Gündelik hayatın politikası

Gündelik hayatın politikası
Gündelik hayatın politikası

Bajar, her şarkısında ?kentin görünmeyen renklerinden? bir karakterin hikâyesini anlatıyor. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Kardeş Türküler'in sesini daha 'şehirli' müziklerle dönüştüren Bajar, ilk albümünü çıkardı. 'Nezbe' adlı albümü 'Kürt dilinin, edebiyatının gözetildiği bir çalışma' olarak tanımlıyorlar
Haber: ABİDİN PARILTI / Arşivi

İSTANBUL - Uzaktan bir ses gibi, rüzgarın uğultusu gibi geldi Bajar. Unuttuğumuz çocukluğumuzun sesi olarak geldi, hatıralara sardı bizi. Yönümüzü bu defa şehre, ‘bajar’a çevirdi. Bajar, Kürtçede şehir demek. Kardeş Türküler’den, muhteşem sesiyle bildiğimiz Vedat Yıldırım yanı sıra Ari Hergel, Burak Korucu, Cansun Küçüktürk, Erdem Göymen ve Ferhat Güneş’ten oluşuyor Bajar. Nêbze (Yaklaş) albümüne seslerini, nefeslerini, yaratıcılıklarını vermişler ve ortaya enfes bir rock albümü çıkmış. Kürt müziği denince nedense akla geleneksel formlardan oluşan müzikler gelir. Son yıllarda ise Kürt müziği birkaç sesin dışında, adeta arabeskin kuyusuna dalmakta. Bu anlamda Nêzbe önemli, nefes gibi bir albüm.
Geleneksel  olandan uzakta, kendi sesini yaratan bir müzik var albümde. Albüm Kürtçe ve Türkçe ezgilerden oluşuyor. Orhan Gencebay’ın ve Şivan Perwer’in birer parçası da yer alıyor.  Albümdeki sözler genel olarak hikayeci bir yapıya sahip, eleştirel olan da hep gündemde. Mesela Kardelen projesi eleştiriliyor ve ‘kardelenler kendi renginde açmalı deniyor’, Musa Anter anılıyor. Sonuç olarak bu  albümü bir şehre yaklaşma, şehir insanını anlama, göç yollarında yorulan insanlarla empati kurma albümü diyebiliriz. Şehrin kıyısında büyüyen çocukların hikayesine, savaştan artakalan gençlerin, yaşlıların dünyasına  bizi konuk eden Vedat Yıldırım’la Nêzbe’yi konuştuk.

Kardeş Türküler’in bir grup olmadığını ama bir proje olduğunu daha önce yaptığımız bir söyleşide söylemiştiniz? Bu albümün kapağında BGST yazıyor sadece. Bu albümü de bir Kardeş Türküler albümü olarak mı değerlendiriyorsunuz?
BGST (Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu) bir kültür sanat çevresidir. İçinde müzik, dans, tiyatro gibi sanatsal faaliyetlerde bir çok proje var. Nêzbe, albümümüz de bu projelerden bir tanesi. Bu projelerin içinde Kardeş Türküler var, Bajar var. Bir de Balkan ve Çingene müzikleri yapan, Gaydaistanbul var. Bajar’la aynı anda albümleri çıktı. Bu arada Bajar’da olan herkes BGST’den değil. Yani Kardeş Türküler projesi içine katamayız. 

Kardeş Türküler yaptığı geleneksel müzikle tanındı. Oysa bu albüm bütünüyle farklı.
Kardeş Türküler geleneksel müziklerin daha merkezde olduğu çalışmalar üzerine yoğunlaşırken biz Bajar’da daha serbest davrandık. Şehirlerde biliyorsunuz bir takım popüler formlar var. Rock mesela, caz, hip-hop gibi tarzlar ön plandadır. Nêzbe’yi de rock formlarının merkezde olduğu bir albüm olarak değerlendirebiliriz. Nêzbe,  Kürt dilinin, edebiyatının, imge dünyasının gözetildiği ve şehir kültürünün merkeze konulduğu bir çalışma aslında. Kozmopolit mekanlara dair bir müzik diyebiliriz. 

