Gerçekle yüzleşmenin acısı

Sebastio Salgado, dünyanın önde gelen belgesel ve haber fotoğrafçılarından biri...
Haber: HALUK ÇOBANOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Sebastio Salgado, dünyanın önde gelen belgesel ve haber fotoğrafçılarından biri... Yaklaşık 10 yıldır üzerinde çalıştığı 'Göç' konulu fotoğrafları şu sıralar New York International Center of Photography'de (ICP) sergileniyor. 'Göçler, Değişen İnsanlık' (Migrations, Humanity in Transition) başlıklı sergi, geçen yıl Fransa'da başlayan 'Salgado mükemmel kompozisyonlar yaratarak içeriği boşaltıyor' tartışmasını Amerika'ya taşıdı.
Aralarında Türkiye'den karelerin de yer aldığı 300'den fazla fotoğrafı bir araya getiren sergi, basında, konusunda şimdiye kadar yapılan en kapsamlı çalışma olarak nitelendiriliyor ama bir yandan tartışmalar da sürüyor.
13 Temmuz tarihli New York Times'ta yayımlanan M. Kimmelman imzalı yazıda, Salgado'nun işler için, öz olarak, 'acının estetize edildiği' ve 'mükemmelliğinden dolayı fotoğrafların içeriğinin ortadan kalktığı' öne sürülüyor. Bu görüşler kişisel olarak Kimmelman'a ait değil. Kimmelman, yazıyı geçen yıl Fransa'da tartışma yaratan 'Salgado, ya da acının sömürüsü' başlıklı makaleden devşirdiğini samimi şekilde itiraf ediyor.
İnsanlık dramı: Göçler
Haber fotoğrafçılığının yaşayan bir başka efsanesi H. Cartier-Bresson geçen yıl
'Utandım' başlıklı bir yazı kaleme almış, söz konusu makale için 'bu yılan dilli metinle aslında bir mesleğin hedef seçildiğini' belirtip 'Salgado'nun çalışmalarındaki soyluluktan' söz ederek tartışmalara nokta koymuştu. Ama yeterli olmamış anlaşılan.
Yine geçen yıl, tartışmayla ilgili ne düşündüğünü sorduğum Ara Güler bana "Sen budala ve kıskançların sadece burada mı yaşadığını sanıyorsun, evladım?" demişti.
Peki Salgado'nun tartışmalara hedef olan çalışması 'Göçler'de fotoğrafçı ne anlatıyor?
Salgado, 1993'ten beri Türkiye dahil yaklaşık 50 ülkede mültecileri belgeleme peşindeydi. Salgado projesinde 21. yüzyılın başında en önemli insanlık durumlarından birini, yani 'kendi istekleri dışında göç eden mazlumları' ele alarak, konuyu vücuda getiriyor. Çünkü ona göre göçmenler 'yeniden şekillenen dünyanın hem yaratıcısı hem de kurbanları.' Ama bu tartışmalar nereden ortaya çıkıyor ve neden Salgado'nun üzerinde dönüyor? Bunu anlamak için biraz fotoğraf tarihine ve yapılan işlere bakmak gerekir. Belgesel ve haber fotoğrafçılığının tarihi fotoğrafın icadıyla başlar. Geriye dönüp bakıldığında, onların bize yaşadığımız döneme ilişkin muazzam antropolojik ve tarihsel belgeler bıraktıklarını görürüz.
20. yüzyılın ortasına doğru, haber ajanslarının yaygınlaşması ile basında yaşanan gelişmeler 'öteki'ni merak ve anlama çabası haber fotoğrafçılığını olmazsa olmaz bir konuma getirmiştir. Bugüne değin dünyanın her yerinden acı, sevinç, savaş, politik, çevre, portre, keşif gibi konularda fotoğraf üreten seçkin Magnum geleneğindeki ajanslar, Henri Cartier-Bresson, E.Smith, R. Capa, Koudelka, Ara Güler, Sebastiao Salgado gibi fotoğraf ustaları dünyayı anlamamıza ve yorumlamamıza yardımcı olmuşlardır.
