'Hamlet'le dünyayı gezmek, büyük ikramiyeyi kazanmak gibi...

'Hamlet'le dünyayı gezmek, büyük ikramiyeyi kazanmak gibi...
'Hamlet'le dünyayı gezmek, büyük ikramiyeyi kazanmak gibi...
Shakespeare'in tiyatrosu, Shakespeare's Globe Theatre'ın 2014 nisan'ından beri süren ve 197 ülkeyi kapsayan turnesi 'Globe to Globe Hamlet'te bu akşam ve yarın sıra İstanbul'da. 'Hamlet' ile bugüne dek Afrika'dan Amerika'ya 130 ülkeyi dolaşan topluluğun beş üyesi bu tarihi turne boyunca yaşadıklarını Radikal'e anlattı.
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Bu akşam itibariyle tarihin muhtemelen en ilginç ‘Hamlet’ projelerinden birinde, sıra İstanbul’da.
Shakespeare’s Globe Theatre’ın, Shakespeare’in 450’nci doğumgünü onuruna 2014 Nisan’ında başlattığı dev dünya turnesi bugüne dek 130 ülke gezdi. Turne kapsamında toplam 197 ülkede oynayacaklar. ‘Globe to Globe Hamlet’ adlı projeyle, 12 oyuncudan oluşan topluluk, Shakespeare oyunlarındaki gezici tiyatro kumpanyaları gibi sürekli seyir halinde. Bugüne dek ABD’den Uzakdoğu’ya, Afrika’dan Avrupa'ya 130 ülkeye ‘Hamlet’i götürdüler. Tarihi kalelerde, mülteci kamplarında, son teknolojiye sahip sahnelerde ya da yüz yıllık klasik tiyatro mekânlarında sahne aldılar. Karşılarındaki seyirci kimi zaman ülkelerine ilk defa yabancı bir tiyatro topluluğu gelen insanlar oldu, kimi zaman savaştan kaçan mülteci çocuklar, kimi zaman bölgenin yerli halkı, kimi zaman da Shakespeare ile çocukluk çağında tanışmış deneyimli tiyatro seyircileri…  
Oyunun yönetmenliğini aynı zamanda Globe Tiyatrosu’nun sanat yönetmeni de olan Dominic Dromgoole üstleniyor. İngiliz Tiyatro Ödülleri'nden Renee Stepham En İyi Gezici Tiyatro Sunumu Ödülü’nü alan oyuna 2015’in ocak ayında da Uluslararası Sahne Ödülü verilmişti. Canlı ve eğlenceli bir 'Hamlet' yorumu olarak tanıtılan oyunda, 12 oyuncu rolleri dönüşümlü olarak oynuyor. Yani oyunda –karakteri her seferinde biri üstlenecek şekilde- iki Hamlet, üç Ophelia, üç Gertrude, üç Horatio, üç Rosencrantz, üç Guildenstern var ve Hamlet’in sırdaşı Horatio ile haberciler Rosencrantz ile Guildenstern’ü kadın oyuncular canlandırıyor.
‘Globe to Globe Hamlet’in dünya turnesinin İstanbul ayağı bu akşam 20.30’da Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde başlıyor. Oyun yarın da (11 Kasım Çarşamba) saat 15.00 ve 20.30’da birer kere daha sahnelendikten sonra yoluna devam edecek. İstanbul'dan sonra rotayı Türkmenistan'a çevirecekler. 

Oyun öncesi, ‘Hamlet’te ana rolleri üstlenen beş oyuncuya, Naeem Hayat, Ladi Emeruwa, Jennifer Leong, Phoebe Fildes ve Amanda Wilkin’e sorularımızı ilettik. Bu benzersiz ‘Hamlet’ deneyiminin nasıl bir şey olduğunu onlardan dinledik. Sorularımızı da tıpkı sahnede olduğu gibi ‘dönüşümlü’ yanıtladılar… 

