Hayatımın en derin yarası: Türkiye bana 'Git' dedi

Hayatımın en derin yarası: Türkiye bana 'Git' dedi
Hayatımın en derin yarası: Türkiye bana 'Git' dedi
Arjantin'de katıldığı dans yarışması sayesinde Latin Amerika'da fenomen olan 'Binbir Gece' dizisinde Ali Kemal karakteriyle tanıdığımız oyuncu Ergün Demir, şimdi de 'Marcianos En La Casa' adlı tiyatro oyununda başrol oynayacak. Gazeteci Melike Birgölge, Ergün Demir'le Buenos Aires'teki provalar sırasında konuştu.
Haber: MELİKE BİRGÖLGE - melikebirgolge@hotmail.com / Arşivi

Birçok Türk tiyatro oyunu Avrupa’ya, Amerika’ya turneye çıkar ama bu kez durum farklı. Bir Türk oyuncu, Arjantin’de, ordaki oyuncularla bir oyunda rol alacak; hem başrolde bir Türk olarak hem de İspanyolca konuşarak...
Sekiz aydır Arjantin’de bulunan ve yedi aydır her hafta, tangonun anavatanı Arjantin’de, katıldığı Bailando dans yarışmasında tango, salsa, cumbia, street dance, klasik, disco, reggaeton, zeybek gibi farklı stillerde dans eden ve fenomen olan ‘Binbir Gece’ dizisinde Ali Kemal karakteriyle tanıdığımız oyuncu Ergün Demir, bu kez ‘Marcianos En La Casa’ adlı oyunla Cordoba’da, 25 Aralık’ta başlayıp mart sonuna kadar sürecek Carlos Paz Tiyatro Festivali’nde, Arjantin’de sahneye çıkacak.

Ergün Demir ve Melike Birgölge, Buenos Aires'in en büyük tiyatrosu Teatro Colon'un önünde. 
Buenos Aires’te bir araya geldiğimiz, prova arasında sohbet ettiğimiz Ergün Demir’in oyunu anlatırken çok ama çok heyecanlı olduğu gözlerden kaçmıyor. Ergün Bey’le binlerce kilometre uzakta, Güney Amerika’da bir araya geldik ve ‘Marcianos En La Casa’ oyununu, tiyatroyu, hayatı konuştuk.

Dünyanın bir ucunda da tiyatro sizi bulmuş. Arjantin’de dans ederken bir yandan da tiyatrodan teklif almışsınız… Oyundan ve rolünüzden bahseder misiniz?
Arjantin’de Dabope yapımın projesi. Sahne alacağımız yer Teatro Holiday. Canlandıracağım karakterin adı Arda Antun. ‘Marcianos En La Casa’ komedi türünde bir oyun… Amacımız eğlendirmek. Yönetmen Carlos Olivieri. 25 Aralık’ta prömiyer… Mart sonuna kadar sürecek Carlos Paz Tiyatro Festivali’nde sahne alacağız. Bu süreçte gün olacak iki defa da sahne alacağız, gün olacak üç defa… Haftada altı gün çalışacağız. Dokuz kişilik bir kadro… Başrolü benim. Diğer yedi kişi, katıldığım Bailando yarışmasının yıldız dansçıları. Sekizinci kişi de Bailando’da jüri üyesi Soledad Silveyra. Profesyonel bir ekip… Provalara ekim sonu başladık. Çok mutluyum. Farklı bir tiyatro kültürü, farklı dil, İspanyolca oynayacağım. Geleli sekiz ay oldu, daha iyi İspanyolca konuşabilmek için çok çalışıyorum, okula gidiyorum. Yapımcı, oyunda İspanyolca konuşmamı istiyor ve bunun yanında Fransız aksanımla, Türk şivesiyle de konuşacağım. Burada Fransız aksanımı dert etmiyorlar, Türkiye’deki gibi. Tam tersi bunu avantaja dönüştürüyorlar Arjantin’de.

'Binbir Gece'nin Ali Kemal'i, Arjantin'de nasıl şöhret oldu?

