Hepimiz orada olmalıyız, bu şart!

Hepimiz orada olmalıyız, bu şart!
Hepimiz orada olmalıyız, bu şart!
Yaratıcı ve eğlenceli yorumlarıyla tanınan avangard-caz üçlüsü The Bad Plus, günümüzün en karizmatik saksofon virtüözlerinden Joshua Redman ile Garanti Bankası sponsorluğunda düzenlenen 22. İstanbul Caz Festivali sahnesinde güçlerini birleştiriyor. Konserden önce Avrupa cazının parlayan yıldızlarından Fransız akordeon sanatçısı Vincent Peirani'nin beşlisi sahneye çıkıyor. Feridun Ertaşkan, festival dergisi için yazdı: "Size şunu söyleyeyim bu yaz The Bad Plus Joshua Redman konseriyle caz müziğin son zamanlardaki en yeni örneklerini dinleyeceğiz.

Bu yaz festivale Joshua Redman’lı TheBad Plus’ın geleceğini duyduğumda her nedense aklıma ilk olarak (mekanı cennet olsun) Charlie Haden’ın “Quartet West”i geldi, sonra bir anda The Bad Plus’ın Redman’lı yeni albümünü henüz dinlemediğimi fark ettim ve acilen bulup dinledim: Out Now. Yirmi yıl öncesinin Quartet West albümlerine kulak verin, bir de şimdi Out Now’a. Caz müziğinde ‘progress’in ne demek olduğunun mukayeseli tatbikinin muhtemelen en çarpıcı örneklerden biri olacaktır.

The New York Times albüm için “Grubun dinamiğini değiştirmeksizin Redman’ın hayati önemdeki varlığı ne kadar etkileyici” yorumunda bulunmuş. Takip edenlerin de dikkatini çekmiş midir bilmiyorum ama Joshua Redman’ın müziğinde yıllar içinde gelişerek varlığını artıran bir ‘melodic humour’ bulmuşumdur. Sanırım, son albümü Trios Live ile ilgili olarak buna benzeyen bir ifadesi de var başarılı sanatçının. Bir başka eleştirmen “albümdeki fikirler etkileyici ama Redman‘rhythm’e ilişkin düşünceleriyle daha güçlü hale gelmiş. Bu albüm, açık fikirli olmanın gerçek bir zaferi” diye not düşmüş.

GRUP SANKİ YILLARDIR KAYIP DÖRDÜNCÜ ÜYESİNİ BULMUŞ GİBİ COŞKULU!

Türkiye’de dünya caz basını fazla takip edilmiyor ama size şunu söyleyeyim, bu yaz The Bad Plus Joshua Redman konseriyle caz müziğin son sıralardaki en yeni örneklerini dinleyeceğiz. 10 Haziran’da dünya turnesini başlatacak olan grup 2011 yılında New York Blue Note’daki bir haftalık performanslarına JoshuaRedman’ı da davet ettiklerinden beri sahneden caz dünyasına yansıyan müziğin aldığı alkış ve Kuzey Amerika konserlerinin gösterdiği yolun sonunda, 2014’de, dörtlünün stüdyoya kapanıp 5 Temmuz akşamı bizi ENKA Eşref Denizhan Açık Hava Tiyatrosu’na koşturacak konserin albümü Out Now ile son buldu.

Doku uyumunun bu kadar sorunsuz olduğu 3+1 topluluk uzun yıllardır grubun kayıp dördüncü üyesini bulmuş gibi coşkulu. Her ne kadar yirmi yıllık bir grup olan The Bad Plus elemanlarıyla yine aynı süre içindeki nesildaşları Joshua Redman’ın SF Jazz Kolektif ve James’ Farm gruplarının üyeleriyle zaman zaman aynı sahneleri paylaşsalar da ortak dili konuşuyor olmaları yine de izleyeceğimiz konserdeki sihri açıklamaya yeterli olmayacaktır. Zaten, bu sihri anlamak ve hissetmek için hepimiz orda olmalıyız, bu şart!

