazen insan ne yazacağını bilemez, bilgisayarın başında öyle kalakalır ya, Berlin'de hiç böyle sıkıntılı anlar yaşanmıyor. Standımızı topladık, Kültür Müşavirimiz Hüseyin Coşan'ı ziyaret edip bilgi verdik ve katkılarından dolayı teşekkür ettik. Sonra biraz sosyalleşmek amacıyla Berlin'in ünlü alışveriş merkezi KaDeWe'ye gittik. KaDeWe'nin Almanca anlamı 'Batının alışveriş merkezi'. Berlin'in Doğu ve Batı diye ikiye ayrıldığı yıllarda Batı Berlinlilerin kapitalizmin kalesi olarak gördükleri ve çok övündükleri bir yerdi. Almanya'nın birleşmesinden sonra da adı değiştirilmedi ve ünü devam etti. KaDeWe'nin altıncı katında güzel ve küçük lokantalar var, 'Orada bir şeyler yiyelim' dedik ve sürpriz … Gittiğimiz lokantada Gerard Depardieu oturuyor, yanındaki masa da boş. Hemen çöktük. Aramızda bir buçuk metre var yok.

En son dört - beş yıl önce İstanbul Film Festivalinde gördüğüm Depardieu, maşallah, daha da şişmanlamış, kesinlikle 120 - 130 kilo. Sürekli önündeki ekmekleri yiyor ve ağzında lokmayla konuşuyor. Rahmetli annem bana hep 'Oğlum ağzında lokmayla konuşma' derdi, onun annesi ona hiç böyle şeyler söylememiş demek ki. Gelen geçen Depardieu'ye şöyle bir bakıyor ama çok yoğun bir ilgi olduğu söylenemez. Yani bizim dizi oyuncuları kadar ilgi ve sıkıntı çekmiyor Depardieu. Sadece iki kişi fotoğrafını çekmek istedi, pek memnun olmadı ama hayır da demedi, ağzındaki lokmayı saklayarak poz verdi. Elinde ekmek olmadığı zaman yanındaki kızın yanağından bir makas alıyor. Arada eşime de şöyle bir gülümsedi, o sırada şarabı üstüne döktü, ama rahat adam, bardağındaki suyla ceketini sildi ve yeniden gülümsedi 'olur böyle şeyler' anlamında.

Saat 14.30, 15.30'da Depardieu'nün oynadığı 'Mammuth' adlı yarışma filminin gösterimi var. Kalkarken çantamdan Berlin için hazırladığımız Türk müziği CD'sini çıkartıyorum, Türkiye'den gelen bir gazeteci olduğumu söyleyip CD'yi hediye ediyorum. Üç defa teşekkür edip cebine koyuyor, ben de hemen yanından ayrılıyorum. Ne olur, ne olmaz.

Bir taksiye binip Potsdam Meydanına geldim, Cinemaxx kafede bir sinema yazarıyla karşılaştım. 'Mammuth'u gördün mü?' diye sordu, 'Yok ama Depardieu'yü gördüm' dedim, gülüştük. Sinema salonu gösterimden on beş dakika evvel doldu. Depardieu altmış yaşında emekliye ayrılan bir adamı oynuyor, saçları belinde. Küçük bir törenle arkadaşları tarafından uğurlanıyor. Emeklilik işlemleri için başvurduğunda primlerinin ödenmediğini öğreniyor. (Nasıl tanıdık geldi, değil mi? Demek ki sadece ülkemizde olmuyor böyle işler.) Mammuth model motosikletine binip eskiden çalıştığı yerlere gidiyor primlerini belgeleyebilmek amacıyla. Filmin ilk otuz dakikası gerçekten eğlenceli, herkes güldü, ben de güldüm. Sonra o kocaman adam gözümde yavaş, yavaş Recep İvedik'e dönüşmeye başladı. Evet, Gerard İvedik. Cüssesiyle, yaptığı esprilerle Fransız bir İvedik. Filmin ikinci yarısı ne yazık ki hiç komik değil, birkaç kişi salonu terk etti, biz kaderimize razı olup doksan dakikayı tamamladık ve kendimizi salondan attık.

Basın toplantısına gitmedim, şimdi kendimi tutamam, aramızda oluşan samimiyete de güvenerek kalkıp 'Bay Depardieu bizin ülkemizde bir Recep İvedik var' diye söze başlarım. Ama sonu iyi olmaz, tatsızlık çıkar. Basın toplantısına çok sayıda Fransız'ın geleceğini de düşünürsek, kesin tatsızlık çıkar.
Ahmet sen, sen ol, belaya bulaşma, git oteline, yazını yaz.