Gezi ruhunu ilk albümden beri taşıyoruz

Gezi ruhunu ilk albümden beri taşıyoruz
Gezi ruhunu ilk albümden beri taşıyoruz
Geçen yaz 'The Chapullers' klibiyle gündeme gelen saykodelik rock grubu Dinar Bandosu, grupla aynı adı taşıyan üçüncü albümlerini yayımladı. "Artık daha oturmuş bir grubuz" diyorlar, albüm de öyle.
Haber: Asya Robins / Arşivi

Türkiye yeraltı karşı-kültür müziğinin 70’li yıllarda belirginleşen geleneğini miras alıp ‘güncelleyen’ ve ‘Batı müziğini kendi havalarında çalmak’ şiarını benimseyen saykodelik rock grubu Dinar Bandosu, 2003 yılında kuruldu. Fakat itiraf etmeliyim ki, benim onlarla tanışıklığım 10 yıl sonra, 2013 yazında Gezi eylemleri sırasında gerçekleşti. O zamanlar herkesin dilindeki ‘The Chapullers’ şarkısında “Sokaklar kalabalık, taşlar koptu yerinden/ Geliyor çapulcular, çıkıp evlerinden/ Tencere tava, bunların hepsi mi hava/ Gel geç otur karşıma/ Bak ayranlar burada/ (...) Yolla yolla/ Biber gazını da yolla/ Burnum açılmadı hala...” diyorlardı. ‘The Chapullers’ın ironik neşesine kapıldıktan sonra “Ya bunları dinlemeliyim” demiştim kendi kendime... O zamana dek hep aynı mekânlarda ama farklı zamanlarda bulunmuşuz demek ki, yollarımız bir türlü kesişmemiş...

Kendilerini ‘Asi, ehlileşmek istemeyen, bağımsız bir sanat çetesi’ olarak da tarif eden Dinar Bandosu, şimdilerde grupla aynı adı taşıyan ve Sony Music etiketiyle yayımlanan üçüncü stüdyo albümleriyle karşımızda. Adını şair Ece Ayhan’ın hayalinde canlandırdığı ve kitaplarında sürekli vurguladığı hayali Dinar Bandosu’ndan alan grupla dört yıl aradan sonra gelen albümü kaydettikleri Cihangir Müzik Evi’nde buluşuyoruz. Sarı hippie gözlükleri ve kocaman gülümsemesiyle grubun üflemeli enstümanlar sorumlusu Asaf Zeki Yüksel karşılıyor beni. Ardından Ali Asaf Sarıca (asıl vokal), Douglas Vegas (gitar), Erdem Aydaş (basgitar), Yılma Karatuna (davul) ve Mustafa Sarıoğlu’yla (tonmaister) tanışıyorum.
Önce “Gezi’den nemalanmaya çalışıyorlar” algısı yaratmamak için albüme koymadıkları ‘The Chapullers’ı soruyorum. Herkes Asaf Abi’ye (Zeki Yüksel) bakıyor, o da cevaplıyor: “Gezi ruhunu ilk albümümüzden beri taşıyoruz biz. ‘Pascal Nouma’ ve ‘Terzi Fikri’ gibi şarkılarımızdan anlarsınız. Ben yıllardır ‘ İstanbul için isyan vakti’ diye bağırıyordum ama dinleyen yoktu. Gezi’nin ilk birkaç günü gazımızı yedikten sonra işimizin müzik yapmak olduğunu hatırlayıp kendimizi stüdyoya kapattık ve parçamızı kaydettik. Şarkıyı internete sanırım gece 05.00 gibi koyduk ve sabah 10.00 olana kadar 5 bin tık almıştı bile. Çok hızlı yayıldı.” Ardından Douglas (Vegas) giriyor söze ve “The Chapullers parçası albümümüzde yer almasa da Gezi olaylarının yoğun duyguları bizim süregelen çalışmalarımıza yeni bir enerji kattı” diyerek noktayı koyuyor.

Bazı ayrılıklar ve yeni katılanlarla son şeklini alan Dinar Bandosu, artık daha ‘oturmuş’ hissediyor. Bir ara grubu bırakıp geri dönen Douglas, “Döndüğümde bütün grup yeni bir enerjiyle devam etmeye karar vermiştik ve her şey tam anlamıyla oturmuştu” diyor. Haliyle yeni albümlerinden de beklentileri yüksek. Yılma Karatuna, “İlk albümümüz ‘Saykodelikdeşik’ 2007’de yayımlanmıştı. İnsanlar ilk dinlediklerinde biraz garipsedi, farklıydı çünkü. Sonradan sevdiler. Bir sürü festivalde konser verdik, hızlıca tanınmaya başlamıştık. Ardından 2010’da ‘Aya da Gidelim Osman’ albümü çıktı ama ne yazık ki ilk albüm kadar başarılı olamadı. Kitlelere fazla ulaşamadı. Şimdi tam anlamıyla oturmuş bir grubuz. Yeni tonmaisterimiz Mustafa (Sarıoğlu), prodüktörümüz Serhat Ersöz ve yapım şirketi tek kelimeyle şahane. Bu albümden çok ümitliyiz” diye anlatıyor.

Övgüyü mahcubiyetle kabul eden Sarıoğlu, gruptaki teknik değişimi, “Grubun eski tınıları devam ediyor ama birtakım değişimler oldu. Yılma’nın davul setup’ı bunlardan biri. Geleneksel asma davullardan kendine çok orijinal bir ‘batı davulu’ devşirdi. Asaf abi de el yapımı borudan flüt, didgeridoo, futujara ve tulum gibi değişik enstrümanları ile yeni tınılarına katkıda bulundu. Bu değişimlerin birleşimi de albümün işitsel dokusuna yeni bir boyut kazandırdı. Daha oturmuş bir havası var. Biz de bu tınıyı en kaliteli şekilde kulaklarınıza iletmek üzere çalıştık” diye özetliyor.

Yeni albümle birlikte tarzlarına isim koymamayı tercih ettiklerini anlatan Asaf Yüksel, “İnsanlar ‘İstanbul’lu saykodelik rock’ diye tanımlıyor tarzımızı. Tabii ki bu tanımda benimsediğimiz noktalar var ama kendimizi dünyalı olarak görmeyi tercih ediyoruz. Tek bir coğrafyaya veya tek bir türe bağlı kalmak istemiyoruz. Grubun bütün numarası da zaten farklı yerlerden ve farklı disiplinlerden gelen insanların bir arada müzik yapması. Biz kapalı stüdyolarda değil, dışarıda, bu dinamik şehrin içinde yaşayan insanlarız. Biz de sabah kalkıp metrobüse binerken kalabalığa küfrediyoruz, trafikte oturup radyo dinliyoruz. Bütün bunlar da bizim ilham kaynaklarımız” diyor.
‘Saykodelik’ kavramıyla ilgili ‘ruhun görünür kılınması’ tanımlaması yapan Yılma, yeni albümle bir şeylerin ötesine gidip görünmeyeni görünür kılmaya çalıştıklarını, belki de bu yüzden müziklerini tam olarak adlandıramadıklarını anlatırken Douglas, “Biz sevdiğimiz tınıları sevdiğimiz şekilde çalıyoruz sadece” diye özetliyor durumu.

Dinar Bandosu’nun albüm tanıtım konseri, 2 Nisan Çarşamba saat 21.30’da Babylon’da.