Gözler sanatın aynasıdır!

Gözler sanatın aynasıdır!
Gözler sanatın aynasıdır!
Tim Burton, filmografisi içinde belki de en düz çalışması olan 'Büyük Gözler'de entelektüel donanımdan yoksun, saf bir yetenekle resim yapan ve kocaman gözlere sahip çocuk portreleriyle 1960'lar Amerika'sında hayli popüler olan Margaret Keane ile sahtekar ressam kocası Walter Keane'in gerçek hikayesini alabildiğine yalın anlatıyor. Başroldeki Amy Adams ve Christoph Waltz rollerinin hakkını veriyor.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

BÜYÜK GÖZLER (Not: 3/5)

BIG EYES
Yönetmen: Tim Burton
Oyuncular: Amy Adams, Christoph Waltz, Krysten Ritter, Jason Schwartzman, Danny Huston, Terence Stamp
Yapım: 2014, ABD
Süre: 114 dakika.

Sinema serüveni boyunca fantastik hikâyeler anlatan Tim Burton, bugüne değin sadece ‘Ed Wood’da gerçek bir karakteri perdeyle taşımıştı. Lakin Ed Wood’un bizatihi kendisi alabildiğine fantastikti (hatta belki de Amerikan sinema tarihinin en fantastik yönetmeniydi). Burton, bu haftadan itibaren salonlarımıza uğrayacak olan ‘Büyük Gözler’de (‘Big Eyes’) yine gerçek bir karaktere kulak kabartıyor ve yine, anlattıkları sıradan hayatın içinde alabildiğine fantastik duran bir öykünün parçaları…

Film 1950’lerde başlıyor. Kendi halinde bir ev kadını olan Margaret, eşinden ayrıldıktan sonra küçük kızıyla birlikte San Francisco’da kendine yeni bir gelecek arıyor. Resim konusunda yetenekli olan ve sürekli ‘Büyük gözler’e sahip çocuk portreleri çizen genç kadın, hayatını bu yolla kazanmak istese de çok geçmeden küçük meblağlarla gerçekleştirdiği satışlarla bir yere varamayacağını anlıyor. Manzara ressamı Walter Keane’le tanışması bir anlamda kaderini değişiyor: Hayat ve sanat arkadaşlığı derken Walter’ın ticari zekâsıyla Margaret’in resimleri ülkenin en önemli görsel ifadelerinden biri oluyor. Ne var ki bu denklemde eşitlik, ancak bir erkeğin kanatları altında var olabileceğini inanan kadın ressamın aleyhine sürekli bozuluyor.

‘Büyük Gözler’, Burton’ın filmografisi içinde belki de en düz çalışması ama yine de akıp gidiyor ve bizi ana karakterinin dramına ve çıkışsızlığına ortak ediyor. Film, entelektüel donanımdan yoksun, saf bir yetenekle yoluna devam eden ve o klişe deyişle ‘Duygularını sanatına yansıtan’ Margaret Keane gibi bir değerin öyküsünü alabildiğine yalın anlatıyor.

‘Eleştirmenlere neden ihtiyaç duyulur?’

Performanslara gelince son dönemin yükselen ismi Amy Adams, Margaret Keane’i gayet iyi ‘resmediyor!’ Karakterinin masumiyeti, içe dönüklüğünü ve ‘kahredici’ sabrını çok iyi yansıtıyor. Christoph Waltz da ‘sahtekâr cazibe’de oldukça başarılı. Ama bu filmde beni ve meslektaşlarının gönlünü fetheden isim elbette Terence Stamp. ‘İngiliz büyük usta’, resim eleştirmeni John Canaday rolünde kısa, öz ve derin bir iz bırakıyor. Buradan hareketle son dönem karşımıza gelen filmlerde ‘eleştirmen tiplemeleri’ne sıkça rastlıyoruz. Malum ‘Birdman’de ana karakter Riggan’ın başının etini yiyen The New York Times’ın kadın tiyatro eleştirmeni Tabitha Dickinson’la tanışmıştık, bu kez de aynı gazetenin resim eleştirmeni Canaday’le haşir neşir oluyoruz. “Peki ya ‘Sinema eleştirmenleri derseniz?”, bu sorunun cevabı için çekilmiş koca bir film var: ‘Hayatın Kendisi’ (Life Itself’). Hatırlanacağı gibi bu belgeselde ‘rahmetli’ Roger Ebert’ın hayat hikâyesini izledik. Bu faslı John Canaday’in ‘Büyük Gözler’de, beğenmediği bir yapıt için kullandığı şu ifadelerle kapatalım: “Toplumlar eleştirmenlere neden ihtiyaç duyar? Böyle zulümlerden korunmak için…”
Son olarak Margaret Keane hâlâ aramızda ve resim yapmayı sürdürüyor. Temennimize gelince: ‘Burtonvari anları’ daha çok olan ‘Tim Burton filmleri’nde buluşmak dileğiyle...