Hafif sıkıntılı bir gece

"Bu gördüğünüz CND'nin (Nükleer Silansızlanma Kampanyası) barış amblemi. Afganistan'daki savaşa hayır." Frankfurt'un Festhalle'sini dolduran beyaz Almanlar ve tabii başka ülkelerin beyazları da gecenin bol ödüllü grubu Gorillaz'dan gelen bu çağrıdan hiç hoşnut değil.
Haber: TUĞRUL ERYILMAZ / Arşivi

FRANKFURT - "Bu gördüğünüz CND'nin (Nükleer Silansızlanma Kampanyası) barış amblemi. Afganistan'daki savaşa hayır." Frankfurt'un Festhalle'sini dolduran beyaz Almanlar ve tabii başka ülkelerin beyazları da gecenin bol ödüllü grubu Gorillaz'dan gelen bu çağrıdan hiç hoşnut değil. Yalnızca küçük bir grup alkışlıyor. Bu nedenle mi yoksa onların da canı mı sıkıldı bilemem ama 'Clint Eastwood' parçasıyla en iyi şarkı ödülünü almak için sahneye gelmiyorlar
15 bin kişi vardı
Festhalle'de 15 bine yakın bir kalabalık var. Eğer Alman şoförümüze inanmak gerekirse bilet başına 2 bin mark ödeyen bile olmuş. Siyah şifonlar ağırlıkta, blucin-kazak takımı azınlıkta. Ortak nokta herkesin elinde Carlsberg birası olması. Zaten salondaki 30 kadar Türk'ü de onlar davet etmişler. Aslında izlediğimiz canlı bir televizyon yayını programı. Hafif sıkıntılı.
Ünlü DJ Ali G. Almanları kışkırtmak için elinden geleni yapıyor ama nafile. Kimileri tören Londra veya Amsterdam'da olsa çok farklı olurdu diyor ama ben pek emin değilim. Çünkü sanki her şey belli gibi. Açılışı Kylie Minogue yapıyor. Bu kadın gittikçe iyileşiyor. Artık seksapelinin yanında müzik de var.
Galiba Jennifer utandı
İlk hayal kırıklığı en iyi erkek şarkıcı ödülünü alan Robbie Williams'ın gelmemiş olması. Zaten bana kalırsa ödül Craig David'e gitmeliydi. Craig David müthiş bir Britanyalı. Bu ödülün kadın kısmını alan Jennifer Lopez de gelmemişti. Bence Lopez, Madonna, Dido, Mariah Carey ve Janet Jackson gibi adaylar dururken ödülün kendisine verilmesinden utanıp gelmedi.
Ödüller pek hesaplı bir şekilde dağıtılıp duruyor ama kimsenin pek umurunda değil. Janet Jackson gibi o kadar çok gelmeyen var ki ben Frankfurt'a tek gidiş nedenim olan REM de gelmeyecek diye kendimi yiyorum. Neyse ki REM bütün haşmetiyle sondan bir önce sahne alıyor. Gecenin en iyisi onlar. Rock müziğini aslanlar gibi temsil
ediyorlar. Sahneye onlardan sonra çıkan Depeche Mode bile hafif kalıyor REM'in yanında. İki dev grubun ardından sahneye çıkan en iyi rock grubu ödülü sahibi
Blink 182'nin çok hafif çekmesi hiç sürpriz değil. Bölgelere göre dağıtılan ödüllerden Fransa için verilenini şimdi Türkiye'de de çok sevilen Manu Chao'nun alması ise içimi birazcık olsun rahatlatıyor.
Ağır ticari olan geceye toplumsal içerik katmak için olsa gerek ödüllendirilen Güney Afrikalı AIDS'e karşı savaşanların çok kısa konuşmaları bile salonda gürültüyle karşılanıyor. Herkes törenden sonra yapılacak 'VIP Party'ye katılmak için sabırsız. Rock felsefesi ve Alman felsefesi pek uyuşmuyor galiba!
Dört bin VIP'in(!) katıldığı gecede fazla kalamıyorum ama araya sıkıştırıp 2 metre 10 cm. boyunda siyah bir Alman travestiyle fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmiyorum. Main Nehri üzerindeki 'shiphotel'ime döndüğümde saat 02.00 olmuştu. Radyoyu açıyorum. Bangır bangır bir Bob Dylan var. Kendime gelip rahat bir uyku çekiyorum.