Shakespeare için tarihin en ‘küresel’ oyun yazarı diyebiliriz, ‘Hamlet’ için de ‘Shakespeare'in en popüler oyunu’ desek yanlış olmaz herhalde. ‘Globe to Globe Hamlet’ turnesiyle tüm dünyayı ‘Hamlet’ ile gezerek, kelimenin gerçek anlamıyla tarihi bir işe kalkışıyorsunuz. Dünyanın her yerinden insanlara Shakespeare ile dokunmak nasıl hissettiriyor size? 
Naeem Hayat: Herkesi kapsayan, böyle macera dolu böyle bir şeyin parçası olmak inanılmaz derecede ayrıcalıklı hissettiriyor. Hepimiz bu projenin parçası olmaktan, yeni insanlarla buluşmaktan, yeni kültürlerle tanışmaktan dolayı çok şanslı hissediyoruz. Ama sanırım ne yaptığımızı ancak turneyi tamamladığımız zaman tam manasıyla idrak edeceğiz. Bittiğinde nasıl hissedeceğimizi kim bilir…

‘Hamlet’in 2015 senesinde hâlâ canlılığını koruyan bir tiyatro metni olmasını nasıl açıklarsınız? Sizce ‘Hamlet’ bugüne ne söylüyor?
Ladi Emeruwa:
‘Hamlet’ tüm bütünlüğüyle insan olmaya dair bir oyun. Performansı izleyen seyirciyle direkt olarak ilişki kuruyor. Oyunun temaları ailevi, politik ve felsefi. Böyle bir oyunun  her daim geçerli olması kaçınılmaz. ‘Hamlet’ oynamanın en etkileyici yanlarından biri, insanlara “Bu oyun sizce ne anlatıyor?” diye sorduğumuzda aldığımız envaiçeşit yanıtta gizli. Öyle ki seyircinin içinde bulunduğu kişisel, sosyolojik ve politik çevre, oyuna dair algısını etkiliyor. Geçen sene Ukrayna’da başkanlık seçimleri öncesinde oynarken adaylar Poroşenko ve Klitschko ön sırada birlikte izliyordu. Haliyle oyunun politik boyutu epey ön planda hissedildi.

Ladi Emeruwa ve Naeem Hayat

‘Hamlet’ dünyanın neresinde olursa olsun aktörler için adeta bir ‘oyunculuk sınavıdır’. Dünyanın en ünlü oyuncularından amatörlerine her aktör bir gün ‘Hamlet’ oynamak ister. Siz Hamlet’i oynamakla kalmıyor aynı zamanda performansınızı yüzlerce ülkede sergiliyorsunuz… 
Naeem Hayat: Bu, büyük ikramiyeyi kazandığını öğrenmek ama sonra birinin sizi durdurup her şeyin aslında kocaman bir rüya olduğunu söylemesi gibi bir şey!
Kıbrıs'taki gösteriden...

2014 Nisan’ından beri gezgin tiyatro kumpanyası gibi hareket ediyorsunuz. Tıpkı Shakespeare oyunlarında rastladığımız türden bir kumpanya... Sizce Shakespeare yaşasaydı bu proje hakkında ne düşünürdü? 
Amanda Wilkin:
Shakespeare’in ne düşüneceğini hayal etmek zor ama umarım turnemizi severdi! Ve tabii, oyunlarının herkes için olduğu düşüncesini somut olarak hayata geçirmemizi de severdi sanırım…   

GÜNEYDOĞU ASYA'DA KADINLAR OPHELIA'NIN YASAK AŞKIYLA YAKINLIK KURDU
Bugüne kadar turneniz kapsamında tarihi kalelerden mülteci kamplarına onlarca farklı mekânda sahne aldınız. ‘Hamlet’ yorumunuzla Avrupalı seyircinin de karşısına çıktınız, Uzakdoğulu seyircinin de… Seyirciyle kurduğunuz iletişim, aldığınız tepkiler şehirden şehre, kültürden kültüre değişiyor mu? Bizimle paylaşabileceğiniz deneyimleriniz var mı?

