Haz ve hüznün resimleri

Haz ve hüznün resimleri
Haz ve hüznün resimleri
Göçe zorlanmış insanların mücadelesinde müziğin iyileştirici gücünü anlattığı 'Rebetika: Haz ve Hüzün' başlıklı sergisiyle Art 212 Sanat Galerisi'ne konuk olan Banu Tansuğ, "Yaşanan insanlık dramları, haksızlıklar, acı ve sefalete müziğin ve sanatın büyülü gücüyle karşı koyma mücadelesi benim bu sergime esin kaynağı oldu" diyor.

‘Rebetika: Haz ve Hüzün’ sergisinin çıkış noktası neydi?
Benim aile geçmişimde de var olan ‘mübadele’ ya da zorunlu göç insanları yerlerinden ediyor ve maalesef bu durum bugün de geçerliliğini sürdürüyor. Yaşanan insanlık dramları, haksızlıklar, acı ve sefalete müziğin ve sanatın büyülü gücü ile karşı koyma mücadelesi benim bu sergime esin kaynağı oldu. Hayattaki her türlü zorluğa direnmenin en doğru yolunun bu olduğuna, en ağır travmaların bile insanların ruhundaki iyilik tellerini titreten müzik ve sanatla aşılabileceğine inancımı bu sergimde ortaya koymak, resimlerimle ifade etmek istedim.
Yunan müziğinin çok sevdiğim usta bestecilerinden Manos Hacıdakis, Rebetika’yı üç kelime ile tanımlamış: Aşk, haz ve hüzün. Evet, bu müzik en damıtılmış haliyle bize bu duyguları yaşatıyor. Asırlar boyu Anadolu medeniyetlerinin art arda yöre halklarında yarattığı birikim, bu müziğin alt yapısındaki yoğunluğu ve kendine has tınıyı oluşturmuş. Bütün o sadeliğine karşın bize zengin duygu dünyasını ve en çok da bu dünyanın gerçekliğini adeta birebir yaşatıyor. Beni bu müziğe, sonra da böyle bir sergiye yönelten bunlar oldu. Rebetlerin İzmir ve İstanbul ’dan Pire’ye uzanan zorunlu yolculuklarını, acı, sefalet, yurtsuzluk gibi durumlara karşın hayata dik başlı, alaycı bir tavırla ve aşkla tutunma mücadelelerini konu ederken tıpkı müziklerindeki yalınlık ve gerçeklik gibi haz ve hüzün duygularını yansıtma derdine düştüm.



Rebetika serisindeki kompozisyonları oluştururken kartpostallardan yararlandığnız ve yüzyıl başlarındaki Anadolu Rum ve Türk halklarına özgü yazı karakterlerini arka planda kullandınız. Nasıl bir teknik kullandınız?

Bu resimlerimde bir önceki sergim ‘Pentimento’da olduğu gibi alt yapıda serigrafi ile üst üste özgün baskı tekniği kullanarak katmanlar oluşturdum. Bu tekniği kullanırken Osmanlı döneminin 20. yüzyıl başlarındaki Anadolu Rum ve Türk halklarını kendi yazı karakterleri ile sembolleştirerek çok kültürlülüğümüzü öne çıkarmak istedim. Figürleri ve kompozisyonu oluşturmak için eski fotoğraf ve dönem kartpostalları ve dokümanlardan yararlandım, bu aşamada akrilik boya ve yer yer altın varak kullandım.

Rebetika serisini yaparken müzik de arkadaşlık etti mi size?Atölyemde yalnız çalışırım. Beyoğlu’nun ortasında olmasına rağmen son derece sessiz bir konumdadır. Genelde müzik dinleyerek çalışırım. Evet, bu son sergim için araştırma ve uygulama sürecinde sürekli Rebetika dinledim.



Resimlerinizle izleyicilere mesaj verme kaygısı taşır mısınız
?
Çalışmalarım mesaj vermekten çok kendimi ifade etmek, çoğu zaman bir soru sormak, bazen de duygu, düşünce ve hayallerimi paylaşmak amacı içeriyor.

Genel olarak sergilerinizin konusuna karar verirken nelerden esinleniyorsunuz?Konular bana kendiliğinden geliyor. Örneğin her zaman uğradığım kafede rastladığım bir levhadaki ‘Bu da geçer ya hu’ yazısı , benim bu isimde bir sergi açmama sebep olmuştu. Bu vesileyle bu sözün içerdiği anlam ve felsefeyi derinlemesine irdeleme fırsatını yakalamıştım. Her sergi bana da yeni dünyalar açar. Hepsinin ayrı bir hikayesi ve serüveni oluyor.
Banu Tansuğ’un ‘Rebetika: Haz ve Hüzün’ başlıklı sergisi 6 Kasım’a kadar ART 212 Sanat Galerisi’nde. www.banutansug.com

Banu Tansuğ hakkında

Lise eğitimini 1972’de Robert Kolej’de tamamladıktan sonra 1976’da Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Grafik Sanatlar bölümünden mezun olan Banu Tansuğ, Floransa’da yaptığı stajın ardından Ajans Ada, Kadınca Dergisi ve Pars McCann reklam ajansında art direktör olarak çalıştı. Bir süre resim ve illüstrasyon alanında yaptığı serbest çalışmalardan sonra 2005 yılında New York School of Visual Arts’ta eğitim gördü. Şu an çalışmalarını Asmalımescit’teki atölyesinde sürdürüyor.