Hayatımı değiştiren filmler

Hayatımı değiştiren filmler
Hayatımı değiştiren filmler
'Hayat'ı değiştiren filmler köşesinin bu haftaki konuğu Radikal yazarı Sevin Okyay

Les enfants du Paradis
Benden en beğendiğim 10/ filmin listesini yapmam istenince, hep ‘Blade Runner /Bıçak Sırtı’ ile başlarım. Ama tek film istenince, genelde o listede yer almayan ‘Les enfants du paradis’den (Cennetin Çocukları) başkası gelmez aklıma. Üstelik de Marcel Carné’nin bu şaheseri, kıymetli Yeni Dalga’cılarımın karşı çıktığı pek çok özellikle bezeli olduğu halde. Başkalarıyla mukayese etmek istemediğim için bir kaç filmlik listelere koymam.
Bu filmi belki çocukluğu ve ilk gençliğinde tiyatroya çok gitmiş biri olduğum için bu kadar çok seviyorum, belki kalben bir ‘paradi’, en üst balkon çocuğu olduğum için. Ancak kalbime asıl vuran yanı, genç yaşlarımda bana aşkın, hatta karşılık verilen aşkın bile her zaman mutlulukla sonlanmayacağını göstermesidir sanırım. Trajik bir kaybolan aşk hikâyesi...
Kamptan kurtuldular
Ama o ne ihtişam, ince ayrıntılara kadar nasıl da başarıyla yaratılmış bir dünyadır! Marcel Carné, 1830’ların tiyatro âleminde geçen filmini İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi işgali altındaki Paris’te, üç yılda çekmişti. Pek çok Direniş üyesi, temerküz kamplarından kurtulmak için filmni teknik kadrosunda çalışmıştı. Marcel Carné’nin filmi, büyük bütçeli bir stüdyo filmi olmakla birlikte, kişisel bir dram duygusu uyandırır. Bunda, senaryoyu yazan, şair Jacques Prévert’in de rolü olsa gerek. Tiyatro oyuncu ve yönetmeni, usta pandomimci Jean-Louis Barrault’un mimlerini de unutamam.


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    Nazi

    ,

    direniş