Ama bu fotoğrafçılar birileri tarafından zaman zaman klişe işler üretiyor olmakla suçlanmıştır. Bu eleştiriler zamanla şeklen değişse bile özünü hep korumuştur. Salgado'ya yöneltilen eleştiriler de bu eski görüşlerin cilalanarak yeniden ortaya çıktığını görüyoruz. Bu cilalı görüşte bu sefer Salgado 'mükemmel kompozisyonlar' yaratmakla suçlanıyor ve onun ürettiği işlerin içeriği boşaltılmaya çalışılıyor.
Efsanenin dönüşü
1992'de Londra'da haber fotoğrafçılığının geleceğine dair araştırma yapıyordum. Batılı fotoğraf dergileri de özel sayılar yayımlayarak, TV karşısında 'haber fotoğrafçılığı ölüyor mu?' diye soruyorlardı.
Malum, Körfez Savaşı TV'den naklen yayımlanmış, konuyla uğraşan herkesin kafası karışmıştı.
Derken peşi sıra Salgado'nun anıtsal işlerinden üretilen 'İşçiler' ve 'Diğer Amerikalar' adlı albümleri yayımlandı. Salgado'nun bu işleri bir kez daha hareketli görüntü ile fotoğraf ilişkisini beyinlerimizde oturtmamıza yardımcı oldu. Mekân, zaman, yaşama bakış, gelenek ve anı yakalamak... Efsanenin geri döndüğünü hissetmiştim!
1996'da ABD, West Palm Beach'de bir konferansta karşılaştım, Salgado ile. Yapılan söyleşide bir ekonomist titizliği ile Globalizm'e keskin eleştiriler yöneltiyordu. Ve ardından dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun yaşadığı kötü koşullara ve ağır çalışma şartları ile çağdışı üretim koşullarına dikkat çekiyordu. Salgado, dünyanın her yanında karşılaştığı acı olaylara dair kişisel tanıklıklarını aktarırken gözyaşlarını tutamadığı görüldü.
İzleyiciler şaşkın, birbirlerine bakarken oturuma ara verilmişti.
Terra (Toprak) adlı çalışmasında Brezilyalı topraksız köylülerin mücadelesini anlatan ve yarattığı oluşumla onlara ekonomik destek veren Salgado'nun, bu konudaki çalışmaları yine onu eleştirenler tarafından 'propaganda'
ve 'ideolojik' olarak kabul edilmektedir.
İşin doğrusu kendi ideolojisi ile fotoğraf çektiğini belirten, yükselen değerlere meydan okurcasına paylaşımcı Salgado'nun yaşamına ve işlerine saygı duymamak mümkün değil.
Diğer yandan 1980'lerde dünyada esmeye başlayan muhafazakâr rüzgârların getirdiği, bugün ak dediğine yarın kara diyen ilkesiz
'tabu kırıcılar', sosyal gelişmeleri kendi gelenekleri içinde inceleyen ve insana öncelik veren her türden proje sahibini,
'eski ve ideolojik' olarak suçlamaya devam ediyor.
Ancak bir bilge kişinin 'ideoloji ağız kokusuna benzer, ancak hiç kimse kendi ağız kokusunu duymaz' deyişi hatırlandığında, bu kalemşorların yaydığı tuhaf kokulara katlanmak, doğrusu şu yaz sıcaklarında bir başka zor oluyor.
Geçen yıl Fransa'da yaşanan tartışmaya ve içerdiği zıt görüşlerin tam çevirilerine Sanat Dünyamız dergisinin 77. sayısında yer alıyor.
Sebastiao Salgado kimdir?
Brezilyalı, ekonomist. Diktatörlük rejimine karşı çıkıp ülkeyi terk etti. Sorbonne Üniversitesi'nde ekonomi doktorası yaptı. Geç sayılabilecek bir yaşta, 30'lu yaşlarda fotoğrafa başladı. Kısa sürede sıyrıldı, dünyanın en tanınmış haber ajanslarında çalıştı. İşleri en seçkin ödüllere layık bulundu.
Bir süre çalıştığı MAGNUM ajansından ayrılıp kendi fotoğraf ajansı Amazonas'ı kurdu. Günümüzün en önemli haber ve belgesel fotoğrafçısı olarak anılıyor. Şimdi 56 yaşında.