Hedef, 100 yaşında 150 madalya kazanmak

Hedef, 100 yaşında 150 madalya kazanmak
Hedef, 100 yaşında 150 madalya kazanmak
18. Veteranlar Atletizm Şampiyonası'nda iki altın madalya kazanarak dalya diyen Guinness rekortmeni Hikmet Kandey, 80 yıllık ömrüne 100 madalya sığdırdı. Yeni hedefi ise önümüzdeki 20 yılda 50 madalya daha kazanmak
Haber: MERİÇ FUNDA / Arşivi
ÇAĞLAR ALKAYA / Arşivi

80 yaşında hâlâ pistlerde olan bir atlet o. Hem de adını Guinness Rekorlar Kitabı’na yazdırmış bir sporcu. Hikmet Kandeydi’den bahsediyoruz. Almanya’nın Zittau kentinde düzenlenen 18. Veteranlar Atletizm Şampiyonası’nda önce sırıkla atlamada ardından da uzun atlamada altın madalya kazanıp, kariyerinin büyük şampiyonalardaki 100. madalyasına ulaştı. Hedefi 20 yıl içinde 50 madalya daha. Biz de bu şıradısı atletle başarılarını, sırrını ve hedeflerini konuştuk.
Hikmet Bey kaç senedir
pistlerdesiniz?
Ortaokuldan sonra hep yarıştım, yani 15 yaşımdan beri 65 senedir yarışıyorum. 25 yıldır da masterlarda yarışıyorum. Tüm Avrupa ve dünya şampiyonalarına katıldım, beş kıtaya gittim, hepsinde madalya aldım.
Epey gezdiniz o halde?
“Dönüş biletini verin, cehenneme giderim” diye bir söz söylemiştim zamanında. Lise hayatımdan beri gezmeyi ve sporu seviyorum. Spor yapmak için her yere giderim ama memleketimi de her şeyden çok seviyorum. İnanın her gidişimde dönüşümü düşünüyorum. Allah’tan biletleri gidiş-dönüş veriyorlar…
Gittiğiniz yerlerde size en ilginç gelen şey ne oldu?
Kuzey ülkelerine gittiğimde spor sahalarında 70-80 yaşında insanlar gördüm ama hastaneye gittim kimseyi göremedim. Bizde spor sahalarında adam bulamazsın ama hastaneye gidince kimseye çarpmadan yürüyemezsin.
Daha ne kadar yarışmak
istiyorsunuz?
Herkes bir gün ölecek, kazayla da ölebiliriz sonuçta. Benim 100-120 yıl yaşayayım diye uğraştığım yok ama edebildiğim kadar da devam edeceğim. Zaten hareket edemeyecek hale gelirsem, yapamam giderim… “Ben koşarken öleyim” diyorum, bu ne demek? Sağlıklıyken öleyim… Yani hastanelerde yatıp, felç, bitap bir halde, ‘geçmiş olsun’lar içinde ölmek istemiyorum. Sağlıklı yaşayayım, koşarken de ölüvereyim, ne var yani!
Geçen günlerde Avrupa Şampiyonası’nda iki madalya daha alarak 100. madalyayı kazandınız. Nasıl bir histi?
Dereceler bakımından orada yaptıklarım normal şeylerdi. Hatta daha iyisini bekliyordum. İki Avrupa rekorunu kırmak için gittim ben oraya. Bazı aksilikler oldu, kıramadım rekorları. O bakımdan muazzam sevinçler yaşamadım. Diğer yandan, bugüne kadar İstiklal Marşı’nı çok çaldırmış olsam da ya tek kişiydim ya da iki kişiydik. Bu kez 25 kişilik bir kafile olarak oradaydık ve hep birlikte söyledik marşımızı. O beni çok duygulandırdı. Bugüne kadarkiler içinde en güzeli o oldu.
Yıllar önce “100 yaşında 100 madalya” hedefi koymuştunuz kendinize ama maşallah 80 yaşınızda dalya yaptınız… Şimdi hedefiniz ne?
Bir elli daha koydum şimdi. 100 yaşımda 150 madalya olsun istiyorum. Kolay iş değil tabii…
Madalya almak alışkanlık olmuş herhalde sizde, halen seviniyor musunuz kürsüye çıkınca?
İnsan piyango gibi umulmadık şeylere sevinir. Birinci olmuşsam olmuşumdur, zaten hep yaptığım şeyi yapıyorum. Ay sonunda maaşını alınca sevinir mi insan? Bu hak ettiği bir şeydir... İkramiye alınca sevinirsin ancak...
Madalyalarınız arasında ‘özel’ olanlar mutlaka vardır…
Bütün madalyalarımı seviyorum. Hatta bazen birinciyi alıyorum, ikinciyi alıyorum bakıyorum üçüncü de çok güzel geliyor gözüme. Her seriden olsun diyerek üçüncü de olmaya çalışıyorum. Ben madalyalar çoğalsın ve renkli olsun istiyorum, beyazı da olsun, sarısı da, kırmızısı da...
Tüm madalyalarınızı saydınız mı?
Hepsini saymaya kalksam sayamam. Sadece Avrupa ve dünya şampiyonlarındakileri sayıyorum. Balkan, Türkiye vs. onları saymadan 100 oldu yani. Sağa sola da veriyorum bir kısmını, yani istiyorsanız size de takayım birer tane...
Dopinginiz ne peki?
Dopingim bal. Gençliğimde bir kilo balı diker içerdim. Bal vücuda en çabuk karışan yiyeceklerden. Ayrıca evde kefir de yapıp içiyorum devamlı. Benim dopinglerim sadece bunlar. Çok şükür hayatımda başka türlü doping kullanmadım, kullanan arkadaşlarım da çoktan öteki tarafa gittiler...
Ne yiyip, ne içiyorsunuz?
Izgara tercih ediyorum... Kızartma iyi değil ama arada bir balığı tavaya da atarım. Balık çorbam nefistir, bir tane içen gözümün içine bakar bir tane daha ister. Spesiyali bana ait yemekler de var. Sütte balık pişiririm mesela, İtalyan usulü makarna yaparım.
Sağlıklı beslenme için
ne önerirsiniz?
Mide aynı sporcu gibidir. Sporcu iyi idman yaptıkça vücudu alıştığı için daha fazlasını ister. Mideye bir şey gönderince onun da görevi hazmetmektir, ne kadar yüklenirsen fazlasına ihtiyaç duyar. Bu nedenle zayıflamak isteyenlere önerim ağızlarına plaster yapıştırmaları...
Motosiklet de önemli bir yere sahipmiş hayatınızda…
Motosiklet benim için büyük rahatlık. Altın kafeste bir kanarya düşünün ama diğer tarafta özgür bir serçe, dışarıda her tarafa gidebiliyor. Otomobille kafesteki bir kanarya olmaktansa motosikletle özgür bir serçe olmayı yeğliyorum. “Riski var mı?” diyorlar. Var tabii… Atmacası var, kargası var ama o yine de hürdür. İstediğinde istediği yere gider…
İlham alınacak bir figürsünüz… Son olarak ne söylemek istersiniz?
İnsan heyecanla yaşar. Heyecansız insan pek de insan değildir. Heyecanı duymuyorsan, ister öğretmenlik, ister analık, ister babalık olsun o işi bırak. Heyecanın bittiği yerde sen de bitmişsindir. Tabanca patlayana kadarki heyecanla yaşıyorum ben. Sonrasında kalp, damar, kas koşturuyor, ama oraya kadarki heyecan asıl işi götüren. Bu nedenle ne mesleğinizde, ne analık, ne de babalığınızda heyecanınızı asla kaybetmeyin...