Gökçeada yönünü çiziyor

"Sinemanın kitle sanatı olduğunu bir kez daha anladım" diyor Derviş Zaim.
Haber: OLKAN ÖZYURT / Arşivi

İSTANBUL - "Sinemanın kitle sanatı olduğunu bir kez daha anladım" diyor Derviş Zaim. Bugün sona eren ve bir hafta süren 'Gökçeada Film Festivali'nde her gösterimin 2 bin kişi tarafından izlenildiği düşünülürse böyle bir görüşe hak vermemek elde değil.
Türkiye'nin en batı ucunda bu yıl dördüncüsü gerçekleşen Gökçeada Film Festivali, her yıl iddiasını biraz daha artırıyor. Geçen yıllara göre festivale hem basının hem sinemacıların katılımı daha fazlaydı.
Gelecek yılla ilgili planlar da hemen yapılıyor. Mesela kısa metrajlı filmlerin gösterimi düşünülüyor. Bir başka fikir de festivalin diğer disiplinlerle desteklenmesi.
Öyle ya da böyle festival kabına sığmayı düşünmüyor. Zaten açılışta Metin Belgin'in
'uluslarası bir festival olma' özlemini dile getirmesi festivalin yönünü de tayin ediyor.
Geçtiğimiz yıllarda Kaleköy'de yapılan gösterimler bu yıl iki ay gibi kısa sürede inşa edilen amfitiyatroda gerçekleşti. Buranın çokamaçlı kullanılması düşünülüyor. Kültür Bakanlığı projeksiyon verirse ada halkı her hafta burada değişik bir film izleme olanağı da bulacak.
Bu yıl Festival'de gösterilen 'Züğürt
Ağa' dışındaki bütün filmler Türk sinemasının
son dönem örneklerindendi.
'Fasulye', 'Komser Şekspir', 'Güle Güle',
'Filler ve Çimen', 'Eylül Fırtınası' ve
'Abuzer Kadayıf' ada halkının daha önce izlemediği filmler olduğu için büyük ilgi gördü. Seyircilerin diyaloglar ve oyunculuklar hakkındaki yorumu ise sinema eleştirmenlerini aratmadı. 'Bu söz biraz zayıf kalmış' veya 'Falan burada fazla inandırıcı değil' gibisinden yorumlar gösterimler sırasında kulağımıza çalınan sözlerden birkaçı.
Festivalin diğer bir ayağı ise Zeytinliköy'de
yapılan kahve sohbeti oldu. Prof. Oğuz Makal, Bora Tekay, Atilla Birkiye, Burçak Evren, Agah Özgüç'ün katıldığı kahve sohbetinde yerel festivallerin sinemaya ve ada halkının yaşantısına katkısı konuşuldu. Yabancılaşmanın ve yalnızlığın her geçen gün biraz daha insanı etkisi altına aldığı günümüzde festivallerin yılda bir kere de olsa insanların bir araya gelmesini sağladığı vurgulandı.
Adayı tanımamız için düzenlenen gezilerde bir Rum köyü olan Dereköy'deki terkedilmişliğin ortaya çıkardığı hüznün tüm sinemacıları etkilediği gözlerden kaçmadı. Tüm tatillerini Gökçeada'da geçiren yönetmen Biket İlhan da bu hüznü sinemaya taşımaya kararlı olduğunu söylüyor.