Yedi aydır dans ediyorsunuz ama kendinizi bildiniz bileli sizin için varsa yoksa tiyatro… Özellikle komedi projesinde rol almak istemişsiniz. Neden?
Gitar konseri verdiğimde ‘Allegro’ parçayla başlarsam peşinden ‘Adagio’ ile devam ederim. Müzisyenler anlar! ‘Binbir Gece’ ve ardından rol aldığım birkaç dizi ‘Adagio’ oldu. ‘Allegro’ devam etmeliyim. Gülmeyi, güldürmeyi çok istiyorum. ‘Binbir Gece’de canlandırdığım Ali Kemal karakteri minör akortlarla çaldığınız tınılar, akortlar... Majör akortlara geçmek istedim. Zira güldüğünüzde çenenizdeki kaslar daha az harekete geçiyor. Daha az yoruluyorsunuz. Ne mutlu ki Türkiye’de, ‘Cherubin’ karakteriyle ‘Figaro’nun Düğünü’nde ve ‘Hacı Boğos’ karakteriyle ‘Pir Sultan Abdal’ oyununda komedi anlamında insanlara ulaşıp onları güldürdüm. Güldürürken de düşündürdüm.

HAYATIMIN EN DERİN YARASI: TÜRKİYE BANA ‘GİT’ DEDİ!

Yabancı ülkelerde size çok ilgi gösterilip de ülkemizde, Türkiye’de beklediğiniz değerin gösterilmemesi gerçekten enteresan bir durum değil mi?

Hiç sormayın. Bu, hayatımın en derin yarası! Türkiye, benim hayatım, genim, tek tutkum. 3 yaşımdan 34 yaşıma kadar Fransa’da yaşadım. Türkiye’ye çok büyük umutlarla, heyecanlarla döndüm. Fransa’nın en büyük tiyatrolarında sahneyi en büyük yönetmenlerle paylaştım. Türkiye’de çok güzel işler yaptım ancak beklediğim roller bir türlü gelmedi. Kader diyelim, geçelim. Konuyu daha fazla açarsam cümleler ve zaman yetmez. Fransız Cumhurbaşkanı François Hollande, İstanbul’da, Fransız Sarayı’nda yemek veriyor, davet ediliyorum. Ama okuldaki çocuklara Art Terapi dersleri vermek için Zeytinburnu Belediye Başkanı’ndan randevu alamıyorum, üç defa kapısını çalmama rağmen örneğin. Ya da senin genel koordinatörlüğünü ve yapımcılığını üstlendiğin ‘Maksat Sanat’ adlı televizyon programımızı sundum Bea Tv’de 60 hafta. Ülkemizin en kıymetli sanatçılarını konuk edip sanatı derin bir perspektiften ele aldık ve koskocaman Türkiye’de bir tek kanal o programa sahip çıkmadı.
Yurt dışına gitmemek için çok direndim, çok mücadele verdim. Ama Türkiye bana ‘Git! Ekmek paranı başka yerde bul!’ dedi. Bu sebeple Türkiye’den biraz buruk ayrıldım. Ama ülkemin kapısını kapatıp terk etmedim. Arjantin’de sekiz ay boyunca istesem şakır şakır Fransızca, İngilizce konuşurdum ama haftada iki kez çıktığım canlı yayında özellikle Türkçe konuştum. Burada sizi ne kadar sevseler, halk size hayranlığını dile getirse de Türkiye benim anavatanım. Türkiye’de zor şartlar altında çalışmış olmam, Türkiye’ye olan sevgimi, aşkımı değiştirmez, değiştiremez.


Federico Garcia Lorca “Sanatta en büyük günah sıkıcı olmaktır” diyor. Sanat deyince sizin aklınıza ne geliyor?
Çok doğru demiş Lorca. Çocukken arkadaşlara oyun dağıtıyordum soğukta, sıcakta, yağmurda. Tiyatronun varlığının, olduğunu bilincinde olmadığım yaşlarda. Sanat, tiyatro benim hayatım! Bazı insanlar yaptığı mesleği isimlendirmeden icra ederler. Tiyatro da benim için öyle olmuş o yaşlarda. Çocukken, doğaçlama nedir bilmezken tiyatro yapmışım. Annem çok iyi hatırlar, işten döndüğünde bir gün evin kapısını açtığında yerde uzanan cesedimle karşılaşınca kalp krizinden ölecekti kadıncağız. 6 yaşındaydım, üzerime salça sürmüştüm, yerler kanlar içindeydi sanki. Yani diyeceğim o ki; tiyatroyu ben seçmedim, tiyatro beni seçti! Hayatın sıkıcı zincirlerinden hep kurtulmak istemişimdir. Ilık duygulardan, ölümden kaçmak gibi bir ruh halindeyim bugün hâlâ. Sanat, affetmeyi öğretti bana. Bir kaos içindeyiz ve bu çılgın kaosun içinde zaman zaman kahkaha atma fırsatlarımızın olduğunu görüyorum. Kısacası hayatımı kurtaran unsurların başında geliyor sanat ve tiyatro.