Jennifer Leong: Seyircinin tepkisi gerçekten her yerde değişiyor. Gittiğimiz her şehirden ve oranın insanlarından bir şeyler öğrenmeye çalışıyoruz. Seyircimizde neyin yankı uyandırdığını bilmek her zaman güzeldir. Aile büyüklerinin, çocukların hayat tercihlerinde söz sahibi olduğu Güneydoğu Asya’da örneğin, Ophelia’nın yaşadığı yasak aşk öyküsüyle özel bir yakınlık kurduğunu söyleyen kadınlarla konuştum. Burada insanlar kadın oyuncular olarak bizlerin, Horatio gibi ikonik ‘erkek’ rollerini canlandırmasını da takdirle karşılamıştı. Hamlet-Horatio ilişkisine şaşırtıcı bir boyut kazandıran bu durum, cesur bir hareket olarak görüldü. Bu tür örnekleri kişisel olarak çok enteresan buluyorum.
Öte yandan o kadar çok çeşitli ve benzersiz mekânlarda oynama şansına sahip olduk ki içlerinden en özel deneyimleri çıkarıp bulmak kolay değil. Ürdün ve Kıbrıs’ta büyüleyici güzellikteki amfitiyatrolarda, Güney Kore ve Romanya’da yağmur altında, New York’ta Birleşmiş Milletler’de ve Ürdün’de Zaatari Mülteci Kampı’nda oynadık. Kimi zaman büyük bir uluslararası tiyatro festivalinin bir parçası olduk bazen o ülkeyi ziyaret eden ilk uluslararası tiyatro topluluğu olduk. Bulunduğumuz her ülkeden farklı anılar biriktirdik. Ben her gösteriden bir bilet saklıyorum. Ayrıca magnetler, rozetler, şarkılar ve öyküler biriktiriyorum. Bütün bunlar,her bir yerin ne kadar özel olduğunu anımsamıza yardımcı olacak. 

 Jennifer Leong, Kazakistan-Astana'daki oyunda Ophelia rolünde...

Ekibin üç kadın oyuncusu olarak oyunda ‘Hamlet’in kadın karakterlerinden Ophelia ve Gertrude’u dönüşümlü olarak canlandırıyorsunuz. İkisi de kaderleri, oyunun erkek karakterleri tarafından belirlenen kadınlar. Ophelia ve Gertrude’a dair seyirciden gelen tepkiler ülkeden ülkeye, kültürden kültüre değişiyor mu?
Amanda Wilkin: Oyundaki kadınların kaderleri erkekler tarafından biçimlendiriliyor olabilir ama bu kadınların kendi kaderleri konusunda pasif olduklarını düşünmüyorum kesinlikle. Gertrude, evlenmemesi gereken bir adamla evlenmeye karar veriyor ve son anlarında oğlunun mutluluğunu kocasınınkine tercih ettiğini düşünüyorum. Ophelia da kendi hayatına son verme kararı alıyor. İkisi de çok yönlü ve cesur karakterler. Kadınlar elbette, karakterlerin eylemlerini farklı biçimlerde yorumlayacak ve öykünün verdikleri hakkında güçlü ya da zayıf yargılarda bulunacaklardır. Bence karakterler hakkında farklı fikirlere sahip olmamızın nedeni, Shakespeare’in inanılmaz roller yazmış olmasında gizli. 
Amanda Wilkin, burada Osric rolünde.

Phoebe Fildes: Evet, bu dediğiniz, seyirci tepkisi açısından en heyecan verici bulduğum kısım. Bu konudaki en enteresan yorumlardan biriyle Kenya, Nayrobi’de karşılaştım. Bir kadın, ikinci kez evlenmenin toplum içinde içten içe utanılacak bir şey gibi görüldüğünü hissettiğini ve oyunda Hamlet’in annesi Gertrude ile konuşmasında da bunun bir işaretini yakaladığını anlattı. Bunun, daha geniş çapta düşünüldüğünde kadınlardan, kendi ihtiyaç ve isteklerini erkeklerinkinden geride tutarak, sorumluluk sahibi ve itaatkar olmalarının beklenmesinin bir parçası olduğunu düşünüyor. Gertrude'un öyküsünün, bir kadının yeniden evlenme hakkını kullanması olarak yorumlamıştı.
Karayipler’de seyirciyi yerli halk oluşturuyordu ve bazı bölümlerde yüksek sesle tepki verdiler. Meşhur dolap sahnesinde bir kadının “Hamlet, anneni tedavi etmenin yolu yok!” diye bağırdığı an müthişti. Oynadığımız pek çok ülkede seyirci, bir erkek karakter olan ‘Horatio’yı üç kadın oyuncunun oynamasını heyecanla karşılıyor. Sahnede geleneksel kadın davranışı klişelerine meydan okuyan bir işin parçası olmaktan ve tiyatroda kadınların rolüne dair bir diyaloga dahil olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Solomon Adaları’nda, oradaki ilk kadın tiyatro topluluğunun üyeleriyle tanıştık, gerçekten ilham vericiydi.

