Gerçekten de görünmüyor

Gerçekten de görünmüyor
Gerçekten de görünmüyor
Charles Dickens'in genç ve güzel bir kadına olan aşkını anlatan 'Görünmez Kadın', Ralph Fiennes'in yönetmenlik meselesinde hâlâ kat edeceği mesafeler olmasından mı bilinmez, 'Görünmez Kadın'da duygular da görünmez oluyor.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

GÖRÜNMEYEN KADIN **
Orijinal Adı:
The Invisible Woman
Yönetmen: Ralph Fiennes
Oyuncular: Ralph Fiennes, Felicity Jones, Kristin Scott Thomas
Yapım: 2013 İngiltere
Süre: 111 dk.

Ralph Fiennes’in çağımızın en önemli oyuncularından birisi olduğu su götürmez. Bunu görmek için gösterimi devam eden ‘Büyük Budapeşte Oteli’ne gitmeniz yeterli. İngiliz oyuncu son dönemde sinemaya yönetmen olarak da katkı sunmak istemiş olacak ki, kamera arkasına da geçmeye başladı.
2011 tarihli, ‘Coriolanus’un ardından İstanbul Film Festivali’nde izleme olanağı bulduğumuz ‘Görünmeyen Kadın’la bir kez daha karşımızda.
Fiennes’in bizzat canlandırdığı Charles Dickens’in genç ve güzel bir kadına olan aşkını anlatıyor film. Büyük yazarın Nelly isimli genç bir kadına âşık oluşunu, genç kadının da bu duygulara karşılık vermesini ama bu ilişkinin kamuoyu açısından ancak bir ‘dedikodu’ olarak kalışını izliyoruz. O dönem evli olan, çocukları bulunan Charles Dickens’in bugünün pop starları gibi algılandığını, görüldüğü her yerde ilgiye boğulduğunu, bir imza için önünde uzun kuyruklar oluştuğunu düşündüğümüzde bu durumu daha da anlamlandırabiliriz belki. Ama ‘Görünmeyen Kadın’, özellikle dönem tasarımı, kostümler vb. gibi teknik etkileyicilikler bir yana bırakıldığında Dickens ve Nelly arasındaki duygunun yoğunluğunu seyirciye geçirmekten uzak bir yapım. Chaire Tomalin’in kitabından ‘Demir Leydi’ ve ‘Utanç’ gibi filmlere de imza atan Abi Morgan tarafından kaleme alınan senaryodan mı, Fiennes’in yönetmenlik meselesinde hâlâ kat edeceği mesafeler olmasından mı bilinmez, ‘Görünmez Kadın’da duygular da görünmez oluyor.
‘Görünmeyen Kadın’ bana Bernard Rose’nin 1994 tarihli ‘Ölümsüz Sevgi/ Immortal Beloved’ ve Jane Campion’un 2009 yapımı ‘Parlak Yıldız/ Bright Star’ filmlerini çağrıştırdı. Ancak, burada ne ‘Ölümsüz Sevgi’deki şiddeti, ne de ‘Parlak Yıldız’daki inceliği görebiliyoruz.