Giacometti sergisini görmeniz için 7 sebep

Giacometti sergisini görmeniz için 7 sebep
Giacometti sergisini görmeniz için 7 sebep
Pera Müzesi'nde, dünyanın en ünlü heykel sanatçılarından Alberto Giacometti'nin kapsamlı bir sergisi açıldı. Sergide, sanatçının çocukluğundan son günlerine kadar yaptığı resim ve heykellerden seçilmiş 123 eser yer alıyor. Giacometti Vakfı'yla birlikte hazırlanan sergi, 26 Nisan'a kadar görülebilir.
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

1- MODERN ZAMANLARIN EN ÜNLÜ VE EN PAHALI HEYKELTIRAŞI

Alberto Giacometti, modern zamanların en önemli heykeltıraşlarından biri. Dünyanın belli başlı bütün müzelerinde en az birkaç eserini mutlaka görebileceğiniz bir imza. Bir ağaç gibi yükselen ince uzun figürlerini imzaya dönüştürmüş benzersiz bir sanatçı. Bu nedenlerle dünyanın en pahalı heykeltıraşı... 2010 yılında Yürüyen Adam 1 adlı heykeli 104.3 milyon dolara satılarak, henüz aşılamamış bir rekor kırdı.

2- GIACOMETTI’NİN ELİNDEN PARİS SOKAKLARI

Serginin sürprizlerinden biri de atölyesinden çıkmayan Giacometti’nin bir yayıncının siparişi üzerine yaptığı Paris çizimleri... 1960’ların başında bir sanatçının yaşamı. Gezindiği sokaklar, Paris’in meydanları, anıtlarıyla gösteren çizimler... 150 taşbaskıdan oluşan kitap Giacometti’nin ölümünden üç yıl sonra basılabilmişti.

3- HAYATTA VE SANATTA GENÇLİK VE YAŞLILIK

Giacometti’nin hem çocukluk dönemi eserleri hem de en son yaptığı heykeller bu sergide yer alıyor. Mesela kardeşi Diego’nun 12 yaşındaki meşhur heykeline baktıktan sonra bir başka salonda 62 yaşındaki halini de görebilirsiniz. Bu iki Diego heykeli bize hem bir sanatçının nereden nereye geldiğini gösteriyor, hem de bir insanın yaşlanması hakkında derin düşüncelere sevk ediyor. Bir başka eser, Giacometti’nin öldüğü yıl yaptığı son heykellerden biri de sergide yer alıyor ki, ona bakarken “işte yaşlılık bu” diyebilirsiniz.

4- KÜÇÜK ATÖLYEDE BÜYÜK BİR DÜNYA

Dönemin bütün yetenekli sanatçıları gibi 1922’de soluğu Paris’te aldı. 1926’da kiraladığı 23 metrekarelik küçük atölyesini hayatı boyunca hiç değiştirmedi. Dünya çapında bir sanatçı olduğunda bile, müzelerin peşinde koştuğu heykellerini burada yaptı. Pera Müzesi’ndeki sergi, atölyesinde çekilmiş çok sayıda fotoğrafla onun 23 metrekarelik büyük dünyasını da tanıtıyor bize.

5- İLK HEYKELİ DE GELDİ

1901 yılında İsviçre’nin İtalyanca konuşulan küçük bir köyünde doğdu. Babası döneminin ünlü ressamlarından Giovanni Giacometti’ydi. Babasının atölyesinde yetişti. 13 yaşında yaptığı iki eser, kardeşi Diego’nun büstü ve babasının atölyesini de gösteren resim, onun bütün kariyerinin başlangıcı oldu. Çocukluğunda başladığı bu temaları bütün ömrü boyunca sürdürdü. Neredeyse hep büst, yüz ve portre çalıştı. Giacometti’nin ‘temel yapıt’ sayıp ömrü boyunca atölyesinde sakladığı Diego’nun 91 yıllık alçı heykeli de İstanbul’daki sergide yer alıyor. Yine o yıllara ait kendisini, kardeşlerini ve yakın çevresini konu aldığı çok sayıda resim de bu büste eşlik ediyor.

6- SÜRREALİSTLERİN ARASINDAN KOVULDU

1930’larda Paris’te fırtına gibi esen Sürrealistlerin arasında yer aldı. Dergilerinde yazılar yazdı, desenleri yayımlandı. Andre Breton, Paul Eluard ile dostluk etti, Salvador Dali onun hakkında övgü dolu satırlar yazdı. Bu dönem yaptığı sürrealist heykeller Sürrealizmin simgeleri arasında yer aldı. Bu heykellerin en önemlileri, penisi çağrıştıran biçimiyle ‘Yavan Nesne’ ve ‘Uzanmış Düş Gören Kadın’ da Pera’da yer alıyor. 1935’te bu işlerden vazgeçip kendi meselesine dönmeye karar verdi ve tekrar modele bakarak heykel yapmaya başladı. Sürrealistler ona çok kızdılar ve ortak bir metin hazırlayıp Giacometti’yi aralarından attıklarını açıkladılar....

7- KADINLAR BİRER SELVİ AĞACI

Tabii ki döneminin bütün sanatçıları gibi Giacometti için de kadınların yeri başka. En çok karısının, sevgilisinin heykellerini yapmış zaten. Heykellerindeki ağaçlar birer kadın, kadınlar birer ağaç gibi. Büstler ise kaya, kayalar büst gibi. Sergideki ‘Büyük Kadın’ heykeli neredeyse gerçek boyutlarda bir ağaç. Bu benzerliği ‘Venedikli Kadın’ın karşısında da hissedeceksiniz. ‘Orman’ adlı heykeldeki ağaçların kadınlara benzerliği gözünüzden kaçmayacak. ‘Üç Figür ve Bir Baş’a da bu gözle bakın, kadınları ve adamı göreceksiniz...