AVRUPA CAZININ YÜKSELEN YILDIZI: VINCENT PEIRANI

Akordeon çok şanslı bir enstrüman... Bu yaz, 10 Temmuz akşamı, 22. İstanbul Caz Festivali’nin “Caz İçin Tuhaf Bir Yer” konserinde izleyeceğimiz iki konserin ilki, Vincent PeiraniQuintet, içinde caz da olan Avrupa müziği için oldukça yeni anlamlar ifade ediyor. Zaten, bilmiyorum yeni nesil Fransız müzisyenleri takip edebiliyor musunuz ama hayret verici sanatçılar çıkarmaya başladılar. 1980 doğumlu ve artık ünü bir kaç yıldan beri Türkiye’ye de haklı olarak gelen sanatçı da bu isimlerden biri. Özellikle akordion sanatçısı olması onu bizim için ayrı bir paranteze almamız için yetip artıyor bile. Akordeon, Fransızların ulusal enstrümanı ama altmışlı yıllarda Güney Amerika’dan Astor Piazzolla ile ‘Tango Nuevo’nun bandoneonu duyguları fazlasıyla harmanlamaya başlayınca bandoneonun Avrupa kıtasındaki karşılığı olan akordionun önemi sanılanın aksine daha da arttı. En azından, bunu şimdi geçmişe dönüp bakınca daha iyi anlayabiliyoruz. Muhtemelen, bunu ilk farkeden isimlerin başında Richard Galliano gelir. Hatta, Galliano’yu bandoneondan akordeona yönlendiren bizzat Piazzolla’nın ta kendisidir denir. Galliano’yu bir önceki nesil kabul edersek, Vincent Peirani yeni nesildir ve her ikisinin de anlaşılan -ve ne mutlu ki- müziğe farklı bakış açıları var.

BENİM İÇİN CAZIN GELECEĞİ BUDUR!
Eğer Galliano ve Peirani olmasaydı, muhtemelen akordiyon, Seine nehrindeki gezinti teknelerinde romantik vızıltı olmaktan kurtulamayacaktı, oysa şimdi, kendi geleneğini Kuzey Afrika’dan Doğu Avrupa’ya, Balkanlardan Ortadoğu’ya kadar uzanan müzikal gökkuşağının ortak duygusunda yeniden tarif etmeyi başardı. Zaten bu başarı da haklı olarak Peirani’ye geçen yıl ‘Avrupa cazının yükselen yıldızı’ve Almanların ünlü ECHO ödüllerini getirdi.

Klasik eğitimli müzisyen olduğu için kendini klasik müzisyen, caz müzisyeni, pop, hatta rock müzisyeni olarak tanımlamaktan kaçınmayan Peirani kafamızı karıştırmak yerine berraklaştırmayı amaçlıyor. “Uzmanlık alanım uzman olmamak” diyen sanatçı ‘kendimi ifade etmek için hepsini kullanabilirim’ diye ekliyor.

Vincent Peirani’nin festival kapsamında dinleyeceğimiz son albümü “LivingBeing”de Fender Rhodes ve kimi elektroniklerle bezeli müziğiyle sarmalanan akodiyonun olağanüstü güzellikte ve sanatçının “that is thefuture of jazz” dediği cümlelere dönüştüğüne şaşırıp kalacaksınız. Peirani aslında bunu daha önce vokal olarak Youn Sun Nah ile, gitar olarak Ulf Wakenius ile yapmıştı. Uzun zamanlı müzikal ortağı Emile Parisien ile müzikleri halen kulağımızdan gitmedi. Sanırım, şimdi hem yenileri ve hem de daha güzelleriyle öncekilerin yer değişme sırası geldi. (Feridun Ertaşkan’ın yazısı festival dergisinden alınmıştır.) https://www.facebook.com/garanticazyesili
THE BAD PLUS JOSHUA REDMAN / VINCENT PEIRANI QUINTET
10 Temmuz Cuma 19:30, ENKA Eşref Denizhan Açık Hava Tiyatrosu