'Gezi, öncesi ve sonrasıyla bu albümü etkiledi'

'Gezi, öncesi ve sonrasıyla bu albümü etkiledi'
'Gezi, öncesi ve sonrasıyla bu albümü etkiledi'
Elif Çağlar ikinci albümü 'Misfit'i NU-DC Records etiketiyle çıkardı. Söylediğine göre bu albümde büyümekten, içe dönmekten, savaşlardan, kötü insanlardan ve çocukluktan bahsediyor. 22 Ağustos'ta Denizde Caz'da, 23 Ağustos'ta ise Babylon Kilyos'ta sahneye çıkacak sanatçıyla buluşup albümünü konuştuk...
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

‘Misfit’, ‘M-U-S-I-C’in ardından ikinci solo albümünüz. Nasıl ortaya çıktı bu albüm?
İlk albümü yapmamızın ardından ikinci albüm için çalışmaya başlamıştım. Dolayısıyla bu albüm için bir karar anı hiç olmadı. (Gülüyor) Şu anda da üçüncünün şarkıları hazırlanıyor mesela. Sanatçı için hiç bitmeyen bir mesai bu. ‘Misfit’ için şarkıları hazırlayıp aranjmanlara girişince sound kendiliğinden ortaya çıktı. İlk albümü tekrar etmek yerine farklı bir şey yapmak istiyordum. Albümde çaldığım arkadaşlarımı bir araya topladım ben de. Ardından kitlesel fonlama sistemine giriştik. İki senelik bir sponsor arayışına girip başarılı olamadık. Moral ve zaman kaybı yaşadık. En sonunda ben bu albümü dinleyicilerle birlikte yapmaya karar verdim. O sürecin ardından da albümde çalacak yabancı müzisyenlerin kayıtları için yurtdışına gittim. İki günde kayıtlar bitti. Buraya dönüp vokal kayıtlarını yaptık. Uzun zaman sonucunda tamamlamayı başardık.

Sound anlamında neler kattınız bu albüme? Dinleyici albümünüzde ne bulacak?
İlk albümümde de geleneksel cazdan uzak durup farklı tarzlara da göz kırpan şarkılar yapmıştık. Vaziyet yine aynı. Tek fark bu kez başka tarzlara göz kırpıyor olması. Kendimi nasıl geliştirebileceğimi tüm açılardan düşündüm. Aranjmanlar, vokal teknikleri… Her şeyde bir farklılık aradım. Bence bu biraz daha modern caz albümü. Yine farklı türler, farklı tempolar var. Birkaç şarkı sebebiyle doğuya dönük tarafları da var. İçerik olarak da yoğun şekilde büyümek, içe dönmek, savaş, diktatörler gibi konular var. Muhtemelen bir sonraki albüm bu ikisine hiç benzemeyecek.

Bu albümde etrafınızla ilgileniyorsunuz biraz daha yoğun şekilde. Şarkılar nasıl bir süreçte yazıldı?
Her parçada çok değişik ruh halleri yaşadım. Şarkıların hepsini son üç sene içinde yazdım. Gezi, öncesi ve sonrasıyla bu albümü etkiledi. Gezi’den önce yazdığım belli parçalar var. O şarkılar boğazına kadar dolmuşluğu, isyan etmeyi anlatıyor. Gezi sonrası süreçte yaşananlar da sonra yazdığım şarkıları etkiledi. İçe dönme, kendini sorgulama, kötü insanlar, çocukluğa tutunma durumları dahil oldu şarkılara. Hepimiz çok karman çorman durumdaydık, konular da karman çorman oldu böyle. (Gülüyor)


Yurtdışıyla arası sıkı bir müzisyensiniz. Albüm kayıtlarının bir kısmını da yurtdışında gerçekleştirdiniz. Türkiye’de caz bir alternatif müzik dalı olarak kabul edilirken Avrupa ve Amerika’da çok daha büyük bir ilgiyle karşılanıyor. Siz neler deneyimlediniz yurtdışında?

Yurtdışında çok büyük olanaklar var. Festivaller, caz kulüpleri, eğitimler… Her şeye ulaşabiliyorsunuz. Bu sebepten seviyeler çok yüksek. Enstrümanınıza sizin kadar hâkim en az 200 kişi bulabiliyorsunuz. Burada tabii ki durum çok farklı. Çünkü caz konusunda eğitim eksikliği çekiyoruz. Burada bir şeylerin değişmesi için emek göstermemiz gerektiğini fark edebiliyoruz yurtdışına gidince.

