Hayal kurmak özgürlükse...

Bayrampaşa ve Paşakapısı Tutukevleri yaklaşık bir yıldır Türkiye'nin önde gelen senaristlerini ağırlıyor! Senaristlerin demir parmaklıklar arkasına geçmeleri düşünce suçu veya benzeri bir ceza kararı nedeniyle değil çok daha hayırlı bir sebepten.
Haber: MAHMUT HAMSİCİ / Arşivi

İSTANBUL - Bayrampaşa ve Paşakapısı Tutukevleri yaklaşık bir yıldır Türkiye'nin önde gelen senaristlerini ağırlıyor! Senaristlerin demir parmaklıklar arkasına geçmeleri düşünce suçu veya benzeri bir ceza kararı nedeniyle değil çok daha hayırlı bir sebepten. Gaye Boralıoğlu, Neşe Şen, Birol Güven, Levent Kazak, Macit Koper, Hüseyin Kuzu, Ömer Lütfü Mete, Safa Önal, Barış Pirhasan, A. Haluk Ünal'dan oluşan senarist topluluğu, Senaryo Yazarları Derneği (SENDER) ile Bayrampaşa ve Paşakapısı Tutukevi yönetimlerinin birlikte kotardığı 'Hayal Kurmak Serbest' projesi kapsamında tutukluları senaryoyla tanıştırıyor.
Tutuklulardan ilgi büyük
Söz konusu proje 'O Simdi Mahkûm' filminin senaryosu üzerinde çalışan Levent Kazak'ın Bayrampaşa Tutukevi'ni gezerken ortaya çıkmış. Kazak, mekânda büyük bir sinema salonu bulunduğunu görmüş ve kullanılmayan bu salondan faydalanmanın çaresini düşünmeye başlamış. Kendi çabasıyla 2004'te 1. Bayrampaşa Film Festivali'ni gerçekleştirmiş. Ancak yapılanın daha kapsamlı ve sürekli olmasını istediğinden SENDER bünyesinde yürütülecek kalıcı bir proje üretmişler.
Adalet ile Kültür ve Turizm bakanlıklarının da destek verdiği 'Hayal Kurmak Serbest' projesinin gayesi 'Hayal kurmanın özgürleştirici, yaşam kalitesini yükseltici etkisini dezavantajlı gruplardan biri olan tutuklularla buluşturmak; Türkiye'nin insan hakları standartlarının yükseltilmesine katkıda bulunmak, tutuklu ve hükümlülerin yaratıcılıklarını keşfetmelerini kendini ifade yeteneklerini geliştirip farklı bir meslekle tanışmalarını sağlamak."
Peki somut olarak proje kapsamında neler yapıldı, yapılıyor? İlk adım olarak geçen yıl iki tutukevinde anket formları dağıtılarak başvurular alınmış. Yaz aylarında ise başvurmuş olanlara 'ısınma turları' diye adlandırılan senaryo yazımının abc'sinin öğretildiği dersler verilmiş. Düzenli ve profesyonel olarak yürütülecek ders programı ise 24 Kasım'da başlayacak. Her hocanın kendi sınıfı olacak ve iki ay boyunca ders yapılacak. Dersler sonunda öğrencilerin seçilen senaryoları bir derleme kitapta toplanacak.
Proje kapsamında bir de film festivali yapılacak. 24 Kasım'da 'Dondurmam Gaymak'la başlayacak festival 30 Aralık'a kadar sürecek. Festivalin sonunda tutuklular tarafından en iyi üç film belirlenecek.
Bize bütün bu yukarıdaki bilgileri veren Neşe Şen ve Levent Kazak proje sebebiyle çok heyecanlılar. Onları en fazla motive edense tutukluların hevesleri. Şen aktarıyor: "Özellikle erkekler kaldığı için Bayrampaşa'da katılım az olur diye düşünmüştük ama hiç öyle olmadı. İki tutukevinden de çok yüksek bir katılım oldu ve katılımcılar ödevlerine inanılmaz derecede sadıklar". Şen'e göre en büyük sorun tutuklular arasındaki hareketlilik: "Tutukevi olduğu için çok fazla hareket var. Sürekli bir kısım insan tahliye oluyor ve yerine yenileri geliyor. Mesela bu yüzden formları tekrar tazeledik." Ona göre amaç tutukluların içeride başladıkları bu uğraşı dışarıda da sürdürmesi: "Bizim uzun vadeli istediğimiz hevesli olanların senaryo yazma tekniğini öğrenmesi ve bunu ister içeride olduğu süre içinde ister dışarı çıksın hayatı boyunca devam ettirmesi." Şen, uygun görüldüğü takdirde bazı senaryoların filme aktarılma olasılığı olduğunu da ekliyor.
Destek aranıyor
Bu arada bir sorun daha var ki o da maddi kaynaklarla ilgili. Kazak ve Şen sponsora ihtiyaç duyduklarının özellikle altını çiziyor ve destek olmak isteyenlere içerisi ve dışarı arasında hiçbir fark olmadığını hatırlatıyor.
Diğer şehirlerdeki senarist ve aydınlara da çağrıda bulunuyorlar. Bayrampaşa ve Paşakapısı'nda pilot uygulaması yapılan proje başarılı olursa tüm yurt sathına yayılabilmesi için farklı şehirlerdeki ilgili kişilerin projeye destek vermesini istiyorlar. Onlarla muhabbetimiz tam sona ermişken Kazak bir şey daha ekleme ihtiyacı duyuyor ve belki de projenin en temel saikini de açıklamış oluyor: "Hayatımızı hayal kurarak kazanıyoruz ve ben hayal kurmanın çok ciddi bir şey olduğunu düşünüyorum. Eğer biz bu duyguyu onlara da geçirirsek işte o zaman başarmış olacağız."