Hem 45'likler gibi hem de gıcır gıcır

Hem 45'likler gibi hem de gıcır gıcır
Hem 45'likler gibi hem de gıcır gıcır
45'lik cover'larıyla tanınan Eski Bando, kendi şarkılarından oluşan ilk albümleriyle raflarda. Eski Bando'cular, kendi parçaların da 45'liklerle aynı yerde buluşturduklarını söylüyor.
Haber: ESRA ÜLKAR - esraulkar@gmail.com / Arşivi

45’lik şarkıları kendi tarzlarında yorumlamalarıyla tanıdığımız Eski Bando, ilk albümleri ‘Renki Şeyler’i yayımladı. Eda Baba, Güney Marlen, Şansal Aktaş, Üner Demir, Volkan Coşar ve Cihan Kahvecioğlu’ndan oluşan grubun ilk albümü Kalan Müzik etiketiyle raflarda... Grup üyelerinden Eda, Güney ve Şansal ile yeni albümlerini konuştuk.

Bu altı kişinin bir araya gelişi nasıl oldu?
Eda Baba:
Güney ile ben 2008’de tanıştık bir arkadaşımız vasıtasıyla. 2008’de beraber müzik yapmaya başladık. Ondan sonra bir grup fikri ortaya çıktı. Konsept bir şey olması da Güney’in fikriydi. Sonra birileri geldi, birileri gitti. Şu an Eski Bando kadrosundaki isimlerle son halini aldı.
Güney Marlen: İkimizin akustik bir grubu vardı. İki akustik gitar, bir mızıka, iki vokal çalıyorduk. Daha birbirimizi tanıma aşamasıydı o. Daha sonra böyle bir proje geldi aklımıza. 2010 gibi Eski Bando oluşumu başladı. Kadro tamamlanınca 2011 yılında ilk konserimizi verdik.

Albümdeki şarkıların sözleri sana ait…
Güney:
Evet söz-müzik bana ait. Biz 60’lar, 70’ler dönemlerinin şarkılarını çalarak başladık. Bir yandan da kendi parçalarımız çıkmaya başlayınca hem kendi parçalarımızı hem de o dönemlerin parçalarının sound’unu ortaklaştırmaya başladık. Böylelikle bu proje oluştu. Canlı performanslarda daha çok eski dönem parçalarından çaldık. Biraz kendi imkanlarımızla yaptığımız için albümü açıkçası sırtımızda büyük bir yük vardı. Ama bir şekilde üstesinden geldik. Şu an ilk amacımıza ulaştık.

Kolay değil tabii bir albüm çıkarmak…
Güney:
Tabii ki. Yıllar önce tanıştık, bizim iki kişi yaptığımız şeyler bile aslında bu işin temeli. Yine altı kişilik ekibimizde yaptığımız eylemler, çalmalarımız, etkinliklerimiz, konuşmalarımız, tartışmalarımız hepsi aslında bir pişme süreci ve bu sürecin sonunda bu albüm çıktı ortaya.

Peki, albüm heyecanı denen şey hâlâ var mı? Eninde sonunda internete düşeceğini biliyorsunuz...
Eda:
Önceden binler, milyonlar satıyormuş. Çıkaralım, basılsın ve bir sürü satılsın heyecanı yok. Tamamen bizim üretimimiz, bizim elimizden çıkmış somut bir şey olarak elimizde olmasının heyecanını yaşıyoruz tabii. Çünkü konserlerde bir kitleye ulaşıyorsun belki ama albüm olduğunda hitap edeceğin, ulaşabileceğin kitle de genişliyor.

Albümdeki çizimler sana ait. Çizimle ne kadar ilgilisin?
Eda:
Çizim okumadım da sanatın her dalını seviyorum. Bunlar biraz doğaçlama çıktı. Birkaç gün çizimlerin konseptini oluşturmak sürdü.
Güney: Mutfağın her alanında vardık. Kartonet yapılırken de başına oturduk grafik tasarımı yapılırken. Eda bir şeyler çizdi. “Bu güzel oldu bunu koyalım” gibi eğlenceli de bir süreçti.

