Harun Tekin: İnsanın bazen içi gidiyor

Harun Tekin: İnsanın bazen içi gidiyor
Harun Tekin: İnsanın bazen içi gidiyor
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'nun müziklerine imza atan Harun Tekin, filmin soundtrack albümünü, şarkıların nasıl yapıldığını Radikal'e anlattı. Söyleşiyi filmdeki 'Derbeder' ve '22' şarkılarını söyleyen Gece grubunun solisti Can Baydar yaptı.

Can Baydar: Daha önce mor ve ötesi olarak “Mustafa Hakkında Her Şey”in müziklerini yapmıştınız. Fakat bildiğim kadarıyla ilk kez bir filmin müziklerinin altında Harun Tekin imzasını görüyoruz. Müzeyyen’le tanışma hikayeni biraz anlatır mısın, nasıl dahil oldun bu projeye?

Harun Tekin: Bu filmin yapımcısı Marsel Kalvo yaklaşık bir buçuk yıl önce bana bu filmden bahsetmişti. Senaryosunu okumak ister misin diye sormuştu, ben de isterim dedim. Senaryoyu okudum ve çok yakın buldum karakterleri. Müzeyyen’i de çok tanır gibiydim, Arif’i de çok yakın buldum. Bu projede yer almanın benim için eğlenceli ve bir yanıyla da karakterleri tanıyor olmaktan dolayı kolay olacağını düşündüm. Sonra öyle olmadı ama böyle başladı.



Bir bestecinin kendisi için müzik yapmasıyla bir film için müzik yapması arasındaki farklar nelerdir? Sen neler hissettin bu süreçte?

Çok önemli farklar var, sen de biliyorsun ki biz kendi yaptığımız işin patronuyuz. Günün sonunda grup arkadaşlarım dışında ve kendim dışında kimseye hesap vermediğim bir şey şarkı yazmak. Ama burada yaptığımız şeyin iki farkı var. Biri şarkı yazmıyoruz zaten, yazılan bir müzik var ortada. Bir de patron var, yani yönetmen. Yönetmenin beğenmediği bir şey filmde olamaz. Kaldı ki filmin neresinde müzik olacağına da beraber karar veriyorsunuz. Bir de üstüne üstlük en son aşamada o müziklerin volümüne de sonuçta yönetmen karar veriyor. Yani orda bir diyalog var mesela ve diyaloğun altında harika şeyler var ama diyaloğun anlaşılması için kısılıyor tabii ki. Ama insanın bir içi gidiyor, bazen güzelim müziğe n’oldu orda diye. En son post prodüksiyonun son aşamasında bunu fark ettim, bazı yerler benim tahmin ettiğimden daha kısık oldu. Ama şöyle bir şansımız oldu: filmi bir sinema salonunda izleyip son post prodüksiyon düzeltmelerini öyle yaptık. O yüzden bazı yerleri ve filmin genelindeki müzik seviyesini bir parça yükseltme şansımız oldu.

Çalışırken filmin müzik yapılacak sahnelerini belirledikten sonra mı müzik yapmaya başladın, yoksa senaryo üzerinden mi daha çok besteleri yaptın?

Aslında senaryodan yola çıkarak yaptığım tek şey tema müziğini bulmak oldu. Tema müziği de soundtrack albümde Arif adıyla geçen basit piyano bazlı bir şey, hem hüzünlü, hem de muzip karakteri olan bence... Ondan sonra filmin ilk 25 dk.’lık bölümü elime ulaştı kaba kurgu halinde, sonra da ikinci 25 dk.’lık bölümü geldi. Yani filmin ilk yarısı üstünde uzun süre çalışma fırsatım oldu, o ilk yarısı üstünde çalışmak benim için zaten filmin geri kalanını da tarif eden bir yerdi. Orda yaptıklarıma göre hareket edecektim çünkü. Zamanımın yüzde seksenini ilk yarısında geçirdim filmin.

TIKANIKLIĞIMIZI REPLİKAS AÇTI
Benim gözüme çarpan şöyle bir şey var. Filmin müziklerinde en temel unsur bence piyano, bütün müzikleri piyanonun üstüne kurmuşsun gibi hissettim. Bunu da filmin görüntü dokusuyla çok yakıştırdım. Bu kararı filmin yönetmeni ile beraber mi aldınız?

O benim tercihim oldu. İlk dönemlerde bir ara gitarı daha çok kullanmaya çalıştığım denemeler oldu. Onlar filmin dokusuyla çok örtüşmedi ama piyano her defasında iyi işledi. Dolayısıyla o tercihi ben yaptım ve sanırım isabetli bir tercih oldu.

