Grinin elli donu

Grinin elli donu
Grinin elli donu
Grinin Elli Tonu serisinin filmi 14 Şubat'ta gösterimde. Kitaba adını veren Christian Grey karakterini canlandıran başrol oyuncusu Jamie Dornan bir iç çamaşırı markasının yüzü olduğu için daha film gösterilmeden tartışılmaya başlandı. Elif Türkölmez, Milliyet Sanat'ın Şubat sayısında konuyu ele alıyor...
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ / Arşivi

Başlığa, ‘öff’ demeyin ne olur, açıklayacağım. Vasat bir elektronik kitaptan dünyanın en çok satan erotik romanına dönüşen “Fifty Shades of Grey / Grinin Elli Tonu”nun film olacağına dair ilk fısıltılar duyulmaya başlandığında, kitabın sadık okurunun en büyük tasası o genç , yakışıklı, zengin, tutkulu, zeki, kontrol manyağı Bay Grey’i kimin, bu dünyadaki hangi faninin, oynayacağı olmuştu. Onca isim geçti. Charlie Hunnam dendi. Yok yok, vazgeçildi. Joseph Morgan, Ian Somerhalder, Henry Cavill... I ıh! Hiç birinin bakışları yeterince delici, duruşları olması gerektiği kadar etkileyici bulunmadı. Arandı tarandı, çekimler ertelendi, başlar avuçlar arasına alınıp düşünüldü, düşünüldü. Ve... Sonunda ‘efendimiz’in Jamie Dornan olduğu açıklandı.

Başucunda “Grinin Elli Tonu”yla yatanlar yataklarından, kahve sehpasının en güzel köşesini kitaba ayıranlar koltuklarından sıçrayıp “Efendim?” dedi: “Jamie Dornan mı?” Öyle ya, bu aşırı dominant, aşırı vahşi, aşırı tutkulu erkeği, o ‘sevgi dolu bakışlardan bir demet Jamie Dornan’, hani şu ünlü iç çamaşırı markasının yüzü olan Jamie Dornan mı oynayacaktı? Don reklamları dışında başka bir yerden hatırlamakta büyük zorluk çektiğimiz bebeto mu?
Fanatiklerin bütün itirazlarına rağmen film çekildi bitti, 14 Şubat’ta yani Sevgililer Günü’nde vizyonda. Bu arada filmin konusu genel olarak BDSM. O da cinselliğin isteğe bağlı olarak değişen dozlarda ve çeşitlilikte şiddet içermesi demek, mealen. Sizce de her yanda karnına basınca seni seviyorum diyen çirkin peluş ayı olan ve domatesli makarnayla bir şişe vasat şaraba 300 yüz lira verilen o özel gün için harika bir konu değil mi!

BAKLAVA GİBİ YAPRAK YAPRAK

Neyse, peki bu Jamie Dornan tam olarak neden beğenilmedi? Sinema kariyerinde doğru dürüst bir film olmadığı ya da sadece don reklamlarından tanındığı için değil tabii. Esas mesele, biricik oğluna kız beğenemeyen gururlu anneler misali, makamı arş bellenen Bay Grey karakteri için kimselerin tam olarak uygun bulunmaması. Çünkü o bir efendi, o bir aşk adamı, o bir hem döver hem sever, o bir (gülmeyin ama) Coldplay dinleyen müzik gurusu... Yani, o resmedilemez, vücut bulamaz, bulsa da işte beğenilemez.

Christian Grey, kitaba adını veren baş karakter. Kendisi genç, yakışıklı ve zengin. Ancak kitabın adından da anlaşılacağı gibi çok katmanlı bir insan. Baklava gibi böyle yaprak yaprak, Scooby Doo’nun sandviçleri gibi her katta başka bir tat. İş yerinde temiz, düzgün, sakin bir patron, yatakta komplike zevkleri olan, kontrol manyağı bir ‘efendi.’ Yolda öpüşürken nasıl âşık, kıskanınca acayip kuduruk. Kendisiyle röportaj yapmaya gelen genç, güzel ve bir o kadar da masum Anastasia’yı gözüne kestirip, “Bu benim,” diyor, “Dokunanı yakarım”. Ve işte sonra olaylar gelişiyor, Anastasia her gün adamın başka bir ‘ton’unu keşfetmeye başlıyor. Vurdulu kırdılı, kanlı, gözyaşlı bir keşif...