60’lı, 70’li yılların müziğine ilgi nereden geliyor? Yaşınız da çok genç…
Eda:
O dönemde yaşamadık ama öyle bir dalga yaratmış ki o şarkılar hâlâ güncelmiş gibi dinleniyor. Herkes tarafından biliniyor aslında. Bizim de o sıcaklığa bir ilgimiz olduğu için o şarkılara yöneldik.

Özellikle ‘Issız Adam’ filminden sonra bir 45’lik şarkılar furyası başladı.
Eda:
Sanırım biz o şarkıların tekrar gündeme gelmesi furyasından biraz önce başlamıştık. Bazen böyle pişti olduğumuz noktalar oldu. Mesela biz tam bir şarkıyı repertuvara aldık sonra bir yerde patladı. Bir reklamda, dizide kullanıldı. Biraz o dönem peş peşe gelme durumu var.
Güney: Evet, birkaç defa oldu o. Demek ki birçok insan o şarkıları özlediğini fark etti. Bizim yaşımız ne olursa olsun biz bu şarkıları eski Türk filmlerinden ya da bir yerlerden duyuyoruz. Gençlik de biliyor. O kadar eski olmasına rağmen bilinen şarkılar.

2008 yılında kurulmuş bir grupsunuz. O furyadan mı etkilenip kurulmuş bir grup diye düşündüm…
Eda:
Belki bilinçaltına işledi ve çıktı.
Güney: Etkilendiysek de bunu farkında olmadan yaptığımıza eminim. Ama tabii bu proje tek ayaklı bir proje değil. Biz eski parçaları çalıyoruz, onları seviyoruz. Ama bizim projemiz iki kollu. Bir ‘cover’ yaptığımız şarkılar var, diğeri de bu albümle başlayan kendi ürettiğimiz şeyler. Belki ikinci albümde ikisinden de bir şeyler koyacağız. İlk albüm tamamen kendi üretimimiz olsun istedik.

Müzik yarışmalarında derece almışsınız. Bu başarı grubu motive etmiştir muhakkak ama bundan başka bir yararı oluyor mu?
Eda:
Orada benim en çok hoşuma giden bizim sevdiğimiz, takip ettiğimiz müzisyenlerin, sanatçıların bizi orada sahnede izlemiş olmasıydı.
Güney: Üstat diyebileceğimiz kişilerin dikkatini çektik bir nebze. Bunlar bizim için gurur verici şeyler. Bizim için motive edici bir şeydi. Radyo Boğaziçi’ndeki yarışmada birinci olduk. Orada kapılar açıldı ama biz o kapılardan gitmeyi tercih etmedik. Prodüksiyon sürecini daha özgün kılmak adına kendimiz devam etmeye meyl ettik. 
Eda: Kendi istediğimiz gibi yaptığımız şarkılar. Kendi stüdyomuzu kendimiz seçtik. Kafamıza göre kaydettik. Bütün süreç bizim istediğimiz gibiydi. Her şey bittikten sonra güvendiğimiz, yeri sağlam ve belli olan Kalan Müzik ile görüştük.

6 kişilik kalabalık bir grupsunuz. Provalarda mesela zor oluyordur bir araya gelmeniz…
Eda:
Çok güzel bir yere parmak bastın. Tabii zorluklar oluyor ama başa çıkmayı öğrendik. Dediğin gibi bir prova için bile buluşmak sıkıntı oluyor bazen. Bireysel bakınca beş kişiyle evli gibisin.
Şansal Aktaş: Arkadaş olarak da çok iyi olman gerekiyor. Müzikal açıdan da çok iyi anlaşman gerekiyor. Biz iki seneyi doldurduk çok şeyi paylaştık. Çok iyi arkadaş olduk.
21 Mart BKM’de, 27 Mart’ta Beyoğlu The Mekan’da…


    ETİKETLER:

    Beyoğlu

    ,

    Müzik

    ,

    Proje

    ,

    Mekan

    ,

    radyo

    ,

    Boğaziçi

    ,

    derece

    ,

    Dalga