Gezi'den ilham aldı, Facebook arkadaşlarıyla...

Gezi'den ilham aldı, Facebook arkadaşlarıyla...
Gezi'den ilham aldı, Facebook arkadaşlarıyla...
Sepetçiler Kasrı'nda dün gece şahane Istanbul günbatımı eşliğinde Melody Gardot'yu dinledik... Sadece sesiyle büyülemekle kalmadı, sahneye çağırdığı birkaç izleyiciyle dans etmeye başlamasıyla tüm bahçe ayaklandı... Garanti Bankası'nın sponsorluğunda düzenlenen 22. Istanbul Caz Festivali'nin gördüğü en eğlenceli kapanışlardan birine şahit olduk... Gardot, konser öncesi Radikal'e konuştu, İstanbul'dan, Gezi'den ilhamla kaydettiği şarkısını anlattı.
Haber: GÜLDEHAN AYSAN - guldehanaysan@gmail.com / Arşivi

22. Istanbul Caz Festivali, Melody Gardot’nun sahne alacağını açıkladığından beri dört gözle konser gününü bekliyoruz.. Ve beklenen an dün geldi… Sepetçiler Kasrı’nın bahçesinde, arkamızda şahane Istanbul günbatımı, koltuklarda, çimlerde, hatta ayakta Melody Gardot’yu dinledik... Bang & Olufsen sponsorluğundaki konser, yeni albümü ‘Currency of Man’in tanıtım turnesi kapsamında yer aldı. Tabii ‘Baby I’m A Fool’, ‘Our Love Is Easy’, ‘Who Will Comfort Me’ gibi klasikleriyle en popüler albümüne de götürdü bizi Gardot.

Polonyalı caz grubu Wojtek Mazolewski Quartet’ten sonra sahne alan Philadelphia’lı şarkıcı-besteci, sadece sesiyle büyülemekle kalmadı, gitar, piyano, elektro gitar, ne bulduysa çaldı. Arada yanımızdan geçen vapur düdüklerine selamı da ihmal etmedi: “Yanlış notadan girdin arkadaşım!”

Müzikle iyileşti, sizi de iyileştirecek!

Konser boyu, “Hadi kalkın dans edin” demesine rağmen çoğunluk sağlayamayınca, sonunda insiyatifi ele alıp, ön sıralardan birkaç izleyiciyi sahneye aldı. Onlarla beraber dans etmeye başlamasıyla tüm bahçe ayaklandı ve Caz Festivali’nin gördüğü en eğlenceli kapanışlardan birine şahit olduk...

Konserden kısa süre önce, Melody Gardot ile yaptığımız görüşme de cabası! Büyülü sesinin yanı sıra Budist felsefesini benimseyen, kendi geçirdiği kazadan sonra faydalarını gördüğü müzik terapisini yaymak için uğraşan, neşeli, yaptığı işe aşık genç bir kadınla ilham verici bir sohbet oldu...


Albüm… ‘Currency of Man’…
Bu albüm birçok farklı konu hakkında konuşuyor. İlk albümüm, ‘Worrisome Heart’ çok kişiseldi. Bu, hayat hakkında, dünya hakkında... Kayda ilk başladığımda ne istediğimi tam bilmiyordum, nasıl bir ses yakalamak istediğimi... Kendi başıma, bir odanın içinde gitar çalıp beste yapıyordum. Benimle birlikte çalışmak istediğini söyleyen birkaç müzisyen vardı. Ve kayda girdik. Biraz, önceki albümüm ‘My One & Only Thrill’deki gibi gerçekleşti her şey. Birkaç melodiyi canlı çalmaya başladık ve ondan sonra tam olarak ne istediğimi anladım. 

O sırada Brezilyalı bir yapımcıyla tanıştım. Kendine ait bir stili vardı. Çok güçlü bir stil. Ve tanıştığımız zaman onun stili ve benimki bir araya geldi.
İnsanlar beni hep istediğimi yapmam konusunda cesaretlendirdiler. ‘Currency of Man’ aslında, tam anlamıyla kendimi yansıttığım ilk albüm oldu. Tüm albümlerim içerisinde kendimi en rahat hissettiğim albümüm.