SORUN ONDA DEĞİL GREY'DE

Jamie Dornan ise 32 yaşında Kuzey İrlandalı bir model/oyuncu. Güzel ama öyle aman aman ateş saçmayan lacivert gözleri, şarkı sözü yazarı bir karısı, 11 aylık da bir kızı var. Boş zamanlarında kızı ve karısıyla yürüyüş yapıyor, bütün o kas kas vücuduna rağmen spor salonunda saatler harcayan bir tip olmadığını anlatıyor (bu pek inandırıcı değil tabii), röportajlarında hep çok komik ve tatlı. Öyle elinde kırbaçla dolaşacak birine benzemiyor. Fanatiklerin en büyük karşı çıkışı da bu yüzden zaten. Bu adam yeterince ihtiraslı ve güçlü görünmüyor. Çok çocuksu ve bizi tatmin etmiyor. Fazla çıtı pıtı. Kırbaç, eline yakışmıyor. Ve en önemlisi aslında kendisi de öyle düşünüyor. Interview’e verdiği röportajda şöyle diyor: “Fiziğim hoşuma gitmiyor. Kimin gider ki? Büyürken cılızdım. Ve kendimi hala aynı sıska çocuk gibi hissediyorum.”

Ama aslında düşününce Jamie Dornan bu rol için biçilmiş kaftan. Christian Grey karakteri sonuçta acayip müzik zevki olup Coldplay dinleyen, BDSM’yi hatmedip ama sonra partnerine yazılı sözleşme okutan biri. Az çiğ. Geçmişten gelen travmalar yüzünden cinselliğiyle ilgili arayışta, çok divana yatırmalık, “Bir sakin ol” demelik bir adam. Aslında yani, o kadar da arşta değil, en fazla Mezosfer’de takılıyor. Dolayısıyla Dornan’ı beğenmeyenlerin o harika Bay Grey’e dönüp bir daha, bir daha bakması gerekiyordur belki de. Yani aslında temel sorun Jamie Dornan’da değil Christian Grey’dedir.

Jamie Dornan da zaten eleştirilere pek kulak asmıyor. Tek korkusu tıpkı John Lennon gibi, fanatik bir hayran tarafından öldürülmek. Çok göz önünde olduğunun farkında. Bunun böyle olması gerektiğinin bilincinde. Ama işte Grey’in aksine o kendini tam bir aile babası olarak tanımlıyor ve bir yandan da bunun ‘sadece bir rol’ olduğunun farkına varılmasını istiyor. Çünkü Grey’in Anastasia üzerinde uyguladığı şiddet yüzünden daha şimdiden bir dolu eleştiri almış. Ve maalesef “Ben öyle biri değilim” demek zorunda kalmış.

Sinema kariyerinde acayip işler olmasa da, Sofia Coppola’nın “Maria Antoinette”indeki küçük rolü ve “The Fall” adlı dizide canlandırdığı soğukkanlı katil Paul Spector karakteri dışında dişe dokunur bir şey yok, sinema sevgisi ve bilgisi fena değil. İyi filmlere atıfta bulunuyor. Sofia Coppola’ya kendisine bir şans verdiği için binlerce kez teşekkür ediyor, aslında seçmelerde pek iyi olmadığından kendisinden çok daha iyi binlerce oyuncu olduğundan dem vurup alçakgönüllülük yapıyor. Dingin oyunculara bayılıyor. “The Fall”daki partneri Gillian Anderson’a övgüler düzüyor. “Nasıl oluyor da gösterişsiz bir şekilde iyi olabiliyor anlayamıyorum,” diyor onun sakin, derin oyunculuğundan söz ederken.

Filmde de pek çok sahnede üzerinde sadece boxer’ı varken göreceğimiz Dornan, son olarak GQ İngiltere’ye verdiği röportajda beş kareden üçünde üzerinde sadece ‘don’ varken görünüyor. Lacivert çizgili ve bordo çiçekli olanlarla hakikaten yakışmış. Dornan’ın leitmotiv’i de budur belki bilemiyorum. Ama kendisine daha nice kapılar açacağından, bol şans ve para getireceğinden, yılbaşı gecesi giydiği kırmızı dondan medet umanların da hakkında atıp tutmaya devam edeceğinden eminim.