Haftanın Filmleri

'Taxi' serisinin Amerikan versiyonun-
da Queen Latifah ve Gisele Bündchen (yanda) var. 'İki Fıstık'ın başrolleri Wayans kardeşlerin.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

'Şoför Nebahat' New York'ta
Tom Cruise'un arka koltukta yolculuk ettiği 'Collatarel'ın külleri henüz tam olarak soğumadan yine sarı renkli bir araçla haşır neşir oluyoruz. Hem de 'Ben Karşı'nın taksisiyim' türünden gerekçelerle uğraşmadan. Film çekmektense yapımcılığı yeğleyen (nedense bizim Sinan Çetin'i her şeyiyle fazlaca hatırlatıyor) Luc Besson'un her yeni adımında heyecanını, cazibesini ve her şeyden öte hızını kaybeden 'Taxi' serisi, Fransa'da miadını doldurmuştu. Samy Naceri'nin sürüklediği 'Taxi'nin özellikle üçüncüsü tam bir felaketti. Ama yine de Cezayir kökenli başrol oyuncusunun kendine özgü sempatisi ve mizahı, seyirciyi bir nebze oyalıyordu. Besson, şimdi de şansını Yeni Dünya'da deniyor. 'Leon' ve 'Beşinci Element'le tanıdığı sulara, bu kez Fransa'da olduğu gibi yapımcı kimliğiyle dalıyor. Ne var ki sonuç aynı; Amerikan usulü 'Taxi', tıpkı anayurdunda olduğu gibi nafile bir çaba; boşu boşuna benzin yakıyor. Motorun gücünü artırsanız da, süper takviyelerle donatsanız da olmuyor; 'Taxi' New York sokaklarında da zevk vermiyor...
Queen, Whoopi'nin yerine aday
Tim Story'nin yönettiği film, fena açılmıyor. Kentin zorlu trafiğinde müthiş akrobatik hareketlerle yoluna devam eden bir bisiklet, seyirciyi çok çabuk avucunun içine alıyor. Metrodan köprüye, onca trafik unsuru içinde hızını kaybetmeyen, gerektiğinde bir kamyonun 'sırtından' yararlanan bisiklet, bize aksiyonu bol bir film izleyeceğimiz hissi veriyor. Sürücünün siyahi, sempatik, şişman bir kadın olduğunu (ismi de Belle Williams) ve artık Crown Victoria'sıyla taksiciliğe başlayacağını öğreniyoruz. Sonra öykünün diğer ayağı beliriyor; son derece sakar, beceriksiz ve saf demenin bile iyi niyetli bir çaba olacağı bir dedektifle tanışıyoruz: Andy Washburn. Çok geçmeden ikilinin kaderleri kesişiyor. Hiç durmaksızın New York bankalarını soyan dört adet Brezilyalı güzel kadının peşine düşen ikili, Washburn'ün sayesinde her seferinde olayları daha da çıkmaza sürüklese de, sonuçta hedefi bulacaklarına bizi ikna etmeye çalışıyor.
Amerikan versiyonunda Samy Naceri'nin yerini Queen Latifah almış. Siyahi şarkıcı-oyuncu, üzerine düşeni yeterince yerine getiriyor ama dedektif Washburn rolündeki Jimmy Fallon tam bir felaket. Saturday Night Live'dan sinemaya geçen Fallon, doğrusu bu film itibarıyla söylersek, bir komedyende bulunan özel ışıltıyı pek barındırmıyor. Üstüne üstlük Latifah'la da uyumlu bir ikili olduklarını iddia etmek çok zor. Film, bu kanatta veremediği umudu Brezilyalı soyguncuları canlandıran bir grup fotomodelle kapatmayı hedeflemiş ama doğrusu ortada (inandırıcı olmasından vazgeçtik, komik olsa bari) kaydadeğer bir fikir olmayınca, 'güzellik' de para etmemiş. Ama yine de filmin en hoş yanının Gisele Bündchen ve arkadaşlarının, zaman zaman moda gösterisi tadındaki sahneleri olduğunu söyleyebilirim (ayrıca teğmen Marta Robbins rolündeki Jennifer Esposito'nun da Latin güzellerin yanında ezilmediğini belirtelim) Yılların emektar oyuncusu Ann-Margret'in alkolik annede kendi çapında şova soyunması da bir başka altı çizilecek nokta.
Film hakkında söylenecek çok da fazla bir şey yok; dolayısıyla geride kalan tortuların izini sürelim: belli ki Queen Latifah, Whoopi Goldberg'in yerine aday. Bana kalırsa James Bond'u kıskandıracak özelliklere sahip arabasıyla böyle bir filmde harcanmamalı. Vin Diesel'le iyi bir kimya tutturacaklarını sanıyorum; 'Hızlı ve Öfkeli 3' için şimdiden çalışmalara başlayabilirler. Bu arada yönetmen Tim Story Türkiye'de vizyona çıkmayan 'Barbershop'la dikkati çekmişti. Bizim mahalle berberi atmosferinin siyahi karakterlerle ve esprilerle donatılmış versiyonu olan bu sempatik filmin ardından 'Taxi', Story adına bence son derece kötü ve gereksiz bir hamle. Ona da naçizane tavsiyemiz bir an önce taksiden inip berber dükkânına geri dönmesi...



Hem tuzlu hem kabuklu!
'Korkunç Bir Film' serisinden tanıdığımız Wayans biraderlerin imzasını taşıyan 'White Chicks' (İki Fıstık), seçkin Hamptons semtinde gerçekleşeceği düşünülen bir kaçırılma olayını araştırmak üzere, yüksek sosyeteye yeni katılacak iki genç kız kılığına giren, hırslı ama talihsiz FBI ajanlarının serüvenlerini anlatıyor. Ajan Marcus ve Kevin Copeland tüm çabalarına rağmen, FBI yiyecek zincirinin en alt basamağına inmekten kurtulamamışlardır. Son baskınları tam bir fiyasko olmuştur ve bürodaki işleri pamuk ipliğine bağlıdır.
ZAZ ekolünü andıran üsluplarıyla ilgi çeken Wayans biraderlerin filminde yönetmen koltuğunda Keenen Ivory Wayans oturuyor. Oyuncu kadrosundaki Wayans'lar ise Shawn ve Marlon. Filmde ayrıca Maitland Ward, Anne Dudek, Eddie Velez, Lochlyn Munro, Busy Philipps ve Jennifer Carpenter gibi isimler rol alıyor. (Kültür Sanat)