Gerçek adı Bruel Hawes

"Affet beni prenses, bu el kaybettim. Seni sevdiğimi hiç unutma. Şimdi kaç.
Haber: SEDA TOPUZLU / Arşivi

İSTANBUL - "Affet beni prenses, bu el kaybettim. Seni sevdiğimi hiç unutma. Şimdi kaç. Çabuk!' zor nefes alarak mikrofonuna konuşmaya ve giderek güçsüzleşen koluyla Suat'ı uzaklaştırmaya çabalıyordu. Bedenindeki yaşam enerjisi azaldıkça etrafındaki suyun rengi kızıllaşıyordu. Sualtında yaralı insan yere düşmez, dik kalırdı. Suat iki palet darbesiyle Scooter'lara ulaştı. Kendisini izleyen Arif'e yavaşça dönüp son kez baktı..."
Bu alıntı, Siyah-Mavi adlı polisiye romana ait. Bir yandan Amerika'daki kocası ile kızının izini süren, bir yandan da geçimini özel dedektiflik yaparak sürdüren Suat'ın romanı Siyah-Mavi. Suat'ı hüznün ve denizin derinliklerine çekense Türkiye'deki IMF temsilcisinin karıştığı tarihi eser kaçakçılığı...
Kitabın yazarı Birol Oğuz ise 20 yıldır Türkiye'de yaşayan bir ingiliz. Londra'da tanıştığı Türk kızıyla evlenmiş, bir süre sonra da ayrılmışlar. Ama Oğuz, Türkiye'ye
o kadar alışmış ki, ayrılmayı düşünmemiş bile. İngiltere'de okuyan oğlunu ziyarete gittiği zaman kendini 'turist' gibi hissediyormuş. Zaten çocukluğundan beri severmiş Doğu'yu, hele Türkiye'yi. Türkçeyle arası iyileşince kitaplarını da Türkçe yazmaya başlamış. İlk polisiyesi Siyah-Beyaz, ardından da bu kitabı gelmiş. Asıl adı Hugh Wyndram Bruel Hawes'ı, telaffuzu zor olduğu gerekçesiyle Türkçeleştirmiş. Yazarla, çok sevdiğini söylediği Beyoğlu'nun mütevazı bir kafesinde kendisi, hayat ve yeni kitabı üzerine 'Türkçe' söyleştik.
İlk kitabınız 'Siyah-Beyaz', ikinci kitabınız da 'Siyah-Mavi'. Siyah renkte
ısrar edişinizin sebebi nedir?
Aslında bunun sebebini ciddi olarak hiç düşünmedim. İlk kitabımda Afro-Amerikan insanlar vardı. Onların renklerinden yola çıktım. Aynı zamanda doğru ve yanlışları da temsil ediyor bu renkler. Sonra da böyle devam etti. İkinci kitabımın adı 'Siyah-Mor' olacaktı. Sonra vazgeçtim ve 'Siyah-Mavi' dedim. Mavi kelimesini de, sanıldığı gibi hikâye deniz altında geçiyor diye seçmedim.
'Siyah-Mavi' Beyoğlu, Tarabya, Kekova arasında geçiyor. Bütün romanlarınız Türkiye'de mi geçecek?
Gezdiğim, bildiğim yerler bunlar. Ben romanımın doğru bilgilere dayanmasını çok önemsiyorum. Örneğin son kitabımda geçen yerleri iyi biliyorum ama yine de yazmaya oturmadan önce ve romanı bitirince birer kere daha gidip yazdıklarımın doğruluğunu kontrol ettim. Üçüncü romanım ise New York'ta geçecek...
Dalgıçlık ve yelkencilikle ilgili ayrıntılı anlatımlar bu sporlarla ilgilendiğiniz izlenimi uyandırıyor.
Aslındaz dalgıçlık konusunda uzman olanlar kızım ve oğlum. Onlar beni bilgilendirdi ama, yelkencilik benim alanım.
İyi bir polisiye okuru olduğumu söyleyemem ama bu kitabınızı hızla okuyup bitirdim, hatta sonunda da bir güzel ağladım.
İlk kitabım aslında ikinciye göre daha ağırdı. Aşk yoktu mesela. Orada ilk kez Suat'ı tanıttım okura ve daha işine yoğunlaşan bir karakter idi. Bu kitapsa bir yönüyle aşk hikâyesi ve daha çok olay iç içe. Polisiye roman diyoruz, ama aslında
'gizem' (mystery) romanı olurdu İngiltere'de
yayınlansa. Türkiye'de böyle bir kategori yok.
Senaryo da yazıyorsunuz. Bu kitapları filmleştirmeyi düşünüyor musunuz?
Evet o noktaya geldim. Bir yönetmenle kitabımın filmi için konuştum. Siyah-Beyaz adlı romanımın senaryosunu yazıyorum şu sıralar. Bitirmek üzereyim.