Beş oyuncu birbirinizin rollerini dönüşümlü oynuyorsunuz. Oyuncu olarak sizler için nasıl bir fark yaratıyor bu sahneleme tercihi?
Phoebe Fildes: Rolleri birbirimizle dönüşümlü oynamak kesinlikle eşsiz bir çalışma yöntemi ve gerçekten çok eğlenceli. Bu oyuncuya, herhangi bir rolün sahibi olmak gibi bir şeyin söz konusu olmadığını anımsatan, gerçekten faydalı bir ders. Rolü tam olarak yaşıyorsunuz ama aynı zamanda diğer oyuncularla da paylaşıyorsunuz ve bu da hakikatten yaratıcı bir ortama yol açıyor. Sahnelediğimiz her performans, hangi rolü kimin oynadığına bağlı olarak tamamen yeni bir oyun oluyor. Sonuç olarak da gösterimiz durmaksızın gelişiyor. Yönetmenimiz Dominic bizi birbirimizle fikirlerimizi paylaşmamız ve birbirimizin performansından çeşitli bakış açıları ödünç almada utangaç olmamamız konusunda sık sık cesaretlendiriyor.
Her birimiz fiziksel olarak farklı özelliklere sahibiz ve rollere kendi özgün niteliklerimizi katıyoruz. Sanırım bu yüzden de insanların kafasında yer alan, Shakespeare karakterlerinin nasıl olmasına gerektiğine dair belli başlı klişeleri çürütüyor. Bence hiçbir oyunun kesin bir versiyonu söz konusu olamaz ve biz ne şanslıyız ki bizim oyunumuz sürekli değişim halinde!

Jennifer Leong: Rolleri paylaşmak, her oyunda kadronun değişmesi anlamına geliyor. Her seferinde farklı insanların karşısında oynar ve farklı şeyler keşfederken, aynı zamanda kadronun da değişiyor olması işleri iyice enteresan hale getiriyor. Bu aynı zamanda oyunu farklı bakış açılarından ‘yaşamamız’, bir karakteri oynarken, aynı anda da ertesi gece kendimizin devralacağı diğer karakterin nasıl yorumlandığını görmemiz anlamına geliyor.


DÜNYA YEMEKLERİ GURMESİ OLDUK!
Bu turne sizleri için bir anlamda da turistik bir dünya turu olsa gerek. Gittiğiniz şehirlerde gezme fırsatı buluyor musunuz?
Phoebe Fildes: Bu işin en zor kısımlarından biri çok hızlı hareket etmek zorunda olmak! Bir yerde iki, üç günden fazla kalamıyoruz. Bazen sadece 24 saat kalabildiğimiz oluyor, şanlıysak bütün haftayı tek bir yerde geçirdiğimiz de oluyor. Bu süreçte turist olma konusunda kendimizi epey geliştirdik, gerçekten çok kısa bir zaman dilimi içinde çok fazla heyecan verici şey yaşamayı öğrendik. En azından, gittiğimiz yerlerin yöresel lezzetlerini test edebiliyoruz! Kendimizi dünya menüsünün gurmeleri olarak görmeye başladık. Ayrıca yeniden ziyaret etmek istediğimiz bir dolu ülke de oldu…
                'Globe to Globe Hamlet' ekibi

Daha önce Türkiye’ye geldiniz mi? İstanbul’a ve Türkiye seyircisine dair nasıl bir beklenti içindesiniz? 
Amanda Wilkin:
Türkiye’ye daha önce gelmedim ama Zorlu PSM’deki oyunlarımızı gerçekten heyecanla bekliyorum! Buranın Türkiye’nin en büyük sanat merkezlerinden biri olduğunu duymuştum. Her seyirci birbirinden o kadar farklı ki, insanların ne düşüneceğini kim bilebilir… 

Phoebe Fildes: Daha önce Patara’ya gitmiştim. Ayrıca annem, ben ve kızkardeşlerim doğmadan önce bir süre Türkiye’de yaşamış. Çocukluğum boyunca evimizde Türkiye’den bir sürü fotoğraf vardı. Mutfağımızda da büyük bir nazar boncuğu asılıydı. Türkiye’nin yeri ailem için özel. İstanbul’a ise hiç gelmedim, keşfetmek için gerçekten sabırsızlanıyorum! Seyircinin nasıl tepki verebileceğine dair ise fikrim yok, umarım ‘Hamlet’imizi severler!