Hans ve Helga bildiğiniz gibi değil

Hans ve Helga bildiğiniz gibi değil
Hans ve Helga bildiğiniz gibi değil
Saf ve çalışkan Hans'la, cüretkâr ve güzel karısı Helga... Türkiye'deki bu klişe Alman imajına karşı CDA Project, çokkültürlü Alman sanatçıların işlerinden oluşan bir sergiyi ağırlıyor. Serginin küratörü Marcus Graf
Haber: MÜGE AKGÜN / Arşivi

İSTANBUL - Osmanlı’dan bu yana ilişkilerimizin en güçlü olduğu ülkeler arasında Almanya her zaman başı çekti. Ama bu ilişkiler kültürel, sosyal ve sanatsal alana pek fazla yansımadı. Alman dili, edebiyatı sanatı bize her zaman uzak oldu. Avrupa dendiğinde kastedilen ülkeler arasında yakın zamana dek Almanya yer almadı.
İlişkilerin boyutunu çoğunlukla ‘karşılıklılık’ ilkesinin belirlediği söylenir ama -biraz da 1.5 milyon göçmenin hatırına- bize oranla Almanların bizim kültürümüzü daha fazla anlamaya çalıştığını söyleyebiliriz. Son yıllarda iki ülkenin çağdaş sanatçıları, yazarı çizeri bu karşılıklı önyargı ve klişeleri ortadan kaldırmak için birçok ortak çalışmaya imza atıyor. Bunlardan biri de 23 Eylül’de CDA Project’te açılan ‘Hans&Helga’ sergisi.
2001 yılından beri Türkiye ’de yaşayan, güncel sanatın önde gelen isimlerinden Marcus Graf’ın küratörlüğünü üstlendiği sergiyle Almanya’nın güncel sanatından bir kesit sunuluyor. Graf, Türk filmlerinde ve Almanların yoğunlukla gittiği tatil yörelerinde tipik Alman’ı anlatmak için kullanılan, biraz da aşağılama içeren ‘Hans&Helga’yı başlık olarak seçmiş. 

Herkes Hans ve Helga değil
Graf’a göre, Hans ve Helga Türkler tarafından genellikle uzun boylu, düz sarı saçlı ve beyaz tenli disiplinli, çalışkan ve dürüst insanlar olarak tarif edilir. Hans aynı zamanda sandalet ve beyaz çoraplarla şort giyen, şişman, bira içen, kaba ve cimri bir adamdır. Evlilik dışı ilişkilerden korkmayan, güzel bir kadın ya da Alpler’de yaşayan aptal bir çiftçi karısı olan Helga ise Hans’ın dişi karşılığıdır. Hem Hans hem Helga kimsenin ilişkilendirilmek istemediği klişeleri betimlerler. Graf, “Almanya’da elbette Hans ve Helga’lar vardır, ancak sınırları geçtikten sonra Almanların çoğunluğunun bu tanıma uymadığını fark edersiniz” diyor.
Hans& Helga sergisinde Almanya’dan altı çağdaş sanatçı ve bir performans grubunun çalışmaları yer alıyor. Marcus Graf’a göre bu sergi bir yandan bilgi ve önyargıları bir yandan da sanatın klişe ve polemik politikalarının ötesine geçebilme gücünü sorguluyor. Sanatçılar, yurt- dışındaki yabancı izleyiciye Almanya’yı temsil edecek ‘Alman’ bir sergi ortaya koymak mümkün müdür sorusuna yanıt arıyor.

Kimlik, aidiyet, porno
Ama projede yer alan sanatçıların seçiminde milliyet ve köken belirleyici olmamış. Katılan sanatçılar arasında ‘Real Life’ adlı işiyle yer alan Çek sanatçı Robert Barta, çok katmanlı duvar resimleriyle sergiye dâhil olan Çinli ressam Daniel Mann ve Japon sanatçı Motoko Dobashi gibi farklı ülkelerden gelip uzun süredir çalışmalarını Almanya’da sürdürenler de var. Video, obje ve enstalasyonlarıyla Rudolf Reiber, enstalasyonlarıyla Emanuel Fanslau, kavramsal işleriyle tanınan Jan Löchte ve performans grubu System HM2T’den Helge Meyer ve Marco Teubner, Hans&Helga’nın Alman sanatçıları.
‘Hans&Helga’da yer alan işlerde kimlik, aidiyet, porno, şiddet, savaş gibi birbirinden çok farklı konular ele alınsa da, günümüz Almanya’sının göçlerle beslenmiş çok kültürlü yapısı bir bütün oluşturarak yansıtmaya çalışılıyor.

İstiklal Caddesi Mısır Apartmanı’ndaki CDA Project’te açılan ‘Hans& Helga’ sergisi 23 Ekim’e dek sürecek.