@ErkanAktug

Gişe şampiyonları artık 'yerli'

Türk sineması 2001 yılında krize meydan okudu. Bu iddialı bir cümle. Elbette kriz sinemayı vurmuştur. Bu kaçınılmaz. Dağıtımcılara, sinema salonu sahiplerine, hatta seyircilere 'bir sorun bin ah işitin'.
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Türk sineması 2001 yılında krize meydan okudu. Bu iddialı bir cümle. Elbette kriz sinemayı vurmuştur. Bu kaçınılmaz. Dağıtımcılara, sinema salonu sahiplerine, hatta seyircilere 'bir sorun bin ah işitin'. Ancak son yıllara göre çekilen ya da gösterime giren film sayısında azalma yok. Hatta az da olsa bir artıştan söz etmek mümkün. Ayrıca çekilen hemen hemen her film gösterim imkânı buldu. Yıl içinde toplam 17 film gösterime girdi.
Bize 'Yerli sinema krize meydan okudu' cümlesini kurmak için güç veren bir diğer etken ise 'Vizontele'nin rekoru. 2 Şubat'ta gösterime giren 'Vizontele', 19 Şubat krizine rağmen 3 milyon 300 binin üzerinde seyirciyi salonlara çekerek 'Eşkıya'ya ait rekoru kırdı. Zira yine şubatta gösterime giren 'Komser Şekspir' 1 milyon 329 bin, 'Hemşo' ise 756 bin kişi tarafından izlendi. Türkiye'de gişe şampiyonları artık yerli filmler arasından çıkıyor.
Yine krize rağmen 'Altyazı' adlı bir sinema dergisi yayımlanmaya başlandı. Önceki yıl yayımlanmaya başlayan Sine Cafe dergisi ise şubat kriziyle birlikte kapandı.
Bir de nur topu gibi bir festivalimiz olacak. '1. AFM Bağımsız Filmler Festivali', 2001 Ocak ayında Beyoğlu AFM Fitaş Sineması'nda yapılacak. Kriz yüzünden iki kez ertelenen Ankara Film Festivali kasım ayında yapılabildi.
Demirkubuz'dan iki film
İki festivalin -Ankara ve Antalya- tescillediği gibi yılın yönetmeni, 2001'de iki film çeken Zeki Demirkubuz. Önce 'karanlık üstüne öyküler' başlığı altında Albert Camus'nün 'Yabancı'sından esinlenerek 'Yazgı'yı çekti. Hemen ardından 'İtiraf' geldi.
2001'de Güneydoğu'da suların nispeten durulmasıyla yerli sinema yeniden doğuya açıldı. 'Vizontele' Van'da, 'O da Beni Seviyor' Malatya'da, 'Maruf' Midyat'ta, 'Deliyürek' Diyarbakır ve Mardin'de, 'Doz' (Dava) Doğubeyazıt'ta, 'Şellale' Antakya'da, 'Acı Gönül' ile 'Fotoğraf' ise doğunun muhtelif bölgelerinde çekildi. 'Büyük Adam Küçük Aşk' beş yaşında doğulu kızın hikâyesini anlattı.
Bu yıl Oscar'da Türkiye'yi Handan İpekçi'nin
'Büyük Adam Küçük Aşk'ı temsil edecek. Ama Kültür Bakanlığı bu filmin Amerika'da tanıtımı için şu ana kadar kılını kıpırdatmamış. Film sadece Amerika'ya gönderilmiş, o kadar.
Susurluk da film oldu. Derviş Zaim, 3 Kasım 1996'daki 'Susurluk Kazası'nın ardından gündeme oturan 'mafya-polis-devlet' üçgenindeki karanlık ilişkilerden esinlenerek
'Filler ve Çimen'i çekti.
Hep genç (ya da orta kuşak) yönetmenlerin filmlerini izledik bu yıl. Gösterime giren 17 filmin beşi, yönetmenlerinin ilk uzun metrajlı çalışmasıydı. 'Vizontele' Ömer Faruk Sorak ve Yılmaz Erdoğan'ın, 'Fotoğraf' Kazım Öz'ün, 'Herkes Kendi Evinde' Semih Kaplanoğlu'nun, 'Renkli-Türkçe' Ahmet Çadırcı'nın, 'Dansöz' ise Savaş Ay'ın ilk uzun metrajlı filmiydi. Görme imkânı bulamadığımız 'Vagon'u saymazsak 'Şellale' de Semir Aslanyürek'in ilk filmi.
Söz ilklerden açılmışken... Komedyen Levent Kırca 'Son'la ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu. 'Son', ocak ayı başında gösterime girecek. İlk kez yönetmen koltuğuna oturan bir diğer isimse yapımcı Faruk Aksoy. Aksoy'un 'Yeşil Işık'ının çekimleri sürüyor. Kısa filmlerden tanıdığımız Tayfun Pirselimoğlu da 'Hiçbir Yerde' adlı ilk uzun metrajlı filminin post prodüksiyonuyla uğraşıyor.
İki dijital filmimiz oldu. Ahmet Uluçay ilk uzun metrajlı filmi 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak'ı, Ümit Ünal ise '9' adlı ilk filmini dijital kamerayla çekti.
Türkiye'yle aynı anda Almanya'da da gösterime giren 'Deli Yürek' gişede beklenen 'patlamayı' yapamadı. Önceki yıl çekilen Yavuz Özkan'ın 'Hayal Kurma Dersleri' ve Sinan Çetin'in 'Romantik'inden bu yıl da ses çıkmadı.