Gördüklerimiz ve görmediklerimiz üzerine

Gördüklerimiz ve görmediklerimiz üzerine
Gördüklerimiz ve görmediklerimiz üzerine
Sanatçı Can Aytekin, adını Tanpınar'ın şiirinden alan 'Her Şey Yerli Yerinde' sergisinde, Şişli'den Çayırbaşı'na uzanan bir güzergah üzerinde gördüğümüz ya da görmediğimiz İstanbul'un tarihi anıtlarını yeniden yorumluyor. Aytekin, "Yaşadığımız yer üzerine, görme üzerine, form oluşturma problemi üzerine çalıştığımı söyleyebilirim" diyor.

RADİKAL - Beyoğlu’ndaki çağdaş sanat galerisi Versus Art Project, şu sıralar sanatçı Can Aytekin’in ‘Her Şey Yerli Yerinde’ başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçı, sergide geçmiş ve gelecek arasında kurulan bağı İstanbul ’un tarihi anıtlarıyla yorumluyor. İsmini A. Hamdi Tanpınar’ın bir şiirinden alan sergide sanatçı, Şişli’den Çayırbaşı’na uzanan bir güzergah üzerinde karşımıza çıkan ya da çıkmayan, görülen ya da görülmeyen anıtlar, heykeller, üç boyutlu nesneler üzerine çalışmalar yer alıyor.. Sergi 13 Aralık’a kadar gezilebilir. Can Aytekin’le sergi ve kendi tarzını, Versus Art Project yöneticisi Leyla Ünsal ile de kısaca çağdaş sanatı konuştuk.

Serginin isminden başlayalım. Neden ‘Her Şey Yerli Yerinde’?
Can Aytekin: Serginin adı A. Hamdi Tanpınar’ın aynı adlı şiirinden geliyor. Orhan Koçak ve Ekrem Işın da Tanpınar’a atıf yaparak bu başlığı kullanmıştı daha önce. Bu şiirdeki duygu ve ayrıca Tanpınar’ın Beşiktaş Barbaros Anıtı için yazı bu serginin başlangıç noktası oldu.

Yaşadığımız şehirdeki anıtları yeniden yorumladığınız serginin konusunu belirlerken hareket noktası neydi?
Konusu olsun diye hiç düşünmedim ama yaşadığımız yer üzerine, görme üzerine, form oluşturma problemi üzerine çalıştığımı söyleyebilirim.

Bu sergideki duraklarınız arasında yer alan Abide-i Hürriyet Anıtı’, Barbaros Anıtı, Cezayirli Hasan Paşa Anıtı, Ermeni Mezarlığı ve Güzel İstanbul Heykeli’ni seçmenizin özel bir sebebi var mı? Benim yaşadığım yerler burası. Şişli’den Taksim’e sonra Beşiktaş’a uzanan güzergah üzerinde yürürken her gün karşıma çıkan ya da artık orada olmayan bazen gördüğüm bazen hiç görmediğim üç boyutlu formlar, anıtlar, heykeller bunlar.

Seçtiğiniz anıtlardan yola çıkarsak estetik dışında hatırlanılması gereken ya da fark edilmesi gerekenler olduğuna dair bir kaygınız var mı?
Bu ideolojik bir yaklaşım olur.

Eserlerinize bakıldığında kaya resimleri, tapınak resimleri, bahçe resimleri ve şimdi de anıtlar… Farklı konularınızın ortak bir noktası var mı?
Bir değil birçok ortak nokta bulunabilir. Yazı, resim ve mimari arasındaki ilişkiler, karşıtlıklar ve geçişler üzerinde duruyorum ben. Tapınak, kaya ve bahçe resimleri bir üçleme şeklinde de değerlendirilebilir. Resimler resimlere bakmak isteyenler için vardır. Her duvara asılabilecek tablo boyutlarından ziyade büyük ebatlı tuvaller çalışıyorum. 



Sizce iyi bir ressam iyi bir eleştirmen olmak zorunda mıdır?
Ressamlar zaten bireysel tavırlarını ortaya koyarak kalan şeyleri dışarıda bırakıyorlar. O yüzden onlardan objektif bir yorum beklenemez.

1997 Tüyap Resim Yarışması’nda mansiyon, 1998’de A.E.K.V Resim Yarışması’nda mansiyon, 1999 Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Resim Yarışması Ödülü gibi ödülleriniz var. Yarışmaların sanatçıyı nasıl etkiliyor?
Yarışmaların özellikle gençler için özendirici ve motive edici bir tarafı olabilir. Ben de öğrenciyken bazı yarışmalara katılmıştım.


LEYLA ÜNSAL: KAOTİK BİR ORTAMDAN GEÇİYORUZ
Versus Art Project olarak Can Aytekin ve eserlerini bir de sizden dinleyebilir miyiz?
Leyla Ünsal: Can Aytekin bu sergisinde, tarihte, bu coğrafyada “iktidar” sembolleri olarak anıtları görselleştiriyor. Minimal, strüktürel bir düzlemde yüzeyleşmiş form ve renklerle mesafeli, sorgulayıcı bir eleştirel dile sahip özel duyarlı bir refleks.

Türkiye’de çağdaş sanatı değerlendirmenizi istesek kısaca ne dersiniz?
Çok hareketli, günümüz piyasalaşma kurallarına duyarlı, kaotik bir ortamdan geçiyoruz. Arkasından bir arınma süreci bekliyoruz.

Sizce çağdaş sanata ve sanatçıya yatırım artıyor mu, bunu nasıl değerlendirirsiniz?
Şu ortamda konuşulan ve rakamlarla ifade edilen spekülatif değerler tamamen satış odaklı. Türkiye sanatının yönelimini, yerel bir dil üzerinden gözeten bu anlamda sanatçıya da sorumlulukla yaklaşan üretim bazında bir yatırım hedefi maalesef gözetilmiyor. Bu kırılganlığa dikkat edilmesi, duyarlılık geliştirilmesi gerekiyor.