Projenin ismi Bajar, burada hangi insanların şehri, nasıl bir şehir tahayyülü var?
Buradaki şehir hepimizin şehri. Ama şehir derken biliyorsunuz şehirlerde herkesin bir kültürel çevresi var. Gettolaşma var. Bu hem yoksullar, hem de zenginler için kullanılabilir. Bir tür cemaatleşmedir aslında. Burada ‘yaklaş’ kelimesini kullanmamızın nedeni ‘bu şehir dediğimiz yeri ne kadar tanıyoruz’u anlamak. Bir tür empati sağlamak. Yaşadığımız şehre yeni bir gözle bakmak ve baktırmak istedik. Tabii burada sözler Kürtçe ve Türkçe. Burada Kürt sorununu da bu manada yeniden dile getirmeye çalıştık. Özellikle siyasette çok sıkışmış bir mesele ya Kürt meselesi, o yüzden bir çok mesele soyutlaşmış durumda. Gündelik hayatta bu meselenin izdüşümlerini hiç düşünmüyoruz. 90’larda bu tarafa çok büyük bir göç oldu. Bu meseleye bağlı olarak bir işportacı çocuk, bir midyeci ne yapar, neyi düşünür bilmiyoruz. Bu insanlar kamusal alanlarda ne kadar varlar, meselesini irdeleyen bir albüm diyebiliriz Bajar’a. 

Nêzbe’nin şarkı sözlerine baktığımızda aslında hikayeci bir anlatım görüyoruz. Her şarkıda bir karakter ele alınmış ve onun hikayesi anlatılmış. Şehre sıkışmış farklı hayatlar, farklı hikayeler söz konusu.
Evet, gündelik hayatın politikasını anlatıyoruz. Tipolojiler var, karakterler var albümde. Mesela İşportacı şarkısında küçük bir çocuğun derdini anlamaya çalışıyoruz. Onun rüyasını, özlemlerini, dertlerini anlamaya çalışıyoruz. 

Siz proje olarak her zaman müziğin dramaturgisine çok önem verdiniz. Bu albümde de kapaktan tutun da, şarkı sözlerine, enstrümanlara kadar bambaşka bir dramaturgi söz konusu. Bir yandan kapakta Kürtçe Windows istiyorsunuz, ki sadece bu bile şehirleşme kültürünün iyi bir anlatımı, bir yandan da geleneksel bir parça dışında genelde bu defa sözleri siz yazmışsınız.
Dediklerin çok önemli. Bu albüm yoluyla hem şehirde hem dünya kültürleri arasında biz de varız demek istedik. Windows’u Kürtçe istememizin nedeni de bu. Dünyanın dillerini bile evrensel ve yerel dil diye bölmüşler. Bir dilin onların deyimiyle “evrensel” olabilmesi için illa o halkın devletinin mi olması gerekiyor? Bu saçmalığa dikkat çekmeye çalıştık. Diğer yandan Bajar ’ın bu albümü iki dilli bir çalışma. Hem birlikte olmayı öne çıkarıyoruz hem de kendi kültürüyle var olmayı. Şehri gezdiğinizde şehrin renklerini pek göremezsiniz. Türkçe veya  “Türkî” diyebileceğimiz  kültürün öğeleri dışındaki renklerin varlığı zayıftır. Geriye kalan kültürler, Kürtler de dahil olmak üzere, kendilerini pek var edemiyorlar. Sokağın, caddelerin dilini biraz daha renklendirmek gibi bir derdimiz var tabii. 

Gelelim albümdeki bir parçaya. Mirkut.  Daha önce de Şivan Perwer’le yaptığınız albümde seslendirdiğiniz Mirkut parçası çok iyi söylenmesine rağmen bu albümün dramaturgisine çok uymuyor gibi. Ne diyorsunuz bu konuda?
Mirkut’u repertuara almamızın nedeni formudur aslında. Onun rap formunda söylenebilmesi, sözlerine baktığınızda da her ne kadar bir buğday dövme parçası olsa da emekten söz etmesi, formunun bize uymasından dolayı aykırı durmayacağını düşündük. Formu bizi cezbetti yani. 

Son söz?
Fırat suyu Marmara’ya karıştı!