Filmi izlerken sevdiğim birçok grubun ve müzisyenin şarkılarıyla karşılaştım. Aylin Aslım, Vega, Meriva, Replikas, Koray Candemir, Sakin, Erhan Akhan gibi... Bizden (Gece) de Derbeder ve 22 şarkılarını kullandın filmde. Bu seçimler nasıl oldu?

Bu seçimler aslında adım adım gelişti ama şu belliydi, Arif bir barda DJ’lik yapıyordu ve o barda geçen sahneler için birkaç şarkıya ihtiyaç vardı. Orda o şarkıları Arif’in müzik zevkini tarif ederek seçtik. Arif nasıl müzikler çalıyor olabilir 2014 senesinde Beyoğlu’nda bir barda diye düşündük. Tabi çeşitli alternatifler olabilirdi ama ben alternatif rock alanını seçtim ve o konuda da iyi anlaştık aslında Çiğdem’le (Vitrinel). En kritik anlardan biri Replikas’ın şarkısını düğün sahnesine yerleştirdiğimiz andı. Çiğdem’le bir gün altı saate yakın çalıştık, çünkü tıkanmıştık o noktada ve o tıkanıklık Replikas’ın oraya uymasıyla çözüldü. Biz de çok şaşırdık ilk anda, böyle bir şey beklemiyorduk, ters köşe oldu biraz. Onun ardından bir ivme kazandı süreç.

Filmin son jeneriğinde Meriva’nın şarkısı çok dinamik giriyor. Ben oradaki duyguyu da çok sevdim. Tam insanların sinemadan çıktığı anı hayal ettim ve onunla birlikte filmden çıkanların normal hayata dönmesi açısından çok iyi bir tercih olduğunu düşünüyorum.

Aynen, ben de öyle düşünüyorum. Bu arada eklemem gerekir ki bütün bu filmde kullanılan şarkılar arasında bir tanesi yönetmenin özel isteği ile yer alıyor. O da Gece’nin 22 adlı çalışması.

O şarkı bizim için keşke klibi olsa dediğimiz bir şarkıydı bir önceki albümden. Sonra o şarkının böyle bir filmin içinde yer alması beni ve bütün grubu çok mutlu etti.
Bir de o şarkı da çok kritik bir yerde çalıyor. Arif ve Müzeyyen’in karşılaşma anından itibaren çalıyor ve orda da çok kritik bir an yaşamıştık. Filmde baştan sona tek kullanılan parça Meriva’nın parçası o da son jenerik bölümü uzun olduğu için. Diğer şarkılar bölündü, sizin de fark etmiş olabileceğiniz gibi sizin şarkıda üstüne üstlük bir de edit var. Ellerimle yaptım (gülüyor). Fakat çok fark edilmiyor diyaloğun altında olduğu için. Onun da şöyle bir hikayesi var: İlk denemede onu yaptıktan sonra müziğin artık fade out ile bitmesi gereken bir an: Müzeyyen merdivenden iniyor Arif’in yanına, tam o sırada Erdem’in gitarının fade out’unun denk gelmesiyle beraber biz böyle bir şey nasıl olur dedik, bizim bir şey yapmamıza gerek kalmadı, şarkı da cuk oturdu, böyle bir an yaşadık Çiğdem’le. 

KEŞKE BEHZAT Ç.'DE DAHA İYİ OYNASAYDIM 

Biraz sizin artistlik işlerinize girmek istiyorum Harun Bey. Filmde Barış karakterini canlandırıyordun. Aslında ben Behzat Ç.’nin bir bölümünde senin ilk defa oyunculuk yaptığını gördüm, izleyiciler de ilk kez seni orada izlediler. Aslında ben en çok Erdal Abi ile sizin arkadaş olduğunuzu da bildiğimden Erdal Abi’nin senin bu oyunculuk işlerinle alakalı ne düşündüğünü merak ediyorum. Hiç konuştunuz mu filmden sonra ya da önce? Dizi zamanı neler konuşmuştunuz?
Çok konuştuk tabi. Dizi zamanı aslında benim içimde yaradır. Çünkü benim hiç de iyi hissetmediğim döneme denk gelen bir çalışmaydı. Ankara’ya gidiyorum bu iş için ve hiç bilmediğim bir işle ilgili. Bir de daha sonra Türk televizyon tarihinin en kült dizisine ve anti kahramanına dönüşecek Behzat Ç.’nin ilk bölümünde ben varım. Tabi çok daha iyi olmasını isterdim oradaki performansımın. Bir yandan da öyle bir iddiam olmadığı için de sıyrılıyorum. Orda Erdal da, yönetmenimiz de elinden geldiği kadarıyla bana yardımcı olmaya çalıştı. Ama tabi dizi olduğu için zaman çok daha dardı ve çok kısa sürede çekiliyordu. Çok fazla prova ve tekrar yapamadık.

