Gördüklerimiz, göründüğü gibi değil

Gördüklerimiz, göründüğü gibi değil
Gördüklerimiz, göründüğü gibi değil
Ani Çelik Arevyan, İstanbul Modern'de açılan 'Göründüğü Gibi Değil' sergisinin konseptini 'İnsanların aynı olaylardan nasıl farklı etkilendiğini ve yorumladığını görmek' diye özetliyor
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

1985 yılında fotoğraf çekmeye başlayan Arevyan dördüncü kişisel sergisinde daha öncekilerde olduğu gibi fotoğraflarını izleyiciye kavramsal bir çerçeveden sunuyor.
Hem serginin adı hem de doğa ve günlük yaşamdan nesnelerin yer aldığı fotoğrafların düzenlemesi insanın aklına ilk anda John Berger’in ‘Görme Biçimleri’ adlı kitabını getiriyor.

Berger, 1972’de yayınlanan ve bugün özellikle görsel sanatlarla ilgilenenler arasında bir klasik kabul edilen ‘Görme Biçimleri’nde düşündüklerimizin, inandıklarımızın nesneleri görüşümüzü etkilediğini söyler. Görme biçimleri bir şartlanmadır.

Bu sergi de aslında Ani Çelik Arevyan’ın dünyasının yansımalarını bize aktarıyor, izleyenler de kendi dünyaları içinden bir yolculuğa çıkıyor.

Göründüğü gibi olmayan ne? Doğa mı? Nesneler mi, biz miyiz?

Tam da gördükleriniz göründüğü gibi olmayan. Gördüklerimizi etkileyen ve değiştiren birçok etken var. Işığın nesneyi aydınlatmasıyla bile görüntüde yanılabiliriz. Çünkü nesnenin dokusunun ve formunu tamamen değiştirir. Şu anda duvara bakıyorsunuz mesela beyaz ama aslında beyaz olduğunu sanıyoruz çünkü o sırada duvara çarpıp iz bırakan sineği görmüyoruz ya da boyanın moleküllerinin güneş ışığıyla nasıl değiştiğini göremiyoruz.

O duvarın beyaz olduğunu bilmiyoruz aslında tam olarak veya kendimiz bile zaman içerisinde bakış açımızın değişmesiyle gördüklerimizi farklı algılayabiliriz. Ben gördüğümüz, içinde olduğumuz doğayla, bütünle ve kullandığımız basit nesnelerle bir fikri ortaya koydum. Bir anlamda giysilerimle ve bulunduğum mekânlarla portremi şekillendirdim. Bu fikri masalsı, gerçek olmayan bir ifade yoluyla anlatmayı seçtim çünkü gerçekte hiçbir şey göründüğü gibi değil.

Kullanılan giysiler aksesuarlar bir tasarımcıya mı ait?

Hayır, bunlar benim yıllardır kullandığım, bir anlamda benimle bir vücut olmuş giysilerim. Hepsi ortaya koyduğum fikri anlatmak için sadece birer araç. Giysilerin tasarım ürünü olup olmasının hiç önemi olmadığı gibi, ağaçların da Central Park’taki çınar mı, Belgrad ormanındaki gürgen mi olduğu hiç önemli değil. Tabi ki büyük bir hayranlığım var tasarımcısına, yoksa 20 küsur yılda 187 adetlik bir koleksiyonum olmazdı. Portremi fotoğraflarken de, böylesine benimsediğim bir şeyle anlatım yoluna gitmem çok doğal benim için.

Doğanın dönüşümüne bir tepki mi çalışmalarınız?

Hiç ilgisi yok. Çünkü fotoğraflarımdaki doğa, içinde yaşadığımız hayatı, bir bütünü anlatıyor. Ve bu bütün içindeki karşıtlıkların, paralelliklerin yansımalarını görüyoruz. Giyisilerdeki insan şekillerim, hallerimle olan uyum ve uyumsuzluğu. Doğa, bazen ‘zaman’ı anlatmak için bazen de insanda yaratacağı duyguları vurgulamak için var. Zamandan kastım, bizden önce var olan ve bizden sonra da var olacak yaşam süreci. Mesela benim 1961 de başlayıp, hangi tarihte biteceğini bilmediğim bir yolculuk gibi.

Sergideki fotoğraflara soyut demek mümkün mü? Bana her şey alabildiğine somut geldi?

Anlatım, fotoğraf yoluyla olduğu için elbette ilk bakışta somut gelmesi doğaldır. Çünkü fotoğrafın doğası gereği somut olana, nesnenin kendisine, ihtiyacı vardır. Soyut olan, fotoğraf diliyle anlatmak istediğim, fotoğrafın arkasındaki kurduğum cümledir .

Neden böyle bir konsept seçtiniz?

Hızlı giden bir trende kalabalıkla yol alırken, bir an dışardan trene bakmak. İnsanların nasıl aynı olaylar karşısında bile farklı etkilendiğini ve yorumladığını görmek. Alt tarafı başı sonu belli bir hayatta, yaşantıların nasıl geliştiği, sevinçler, hırslar, çekişmeler. Kendime ait fikirler gibi sebepler diyebiliriz.

Fotoğraflarımdaki, farklı bakış açısı, soyut anlatım ve yaklaşım belki de, insanlara da farklı açılardan baktığım ve kalıplara koymadığım için.

İLK SERGİSİNİ 1993’TE AÇTI 

1961 yılında İstanbul ’da doğan Ani Çelik Arevyan, fotoğraf çalışmalarına 1985 yılında başladı. İlk kişisel sergisi ‘Nü ve Still Life’ı 1993 yılında açan Arevyan,ikinci sergisini ‘Between Life and Death (Yaşam ve Ölüm Arasında)’yı 1998’de gerçekleştird.i 2010 yılına hızlı giren Arevyan, ‘Sokağa Çıktım’ adını verdiği çalışmalarını Diyarbakır ve İstanbul’da sergiledi. ‘Göründüğü gibi değil’ ise halen İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde görülebilir. Arevyan, bir çok karma sergiye de katıldı.


    ETİKETLER:

    Diyarbakır

    ,

    İstanbul

    ,

    sanat

    ,

    Beyaz