Halepçe yolunda

Sinemaya tümüyle kendilerini vermiş görünen Makhmalbaf ailesinin en genç ferdi Samira Makhmalbaf, ikinci filmi 'Karatahta'da...

Sinemaya tümüyle kendilerini vermiş görünen Makhmalbaf ailesinin en genç ferdi Samira Makhmalbaf, ikinci filmi 'Karatahta'da, ülkesi İran'la Irak'ın sınır bölgesinde geçen bir yabancı, kayıp, azınlık olma durumu anlatıyor.
Film, sırtlarında karatahtalarıyla sınır yakınlarındaki dağlık bölgede dolaşan bir grup öğretmenin görüntüsüyle açılıyor. Tepede uçaklar belirince, hemen tahtaları kendilerine siper ediyorlar. O tahtalar daha sonra da, ders öğretme dışında aşk ilan etmek için kullanılıyor; çamaşır ipi, sedye, başlık vazifesi görüyor. Kendileri de okuma yazmayı ancak sökmüşe benzeyen öğretmenlerin amacı, ücreti mukabili (ekmek, ceviz de kabul edilir) ders verecek öğrenci bulmak.
Bahman Ghobadi de oynuyor
Bir yol ayrımında, daha önce esas gruptan ayrılmış olan iki öğretmen de farklı yönlere gidiyor. Biri (Said Mohamadi), sınırdan kaçak mal geçiren, okuma yazma öğrenmek de istemeyen çocuklar arasında şansını deniyor. Diğeri de ('Sarhoş Atlar Zamanı'nın yönetmeni Bahman Ghobadi), memleketleri Halepçe'ye gidip orada ölmek isteyen yaşlılar grubuna katılıyor.
Hatta işeme sorunu olan yaşlı bir adamın kızıyla evlenerek gruba aitmiş duygusuna kapılmayı bile başarıyor. Gruptaki esas görevi ise, ihtiyarları Halepçe'ye götürmek. Oraya vardıklarında hepsi onu, kendilerini yanlış bir yere getirmekle suçluyor. "Burası Halepçe değil," diyorlar, "yalan söylüyorsun." Çocuklara gelince, aslında çoğunun okuma-yazma bildiğini anlıyoruz ama saklamışlar, çünkü anneleri onlara yabancılara güvenmemelerini tembih etmiş.
Samira'nın babası Mohsen Makhmalbaf'ın bu filmde de katkısı var: Senaryoyu kızıyla birlikte yazmış, filmin kurgusunu da yapmış. Ama Samira'nın sinemacılığını babasının varlığıyla açıklamaya kalkmak haksızlık olur. Filminin ruhu, bakışı, çarpıcı görüntüleri ve amatör oyuncu seçimi (ikisi de hikâyeyi destekliyor), onun dikkat edilmesi gereken bir yönetmen olduğunu kanıtlıyor.