Hareketli bir 'Dava'

Hareketli bir 'Dava'
Hareketli bir 'Dava'

?Dava? ışıltılı dekor ve kostümüleriyle dikkat çekiyor. fotoğraf: muhsin akgün

Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nda Franz Kafka'nın 'Dava'sını sahneleyen Turgay Kantürk, 'Alışılmış karanlık kabul edilen Kafkaesk durumu biraz daha renkli, hareketli hale getirmeye, günümüz dünyasındaki Kafkaeski yeniden yaratmaya çalıştık' diyor
Haber: GÖNÜL KOCA / Arşivi

İSTANBUL - Kafka’nın bitiremediği bir roman ‘Dava’. Kendisi yok edilmesini istemiş ama ölümünden sonra yayımlanmış. Çünkü, her çağda geçerliliğini koruyan ve her okunuşunda, ‘Dava’yı Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda (BBT) sahneleyen Turgay Kantürk’ün dediği gibi ‘yeniden yeniden keşfedilen’ bir roman.
Banka memuru Joseph K’nın ‘şaka gibi’ dedirten bir güne uyanışıyla başlıyor ‘Dava’. Sabah kalkıp işe gitmek üzere hazırlanırken beklenmedik misafirlerin ‘esiri’ olur K. Hakkında soruşturma başlatılmıştır! Ancak, nedenini bir türlü öğrenemez. Davası sürer ama, tutuklanmaz. Arada bir ifade verir, mahkemeye çıkar, ama bu süreç hiç bitmez. Ansızın gelen bir telefonla tekrar tekrar alt üst olur hayatı. Sürekli izlenme duygusu ve ‘gözaltı’ durumu hayatını bu ‘dava’ya adamasına neden olur... 

Kafka dünyası
Bir önceki İstanbul Tiyatro Festivali’nde Kerem Kurdoğlu’nun ‘İstanbul’da Bir Dava’ uyarlamasını izlemişti tiyatro severler. Yaklaşan festivalde de Alman tiyatrosunun ‘yaramaz’ yönetmeni olarak anılan Andreas Kriegenburg’un ilginç bir ‘Dava’ yorumu var.
Turgay Kantürk’ün ‘Dava’sına dönersek... Steven Berkoff’un yaptığı uyarlama Türkiye’de ilk kez sahneleniyor. Sahnede düşsel bir dünya yaratılmış. Cem Yılmazer’in yaptığı dekor tam Kafka dünyası dedirtiyor. Sahne üstünde parmaklıkları andıran ve floranslarla kapıların olduğu bir platform var. Oyun bazen bu platformun önünde bazen de arkasında geçiyor.
Turgay Kantürk bunu “Daha çok K’nın üstüne kapanan ve açılmayan kapılar” olarak yorumlayıp ekliyor, “Bu açılan kapıların oluşturduğu labirentleri Kafka’nın ve K’nın içinde dolandığı bürokratik dünyanın labirentleri olarak düşünüyoruz. Dışarıda olan şeyler daha çok sahne arkasında, hayatın akan kısmı dışarıda.”
Tabii Berkoff bazı değişiklikler yapmış ‘Dava’da. Örneğin romanda K’nın amcasıyla yaptığı konuşmayı babasıyla bir diyaloğa çevirmiş. Bu değişiklik Kafka’nın veya K’nın babasıyla ilişkisini daha da görünür kılmış.
Tam da bu sahnede izleyiciler barkovizyondan Müşfik Kenter’i görüyor. Müşfik Kenter, Joseph K’nın babasının hayali olarak sahneye yansıdığında K iyice güçsüzleşiyor, eziliyor, küçülüyor... 

Seyirciyi sıkma pahasına
Bu noktada yönetmen Turgay Kantürk, Berkoff’un uyarlamasının öneminin altını çiziyor. “Bu uyarlama diğerlerinden çok farklı. Berkoff’un yaptığı daha bir metin çözümlemesi. Yarattığı dünyayla çok daha farklı ve hareketli bir ‘Dava’ izlememize olanak sağlıyor.”
Ve hiçbir bölüm atlanmadan oynanıyor ‘Dava’. Tabii bunun getirdiği bazı zorluklar da var. Bilenler için sorun yok da, Kafka’nın dünyasını ve ‘Dava’yı bilmeyenler epey zorlanabilir gibi. E bu durum oyun süresini de uzatıyor. Yaklaşık üç saat... 
Ki tiyatro çevresi oyunun uzunluğundan şikayetlenmeye başladı bile.
Ama Kantürk aynı fikirde değil, hatta az bile buluyor bu süreyi. “Oyunun meselesi uzun ve yorucu. Bence böyle büyük bir soy yapıt için bu süre kısa bile. Çünkü tartıştığı bir mesele var, bu meselenin sahne üstünde en doğru biçimde verilmesi ve algılanması gerekiyor. Seyirciye hoş vakit geçirtmek için değil, gerekirse seyirciyi sıkmak için yapılmış bir oyun. “ diyen Kantürk son olarak da “Alışılmış karanlık kabul edilen Kafkaesk durumu biraz daha renkli, biraz daha aydınlık hale getirmeye, yani günümüz dünyasındaki Kafkaesk’i yeniden yaratmaya çalıştık. “ diyerek sözlerini bitiriyor.

‘Dava’, yarın, 17, 18, 29, 30 Nisan’da  ve 2, 6, 7, 9 Mayıs’ta Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde izlenebilir. Tel: 0212 661 19 41