İlk albüm ve turne...
İlk albümüm ‘Worrisome Heart’ı kaydederken bu işte çok yeniydim. Fazla bir şey bilmiyordum. Ve turneye çıktıktan sonra müzik hakkında da beraber çaldığın grup hakkında da çok şey öğreniyorsun. Bir saat boyunca sadece ballad’lar söylemenin zor olduğunu gördüm. Çok güzel ama müzisyen olarak performans çok zorluyor, çünkü ballad söylemek çok duygusal bir durum. Ballad’lar derin ve duygulu olmak zorunda ve bunu yansıtmak zor. Ve son turnemizde gördüm ki, izleyicilerin de kalkıp dans etmesi, şarkı söylemesi çok eğlenceli. Bu bağı kurmak çok güzel. Haliyle bunu sağlayacak müzikler yazmak istedim.

Yeni şarkılar...
‘If Ever I Recall Your Face’teki aranjman, örneğin, çok güzel bir ballad. Bence bir film gibi... Verdiği duygular yüzünden seviyorum ve ses sanki bir gramafondan çıkıyor gibi.. Şarkıların birçoğundaki stili beğeniyorum. ‘She Don’t Know’, sokaktan hoş bir manzara gibi...


‘Preacherman’...

Bu şarkı çok özel çünkü, şarkıda Facebook’tan insanlar söylüyor.. Albümü kaydederken bir cuma günü aklıma bu fikir geldi.. Facebook’tan bir paylaşım yaptık, pazartesi gününe kadar bir sürü insan ses kaydı gönderdi. Aynı gün özel bir ses teknisyeni geldi. Salı günü, dünyanın dört bir yanındaki Facebook arkadaşlarından oluşan bir koromuz vardı. Bu, albümdeki en hoş durumlardan biri bu..
Bu parçayı canlı söylerken de aslında Istanbul’dan ilham aldık... Çünkü ‘Preacherman’i ilk kez sahnede olarak Istanbul’da çaldık, geçen sefer geldiğimizde... Burada çaldık çünkü Gezi Parkı’nı ve olanları konuşuyorduk ve her şeyin birbirine bağlı olmasından bahsediyorduk... Ve kayda hazır olan ilk parçamız ‘Preacherman’di…


Müzik terapisi...

İnsanların, ben de dahil, batı tedavilerini deneyip, tüm iğneleri olup ilaçları aldıktan sonra iyileşememesi korkunç bir durum. Gerçekten çok kötü hissediyorsun. Sonra müzik gibi son derece basit bir alternatif sunuluyor. Ve sabırla uygulamaya devam edip gelişimi gördüğün zaman tek cevabın ilaç kutusunda olmadığını anlıyorsun. Şimdi, turnede olduğum için birebir çalışamıyorum ama bir vakıf kurdum ve onlar işlerini yapmaya devam ediyor…


Ve bir de kolundaki mızrak dövmesi...

Bu şekli rüyamda görmüştüm. Tam 3 defa üstüste gördüm. Sonunda cesaretimi toplayıp -çünkü bu ilk dövmem- bu mızrakları sağ koluma dövme yaptırdım. Dövmeyi yaptırdıktan 3 sene sonra, California’da sahilde, bir kadının kolunda da aynı dövmeyi gördüm. Hemen durdurdum. Dövme onun da sağ kolundaydı ve o da çok şaşırdı benimkini görünce. Onun ki biraz daha farklıydı aynı mızraklar, ama saplarında Tibet dilinde kelimeler vardı.
Bana ‘Budist misin?’ dedi, ‘Evet,’ dedim.. Ve anlamının ‘harmony (ahenk)’ olduğunu söyledi... Çok tuhaftı... Benim adım Melody (ezgi/ ahenk), aynı anlamda ve ben bu şekli rüyamda gördüm..
Ama tıpkı caz gibi. Bazen asıl önemli olan kelimeler değil, sadece duygular ve ne hissettiğin...
https://www.facebook.com/garanticazyesili