Global muhalefet için

'Hiçbir şey siyahi değildir' sloganıyla çıkıp geldi Siyahi; bir kültür dergisi. İki ayda bir yayımlanacak olan Siyahi, bildiğimiz anlamda bir kültür dergisi değil ama. Postyapısalcı anarşizmin sahaya indiğini söylüyor örneğin...
Haber: DERVİŞ ŞENTEKİN / Arşivi

İSTANBUL - 'Hiçbir şey siyahi değildir' sloganıyla çıkıp geldi Siyahi; bir kültür dergisi. İki ayda bir yayımlanacak olan Siyahi, bildiğimiz anlamda bir kültür dergisi değil ama. Postyapısalcı anarşizmin sahaya indiğini söylüyor örneğin... Postyapısalcılık ile anarşizm arasındaki çarpışmaların, anlaşmazlıkların ve kankalıkların çeşitli açılardan tartışılması derginin ana düğmelerinden biri olacak diyor. Yazıişleri müdürü Süreyyya Evren ile Siyahi'yi konuştuk...
Künyede iki edebiyatçı, Enver Ercan ve sizin adınızı görüp, Siyahi'nin bir edebiyat dergisi olmadığını görmek şaşırtıcı. Dergi fikri nasıl doğdu...
'Siyahi' uzun zamandır üzerinde çalıştığımız, heyecanını taşıdığımız bir hayaldi. Edebiyatı da, politikayı da, sinemayı da ve sokağı da başka bir gözle okumak istediğimiz bir dergi yapacaktık. 'Başka bir dergi mümkün müdür' diye soruyorduk birbirimize. Sonunda başladık. Siyahi'nin çıkış amacı kültürün bütün yönlerindeki iktidar ilişkilerine üflemek ve özgürlükçü bağların kurulmasına odaklanıp onları içimize çekmekti. Kısaca derginin çıkış fikri nefes almak ve aldırmaktır, nefesi yeniden bulmak hatta. Diyarbakır'daki sanat-siyaset ilişkilerinden Eminönü'ndeki 'Bomba Değil Yiyecek' eylemine; Nietzsche, Foucault ve Deleuze'de radikal öznenin tartışılmasından Kafka'nın liberter sosyalizmine; küreselleşme karşıtı hareketten Frantz Fanon'un Cezayir yorumlarına kadar her yerde her konuda bu nefesin peşindeyiz. Siyaset ile kültürü birbirinden ayırmayan, kültürü siyasallaştıran pratikler ile siyasal pratikleri birlikte okuyan bir yaklaşım bu.
Anarşist bir dergi Siyahi. Böyle bir dergiye, Türkiye ve dünyanın 'durum'u göz önüne alındığında ihtiyaç var mıydı.. ya da tam da sırası mı?
Yirmi yıldır Türkiye'de anarşist dergiler çıkmakta. Ve özellikle son on yıl içinde anarşist kitapların niceliğinde de, niteliğinde de dikkate değer bir artış yaşandı. Bu açıdan bakarsak Siyahî'nin anarşist kültür dergisi olarak çıkması belirgin bir birikimin oluştuğu bir zamana denk geliyor. Buna mukabil anarşist grupların ve eylemliliklerin de görece artışı söz konusu. Ama anarşizm bir yana, farklı yönelimlerle de olsa tartışmasız paylaşılan ihtiyaç, dünyanın ve Türkiye'nin durumuna özgürlükçü bir tonla müdahale etme ihtiyacıdır.
Şu çok açık ki, dergi yoluna devam ederken en çok da Marksistlerden eleştiri alacaktır...
Marksistlerin de, anarşistlerin de ortodokslarından eleştiriler alabiliriz. Fraksiyoner bir anlayışla değil düşünceye ve dünyayı her şeye rağmen değiştirme fikrine yakınlıkla kurduk Siyahî'yi. Dolayısıyla anti-otoriter, özgürlükçü marksistleri de biz dergimizin okuru olarak başından beri düşündük. Birbirinden nefret eden iki düşman akım olarak değil ama birbirinden öğrenen, karşılıklı söyleyecek şeyleri olan siyasi ve felsefi gelenekler olarak bakıyoruz her ikisine de.
Postyapısalcı bir anarşizmden bahsediyorsunuz...
Bizim yaklaşımımızda üçüncü bir uğrak daha var ki son derece önemli. Çağdaş anarşizm ile modernist siyaseti sorgulayan postyapısalcı düşüncenin politik ve felsefi bir kaynaşması olarak görebileceğiniz postyapısalcı anarşizm denilebilen alternatiften söz ediyorum. 'Postyapısalcılık' ile 'anarşizm' arasındaki çarpışmaların, karşılaşmaların, örtüşmelerin, anlaşmazlıkların ve kankalıkların çeşitli açılardan tartışılması Siyahî'nin ana düğümlerinden biri olacak.
Önemli motivasyon kaynaklarından biri de 1999 Seattle'dan sonra radikal toplumsal muhalefetin antiotoriter bir ilke üzerinden yeniden canlanışı oldu. Günün depolitize olmuş dünyasında küresel ve yerel iktidarlara karşı nasıl direniş ağları örebileceğimiz konusunda çok şey söylemeye devam ediyor küreselleşme karşıtı diye adlandırılan eylemlilikler. Radikal siyasetin bu evresine katkı yapmak da Siyahî'nin amaçları arasında sayılabilir.