Her filminin en parlağı

Her filminin en parlağı
Her filminin en parlağı

Sıkıntılı Hanımlar bugün saat 11.00 de Nişantaşı City s, 14 Nisan 21.30 da ise Beyoğlu Atlas ta.

Kendine has doğalcı tavrıyla ifadesizliği karizmaya dönüştürüren Greta Gerwig, bağımsız filmlerin yeni kraliçesi. Gerwig'in başrolünde oynadığı 'Sıkıntılı Hanımlar', bugün festivalde
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

‘Başarısının bir kısmı da hiçbir zaman oynuyor gibi durmamasından. Performanslarındaki şeffaflığın sebebi, ince ve zarif teknikler kullanmasından çok hiçbir teknik kullanmıyor gibi görünmesinde. Joe Swanberg’ün filmlerindeki sanatsallıktan bilinçlice uzaklık -gezinen bir kamera, aşk ve arkadaşlık meselelerine dengesiz bir tavırla karşılık veren dikkati dağınık gençlerin tarafsız izlenimleri- Greta Gerwig’de vücuda geliyor.”
The New York Times’ın sinema yazarı A.O. Scott, bağımsız sinemanın yeni kraliçesi Greta Gerwig’in cazibesini böyle formüle ediyor. İri mavi gözlerinde sürekli baygın bir ifadeyle, repliklerini dillendirirken ağzını pek oynatmayan (önceki kuşaklardan anne babalara selam olunur) ama başka bir suratta ifadesizlik olarak nitelendirilebilecek bu özellikleri karizmaya dönüştüren bir yıldız Greta Gerwig. Perdede nasıl göründüğünü, görkemli bir performans sergilemeyi pek de dert eder bir hali yok. Çekiciliği, ister ‘Nights and Weekends’ gibi en düşük bütçelisinden bir Amerikan bağımsızında oynasın, isterse de ‘Bağlanmak Yok’ gibi bol yıldızlı bir romantik komedide, göründüğü her tür filme kendi karakterini katabilmesinde.
Bu sene festivalde yeni Whit Stillman filmi ‘Damsel in Distress / Sıkıntılı Hanımlar’da başrolde izleyeceğimiz Greta Gerwig’in baygın, aklı bulunduğu ortamdan karış karış uzaktaymış halleriyle ilk tanışıklığımız 2000’lerin Amerikan bağımsız fenomeni ‘mumblecore’ sinemasında gerçekleşti. Arkadaş ortamında kotarılmış kadar iddiasız bir estetiğe sahip, genelde 20’li yaşlardaki karakterlerin muhabbetleriyle ilerleyen, ismini de bu 20’liklerin lafı ağızlarında gevelemelerinden alan ‘mumblecore’ filmlerin özellikle Joe Swanberg imzalı birçok örneğinde Greta Gerwig başroldeydi: ‘LOL’, ‘Hannah Takes the Stairs’, ‘Nights and Weekends’, ‘Baghead’...
Bu dönemde ana akımın dışında bir hayran kitlesi edinen Gerwig’in oyunculuk kariyerini öğretmenlik, dadılık ve New York’a gelen turistlere bir şehir deneyimi yaşatmak için parayla sahte bar kavgaları çıkartmak gibi işlerle finanse etmesi Gerwig’i daha da ilgi çekici kılan ayrıntılardan.
Sacramento doğumlu, New York’ta Barnard Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı ve felsefe tedrisatlı oyuncunun ilk göz ağrılarından biri oyun yazarlığı. Hatta ‘LOL’un kadrosuna bu hevesle dahil oluyor ama Joe Swanberg tarafından oyuncu kadrosuna alınıyor, ‘mumblecore’ sinemanın ‘Itgirl’ü unvanına giden yol da böyle başlıyor.
Bağımsız ortamda gördüğü ilgi sayesinde Hollywood’dan edindiği menajer sağ olsun, görünür Amerikan bağımsızlarından Noah Baumbach’ın ‘Greenberg’ünde Ben Stiller’la rol alıyor. Ve birçok eleştirmene göre, kendine has, doğalcı tarzıyla karakterini filmin en can alıcı unsurlarından birine dönüştürüyor. Sonrasında rol aldığı daha ana akım işlerde ‘Arthur’ ve ‘Bağlanmak Yok’ta da eleştiriler aynı minvalde.
Gerwig, kendine has doğalcı performans tarzıyla, kâğıt üstünde pek de bir şey ifade etmeyen karakterlere hayat katabilecek güçte bir oyuncu. Festivalde izleyeceğimiz yeni filmi ‘Sıkıntılı Hanımlar’da da bu özelliğinin tam hakkını verecek isimlerden Whit Stillman’ın yönetiminde. Bir önceki eseri ‘Last Days of Disco’da Chloe Sevigny’nin alaycı donuk ifadesini hınzır toplumsal tespitleri için bir dayanak noktası yapan Stillman, kuşkusuz kolej komedisi ‘Sıkıntılı Hanımlar’da da Greta Gerwig’in parlayacağı bir atmosfer sunacak.
Şu aralar sinemanın en heyecan verici ‘umutlarından’ Greta Gerwig’i parlarken görmek de muhtemelen bu yılki festivalin en akıllarda kalacak deneyimlerinden...