İlk albümünüzle yan yana getirince nereye koyuyorsunuz ‘Misfit’i?
İçerik olarak ilk albümden çok daha farklı bir albüm bu. Son yıllarda yaşadığım her şeyi ortaya koyan özel bir albüm olduğunu düşünüyorum. Tüm albümlere çok kıymet veriyor insan. Bu albümün bir farklı tarafı var benim için. Cazdan başka alanlarda da çalışmalar yapmayı planlıyorum. Bu işlerle ilgili miladım hep ikinci albümdü. Hep ‘İkinci albümü yapayım, sonra bu işlere girişeceğim’ demiştim. Bana bir özgürlük alanı açtı. Müziğe yeni başlamışım gibi hissediyorum şu anda. ‘Misfit’i dinleyicilerle birlikte yapmış olmamızın da ayrı bir tadı var tabii.


Fotoğraf: Betül Telli
Kitlesel fonlama konusuna derinlemesine dalacak olursak… Yurtdışında oldukça aktif çalışan bir sistem olmasına rağmen Türkiye’de pek rağbet görmüyor. Sizi ne kadar memnun etti?

Elimizde ne var ne yoksa albüme yatırdık. Bunun yanı sıra insanlar da albümü hayal edebildiğim şekilde yapabilmem için ellerini taşın altına koydular. Bağış yapan insanlar ‘Canım şöyle yapma, böyle yap’ demek yerine ‘Ben senin hayaline inanıyorum’ demiş oldular. Çok güzel bir histi. 12 bin dolar gibi ciddi bir rakam toplamayı başardık.

Her müzik türü icra edildiği topraklara göre farklılık gösteriyor birbirleriyle. Türkiye’de yapılan caz müziğin özellikleri diğer ülkelerde yapılan örneklere kıyasla nelerdir?
Her coğrafya insanlara bazı güzellikler katıyor. Sen bunları müziğine batı formlarıyla da ekleyebilirsin, doğuyu işin içine sokarak da ekleyebilirsin ya da her şeyi boş verip kendi türkülerini yeni bir formla aranje edebilirsin. Bunların hepsi Türk cazı şemsiyesinin içine girebilecek şeyler. Bu nedenle kategorilendirmeyi pek sevmiyorum. Modern Türk cazı albümü dinlediğimde de türkü aranjmanı dinlediğimde de aynı tadı alabiliyorum. Türk müzisyeninin dokunuşunu fark edebiliyorum. Bunu yabancılar da çok net duyuyorlar. İlk albümümde doğulu bir hava olmamasına ve İngilizce olmasına rağmen yurtdışından ‘Türk olduğunuzu çok net hissedebiliyoruz’ diye bir dolu mesaj aldım.


Albüm sonrası neler bekliyor bizi?

Konserlere başlıyoruz. Yazın gelişiyle beraber biraz güneye kayabilir konserler ilk başta. Bu albümü her yere götürebilmek istiyorum. İstanbul, Ankara, İzmir gibi şehirlerin dışında her yere gidebilmesi için elimden geleni yapacağım. Yurtdışı festivalleri için görüşmeler devam ediyor. Bir taraftan da yeni projelere başlamış vaziyetteyim. Sonbaharda elektronik bir EP çıkarmayı planlıyorum. Şarkılar bitti, mix-mastering aşamasında şu an. Four In The Pocket ekibiyle bir single yapmak istiyoruz. Beste seanslarımız oldukça iyi gidiyor. 2016 başlarında üçüncü albümün gelmesi için de harekete geçeceğim.

Elif Çağlar Quartet, 22 Ağustos’ta Denizde Caz kapsamında The Primetime Cruise’da sahneye çıkacak. Saat 21.00’de (kapı açılışı 19.00) Kuruçeşme Cemil Topuzlu Parkı Rıhtımı’ndan ayrılacak The Primetime Cruise, yolculuğunu saat 24.00’de başladığı yerde tamamlayacak. Tel: 0212 292 32 42

Elif Çağlar’ın yer aldığı FOURinthePOCKET grubu 23 Ağustos’ta Babylon Kilyos’ta sahneye çıkacak.