@idrisemen

Gezi'den Suruç'a bir uzun 'YOL'

Gezi'den Suruç'a bir uzun 'YOL'
Gezi'den Suruç'a bir uzun 'YOL'
Suruç katliamından sağ kurtulan tiyatro oyuncusu Murat Akdağ Gezi'den Suruç'a, Özgecan cinayetinden Tahir Elçi'nin ölümüne kadar son üç yılda Türkiye'de yaşanan politik olayları ele alan bir oyun hazırladı
Haber: İDRİS EMEN - idris.emen@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Suruç katliamından sağ kurtulan tiyatro oyuncusu Murat Akdağ, tek kişilik oyununun çıkış noktasını, “31 Mayıs 2013'te Gezi direnişinin bir parçası olmadan önce apolitik biriydim. Her tür siyasi eyleme uzaktım. 1 Mayıs kutlamalarına bile katılmazdım. İlk olarak Gezi direnişi ile birlikte politize oldum. Gezi Parkı benim bir çıkış noktası oldu. Gezi Parkı’ndan sonra her eylem, her siyasal mecrada var olmaya başladım. Bu bazen, Kamp Armen oldu. Bazen, Soma, bazen soma…’ sözleriyle anlatıyor.

Bu oyunda neden kendini anlatma ihtiyacı duyuyorsun?

'Ben 17 yıl boyunca tiyatro oyunculuğu yaptım. Bu aslında bir hatırlama oyunu. Ben 31 Mayıs 2013'te Gezi direnişinin bir parçası olmadan önce bohem denebilecek bir hayat yaşıyordum. Her tür siyasi eyleme uzaktım. 1 Mayıs kutlamalarına bile katılmazdı. İlk olarak Gezi direnişi ile birlikte politize oldum. Gezi Parkı benim bir çıkış noktası oldu. Gezi Parkı’ndan sonra her eylemde, her siyasal mücadele var olmaya çalıştım. Kamp Armen, Soma, ve Yeşil Yol bunlardan bir kaçı. Mesela Özgecan cinayetini protesto etmek için İstiklal caddesinde etek giydim. İşte ben tüm bu süreçte yaşadığım deneyimleri ve toplumun yaşadıklarını seyirci ile paylaşmak istedim. Zira her şeyi çabuk unutuyoruz. Oyunda gitmediğim ve tanık olmadığım vakalar da yer alıyor. Örneğin Tahir Elçi’nin ölümü bunlardan bir tanesi… Ben bu oyunu 10 yıl hatta 20 yıl boyunca sürekli, yeni yeni bağlamlarla oynamaya devam etmek istiyorum.

Oyunun ilk çıkış noktası nedir?
'Aslında bu oyun, işgal alanlarında oluşup gelişti. Oyunun ilk hali Kamp Armen'de sergilendi. Kamp Armen için bir etkinlik dizisi yapıldı. Ben de 15 dakikalık bir tek kişilik bir oyun hazırladım. Oyunun adı ‘bir el koyma hikayesi’ idi. Oyunda Gezi direnişi ve Kamp Armen'in hikayesini anlattım. Sonra bu oyunu bir başka versiyonunu ‘Bu Mahallede Böyle Şeyler Olmaz’ adı ile Cihangir parkında oynadım. Oyunun en son halini ‘Kobani'ye beraber Savunduk Beraber İnşa Edeceğiz’ kampanyası adı altında ile Kobani'de oynamayı planlıyordum. Bu amaçla Suruç’a gittim. Ancak Suruç'ta Amara Kültür Merkezi'nin bahçesinde bize yönelik yapılan bombalı saldırı sonrasında Kobane'ye geçemedik. Dolayısıyla oyunu da oynayamadım.’’

Bu oyunda kimleri örnek aldın?
‘’Yaklaşık 3 yıldır yazarak ve oynayarak bu oyuna hazırlandım. Işıklar içinde yatsın bu oyunda Tuncel Kurtiz'in, ‘Şeyh Bedrettin Destanı’ ile oluşturduğu yapıya yaklaşmaya çalıştım. Tuncel Kurtiz'in dünya sanat tarihinde çok özel bir yeri olduğunu düşünüyorum. Doğunun şamanları ile batının dramatik yapılı yazın biçimini çok büyük bir başarı ile birleştirmiş ve üstün bir yetenekle seyirciye sunmuştur. Ben de Tuncel Kurtiz’i örnek alarak 70 dakikalık bir oyun hazırladım.’’

Suruç katliamını bizzat yaşadın, Suruç katliamı da oyunda yer alıyor mu?
‘’Amara Kültür Merkezi’nde canlı bomba patladığında ben de bahçedeydim. Beni derinden sarsan bir olay oldu. O bahçede bulunan 300 kişiden sadece 2’sini tanıyordum. Orada bulunan 300 kişi aynı rüyanın peşindeydi. Orada hayatını kaybeden arkadaşlarımız saflık ve iyi niyetiyle Suruç’ta olmaları bana bir Cem Rütiel’ini hatırlattı. Dolayısıyla beraber bir bütün oluşturuyorduk. Oyunda Suruç patlamasında önce kaçtım. Sonra geri geldiğimde yerde cansız yatan insanları gördüm. Kendi kendime, ‘her halde ben de öldüm ve burada hayalet olarak duruyorum’ dedim. Daha sonra kendime gelip arkadaşlarımı kurtarmaya çalıştım. Onlarca yaralı taşıdım. Oyunda Suruç’ta bu yaşadıklarımı da anlatıyorum.’’

Yol oyunu 12, 22 ve 27 Aralık’ta Kadıköy Karma Drama Sahnesi’nde sergilencek.