Hayatta kalma uğruna

Samira Makhmalbaf iki sene önce 'Elma' adlı filmiyle Uluslararası İstanbul Film
Festivali'ne katılmış ve Türk seyirciye kendini tanıtmıştı.

LOS ANGELES - Samira Makhmalbaf iki sene önce 'Elma' adlı filmiyle Uluslararası
İstanbul Film Festivali'ne katılmış ve Türk seyirciye kendini tanıtmıştı. İranlı usta yönetmen Mohsen Makhmalbaf'ın kızı olan Samira Makhmalbaf, bu sefer de İran-Irak sınırında yaşanan zorlukları anlatan filmi 'Karatahta'yla sinemalarımıza konuk oluyor. Kürtçe çekilen film, sırtlarında karatahtalarıyla köy köy dolaşıp kendilerine öğrenci arayan öğretmenler aracılığıyla yoksul köylerde, çorak dağlarda yaşananları perdeye taşıyor. Cannes Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü'ne değer bulunan film, gösterildiği ülkelerde de beğeniyle karşılandı. Çekimleri dört ay süren filmde, Makhmalbaf nedenleri farklı da olsa öğrenmek için vakitleri olmayan genç ve yaşlı kuşağı bir araya getiriyor.
'Karatahta' filminizin arka planı için neden Kürdistan'ı seçtiniz?
İlk filmim olan 'Elma', İran'ın bir parçasını temsil eden Tahran'da geçmektedir. Kürdistan da İran'ın bir bölgesidir. Bir sonraki filmim büyük bir olasılıkla ülkenin başka bir bölgesinde geçecekti.
'Karatahta'yı çekmek için Kürdistan dahil İran'ın değişik bölgelerini dolaştım. Bu gezilerde, babam (Karatahta'nın yapımcısı, ortak senaryo yazarı ve editör Mohsen Makhmalbaf) bana eşlik etti. Çok değişik bölgeleri gördük. Yolculuğumuz sırasında babamın aklına gelen ve birlikte tartıştığımız düşüncelerin biri Karatahta'yı oluşturan düşüncedir.
Tüm oyuncularınızın profesyonel oyuncular olmadığı doğru mu?
Halaleh kadını oynayan Behnaz Jafari hariç doğru. Behnaz çok yetenekli bir tiyatro ve sinema oyuncusu. Öğretmen Reeboir'i oynayan Bahman Ghobadi genç bir film yönetmenidir.
İlk uzun filmi Sarhoş Atlar Zamanı 2000 yılı Cannes Film Festivali'nde Yönetmenlerin Ondört Günü Ödülü'nü kazanmıştır. Diğer tüm oyuncular yerel halktan seçilmişlerdir.
'Karatahta'nın konusunun ne kadarı gerçek?
Aslında filmin hikâyesi gerçekle hayal arasında gidip geliyor. Yasak malların kaçırılması, insanların oradan oraya dolaşması, verdikleri zorlu yaşam savaşı ve başlarından geçen bütün o trajediler hep gerçek. Halaleh karakterini kocası öldürülen bir kadının yaşamından aldım.
Yaşlı adamlar Halepçeliler mi?
Evet. 1980-87 arasındaki İran-Irak savaşı sırasında Iraklı Kürtler kimyasal silahlardan kaçarak İran Kürdistanı'na sığındılar. Halepçe, Irak sınırında bir kenttir. Kürt nüfusu baskı altında tutabilmek için Irak rejimi onlara karşı kimyasal silah kullandı. Karatahta'yı kentin yakınında çektik. Bölgede hâlâ terk edilmiş kara mayınları vardı. Bölge halkı mayınları yerleri konusunda bize yardımcı oldu. Çok dikkatli olmak zorundaydık.
'Karatahta'da verdikleri zorlu yaşam savaşı nedeniyle eğitime önem vermeyen kuşaklardan bahsediyorsunuz gibi geldi bana...
Gençler yaşamlarını sürdürebilmek için çok çalışmak zorundalar, çünkü aileleri onlara hiçbir şey bırakmamış. Bu genç insanların eğitime ayıracak vakitleri yok. Yaşlılar başkalarını dinlemeye sabırları olmayan eski kuşağı temsil ediyorlar. Onlara göre artık öğrenmek için vakit geçti. Sadece yollarında devam edecekler. Kötü anıların hatırlanması onları üzüyor. Bu kuşak diğerlerine göre çok daha milliyetçi. Yaşamlarının sonuna yaklaşmışlar ve kendi topraklarında ölmek istiyorlar. Bu nedenle neye mal olursa olsun doğdukları topraklara dönmek zorundalar.
Çekimler ne kadar sürdü?
Çekim öncesi hazırlıkları ve çekim bir arada oldu. Toplam dört ayda iki bölümde çalıştık. Belirgin olmayan yapılacak çok iş vardı. Her sabah, profesyonel olmayan oyuncuları bulmak amacıyla çeşitli köylere sekiz araba
gönderiyorduk. Onları boğaz tokluğuna bulmakta güçlük çekiyorduk. Ayrıca geçilmesi çok zor olan dağların arasındaydık. Diğer sorunlar kendiliğinden ortaya çıktı. Örneğin, bir cenaze, düğün töreni olduğunda veya cuma namazı sırasında işler duruyordu. Ancak yaşlı erkeklerin bize çok yardımcı olduklarını söylemeliyim. Onlara uymak zorunda olan bendim. Nehir sahnesinde olduğu gibi, buz gibi suya önce ben girmek zorunda kaldım. İşte böylece onları yönetmeye başladım. Ancak bu şekilde onları anlayabiliyordum.
İran toplumu gelişiyor. Genel olarak kadınlar, özellikle de sanatçılar için bugünkü durum nedir?
İranlı kızlar ve kadınlar giderek daha aktif oluyorlar. Artık seçimlere ve sosyal dünyaya katılıyorlar. Daha önemli roller oynamaya başladılar. Medyada, tiyatro ve sinemada eşit olarak temsil ediliyorlar. Ülkemizde düzinelerle kadın yönetici var. (Kültür Sanat)