Sinema filminde çok daha rahat etmişsindir zaman konusunda sanırım.

Evet, sinema filminde daha rahat ettim ve en baştan Çiğdem’e sorularım oldu. Bu konuda ısrarcı mısınız, emin misiniz benimle ilgili ve ne gerek var gibi sorularım oldu. Çiğdem oyuncu yönetiminde iyi olduğunu söyledi. “Senin üstüne titreyeceğim ve iyi görünecek her şey” dedi. Sonuç olarak da filmde birkaç defa görünüyorum zaten. O göründüğüm yerler için kötü hissetmiyorum kendimi. En azından filme ben geldim diye bir yabancılaştırma efekti gelmiyor. Erdal da Behzat Ç.’deki deneyimimden bunun daha iyi olduğunu düşünüyor sanırım. Ama çok ayrıntılarına girmedik.

Film müziklerine tekrar geri dönecek olursak senin en beğendiğin ve unutamadığın soundtrackler hangileri? Benim en sevdiğimin “Muhsin Bey” filminde Atilla Özdemiroğlu’nun yaptığı tema müziği olduğuna karar verdim. O da ufacık bir melodi ama filme inanılmaz bir duygu kattığını düşünüyorum. Senin için hangileri?

Türkiye Sineması’ndan bahsedersek “Gulyabani”deki boş altı tel, bence epik bir şey o, müthiş gerçekten. Sonra Arabesk filminin müzikleri çok acayip. Şener Şen ile Müjde Ar’ın birbirlerine kavuşamama hikayesinde inanılmaz şarkılar vardı. Bir de Ezel Akay’ın filmlerinin müziklerini çok başarılı buluyorum. En çok da “Hacıvat ile Karagöz Neden Öldürüldü?” ve “Neredesin Firuze” filmlerinin müzikleri bu konuda bence çıtayı daha yükseğe taşıdı. Dışarıya bakacak olursak çok başka örnekler var. Ama ben şunu da söyleyebilirim, benim yaptığım kadar filmlerde müzik olmasını da çok sevmem genelde. Daha minimal şeyler beni daha çok etkileyebiliyor tabi film müzik hikayesi üstüne kurulmuş değilse. Bizim filmin az da olsa öyle bir havası var sonuçta. Aklıma gelen bir diğer soundtrack ise “A Clockwork Orange”. Çok ruh hastası bir filmdir, müzikleri de aynen öyledir. Paul Thomas Anderson’ın “Magnolia” filminin soundtrack albümü inanılmazdır. Örnekleri çoğaltmak mümkün tabi. 

Son bir şey daha sormak istiyorum. Albümü izleyiciler ve dinleyicilerle buluşturan şarkı “Muhteşem Bir Son” oldu. Onu da Koray Candemir ile filmin başrol oyuncusu Sezin Akbaşoğulları birlikte seslendiriyorlar. Biraz ondan bahsedelim, klibi de çok ses getirdi.

O şarkı soundtrack albümde yer alan ama filmde olmayan tek şarkı aslında. O filmi ve albümü tanıtmak üstüne kurgulanan bir çalışma. Aslında artık öyle duyulmasa da ana tema müziğinden hareket ederek yazdım. Armonik olarak öyle bir yerden yola çıktım ama sonrasında vardığı yer çok farklı oldu. Belki ilk nakaratın bittiği yerdeki piyanolu bölüm onu hissettiriyor olabilir. Koray zaten şampiyonlar liginde bir şarkıcı hepimizin bildiği gibi fakat Sezin’in ortaya koyduğu performans da çok iyi oldu. Biz onun başaracağını biliyorduk ama sonucun bu kadar etkileyici olması hepimizi çok daha fazla mutlu etti. Klip de güzel oldu. Şarkıyı da özel olarak düet olarak kurguladım. Çünkü bu film hem Müzeyyen’in, hem de Arif’in filmi. Şarkıyı da bu ikisini birbiriyle konuşur gibi düşünerek yazdım.