Güllenin ikiye böldüğü asker

Güllenin ikiye böldüğü asker
Güllenin ikiye böldüğü asker

On kadının hikâyesini anlatan ?aHHval?, Garajistanbul?da.

Altıdan Sonra Tiyatro, festivalde Italo Calvino'nun 'İkiye Bölünen Vikont' romanını sahneliyor. Oyun, insanın kendi içindeki bölünmüşlüğünün, yaşadığı gel-gitlerin, yabancılaşmanın öyküsünü anlatıyor
Haber: ECE BAKTIAYA / Arşivi

İkiye Bölünen Vikont’u sahneye uyarlayan Yiğit Sertdemir.

İSTANBUL - Italo Calvino’nun Atalarımız adını verdiği üçlemenin ilk kitabı ‘İkiye Bölünen Vikont’. Tüneyen Baron ve Varolmayan Şövalye’yle tamamlanır üçlü. Calvino’nun başta kendi olmak üzere herkesi eğlendirmek amacıyla yazdığını söylediği bu masalımsı hikaye, Altıdan Sonra Tiyatro’nun yorumuyla Tiyatro Festivali kapsamında prömiyer yapacak. Bu sezon, Fail-i Müşterek’ten sonra yeni mekanları Kumbaracı50’de sahneleyecekleri ikinci yeni oyun aynı zamanda. Eraslan Sağlam ile Özgür Tanık’ın da rol alacağı ‘İkiye Bölünen Vikont’un baş konuğu topluluğun her daim destekçisi olan Tomris İncer. Oyunu, uyarlayan ve yönetense oyun hakkında konuştuğumuz Yiğit Sertdemir. Katıldığı savaş sırasında bir Türk güllesi tarafından ortadan ikiye bölünen ve ülkesine yarım insan olarak dönen Vikont’un biraz komik, oldukça düşündürücü hikayesini anlatıyor oyun. 

Festival projesi olarak ‘İkiye Bölünen Vicont’u seçmenizin nedeni nedir? Oyunun, Altıdan Sonra Tiyatro’nun amaçlarıyla buluştuğu nokta nedir?
Bu romanı yıllar yıllar önce, eski bir dostumun ‘sen bu oyunu yaparsın’ diye önermesi üzerine okumuştum. Çok da küçüktüm ne yalan söyleyeyim, daha yirmili yaşlara bile gelmemiştim. O günlerden, kafama takılan bir roman... O zaman beni sarsan; bir bölünmenin bu kadar keyifli, şaşırtıcı, müthiş bir hayal gücü ile anlatılması idi. Benim yazarlığıma da katkısı olduğu şüphesiz. O zamanki çocuksu heyecanla kapıldığım romanı, seneler sonraki halimle gözden geçirince, o bölünmenin ardındaki kodları, göndermeleri, acıları da fark etmiş oldum. O zaman, tam da bu oyunu yapmanın zamanı dedirtti. Hem yeni bir mekan, hem uzun yıllar sonra ilk defa ekip bir arada sahneye çıkabilecek, hem festival... 

Romanda bir de savaş sonrası psikoloji ve bakış açısına da dair de söyledikleri var. Biraz daha önceki oyunlarınızdan Kapıların Dışında gibi...
Evet. Zaten romanın ilk cümlesi ve ardından anlatılan savaş sizi etkisi altına hemen alıyor. Sonraki bölünmenin de, savaş sonrası yaşanıyor olması, çok ciddi etkileşimler oluşturuyor. Calvino, bu romanı 1952 yılında yazmış. İkinci dünya savaşının ardından, soğuk savaş döneminde. Kendisi de sonradan açıklamalarında, doğrudan bu maksatla yola çıkmasam bile etkilendiğim kuşkusuz, diyor. Eh, aslında biraz da bu noktadan okumaya çalışıyoruz oyunu. Büyük bir yıkım, yani savaş, ardından bölünerek dönen insan. Ve onun bölünmesiyle, bölünen toplum... Tanıdık geldi mi?

Roman, iki zıt uç (iyi- kötü) arasındaki farka vurgu yapıyor. Bir yandan da yabancılaşan, darbe alan, bütünden uzaklaşan günümüz insanına da gönderme...
Roman kuşkusuz, modern insanın bölünmüşlüğü üzerine bir deneme özelliği de taşıyor. Aslında kara mizahın da bütün olanaklarını kullanıyor. Bastırılmış, yabancılaşmış modern insan, elbette bu gündelik boğuntuların arasında kendisine bir çıkış noktası arıyor. Bölünmüş insan, birilerinin onu bölmesine teşne bir yandan. Böyle bir teşnelik, insanı ‘modern’ yapmaz... ‘İnsan’ yapamadığı da kuşkusuz... Vikont da, komşu düklere yaranmak için acemi bir asker olarak gidiyor savaşa, savaş sırasında bir kişiyi öldürdükten sonra bu motivasyonun etkisi ile bir topun karşısına elinde kılıçla geçiyor. Ve haliyle, bölünüyor. İşte modern insan budur. Değil midir yoksa?

Nasıl bir yorum göreceğiz sahnede?
Hiçbir roman uyarlamasının roman kadar etkili olamayacağı kesin. Genelde de, asıl eserin yarısı kadar bile etkili olamayan bir sürü oyun biliyoruz. O yüzden, oynamaktan çok, aktarmayı tercih ediyoruz yorumda. Tüm seslerin sahne üzerinde üretildiği, birkaç malzeme ile bütün roman evreninin yaratıldığı, anlatıcı kısımlarının okuma olarak da seyirciye sunulduğu ve görsel ögeleri de özel olarak üretilmiş bu dünyayı, seyircinin romanı ilk kez okuyormuş hazzına ulaşabilmesini sağlayacak şekilde oluşturuyoruz...
‘İkiye Bölünen Vikont’ 23, 24 ve 25 Mayıs 20.30’da Kumbaracı50’de izlenebilir. 0212 243 50 51 

Festival’de bugün
* Ankaralı topluluk Laboratuar, biraz eleştirel, biraz psikolojik, biraz kavramsal çağdaş dans çalışması olan Kayıp Çocuklar Şehri’yle saat 18.30’da Üsküdar Tekel Sahnesi’nde. Beliz Güçbilmez’in yazdığı, Şafak Uysal’ın yönettiği gösterinin teması 1980 kuşağı. 

* Hareket Atölyesi’nin Türkiye’nin sivil tarihi üzerine, yaşları 26 ile 75 arası değişen 10 kadının deneyimlerinden oluşan gösterisi aHHval, saat 20:30’da Garajistanbul’da

* RemDans Proje Topluluğu, Tuğçe Tuna’nın ‘Islak Hacim’ini 19.00’da Bayrampaşa Eski Cezaevi’nde sahneliyor.