Her mevsim baharı yaşayan Souad

Her mevsim baharı yaşayan Souad
Her mevsim baharı yaşayan Souad

Souad Massi, Ülkemin gerçekleri müziğimi doğrudan etkiliyor diyor.

Cezayirli ünlü şarkıcı Souad Massi ilk kez Türkiye'de. Massi ile 'Arap Baharı'ndan son albümüne kadar siyaset ve müzik üzerine konuştuk
Haber: ERAY AYTİMUR - erayaytimur@yahoo.com / Arşivi

Cezayirli şarkıcı, gitarist, söz yazarı. Bildiğimiz ‘singer/songwriter’ ekolü mensubu. Politik içerikli müzik yapması sebebiyle Cezayir’den ayrılarak Fransa’ya iltica ettiği söylenirdi ama meğer mesleki nedenlerle gitmiş. Souad Massi ağırlıklı olarak Arapça ve Fransızca bazı bazı İngilizce ve Berberice yazıp söylüyor. 1999’da Paris’te gerçekleştirilen ‘Femmes d’Algerie’ (Cezayir’den Kadınlar) Festivali’ndeki performansıyla halk, chaâbi, rock gibi farklı türleri bir araya getirdiği ilk albümü ‘Raoui’ye uzanan yol da açılmış oldu. 2001’in ortalarına doğru on dört özgün parçadan oluşan ‘Raoui’ (Hikâyeci) raflardaki yerini aldı. Bu albüm ile 2002’de BBC Radio 3 ödülünü alan sanatçı bunu takip eden ödüllerin yanı sıra yaklaşık 200 konser ile başarısını taçlandırdı.
Konserlerin birbirini takip ettiği yoğun bir yıldan sonra sanatçı tekrar stüdyoya kapandı ve 2003 yılında o güne kadar Kuzey Afrika’dan çıkan en başarılı albüm olarak tarihe geçecek olan ‘Deb’ (Kalbi Kırık) adlı albümünü çıkartarak Atlantik’in her iki köşesinde de dizginlenemez bir ilgi ile karşılandı. Arap müziğinin ritim ve kültürünü birleştiren ‘Mesk Elil’ (Hanımeli) Kasım 2005’in sonunda piyasa çıktı ve raflarda yerini alır almaz Avrupa dünya müziği listelerine birinci sıradan girdi. Massi, bir yandan Cezayir hükümetine sinkaf etti bir yandan ülkesi için ağıt yaktı. 2007’de en popüler parçalarını ‘Live Acoustique’ adlı albümde toplayıp özgürlük çığlığını 2010 tarihli ‘O Houria’daki  Fransızca, Arapça ve İngilizce parçalarına sakladı.
Dünyanın müzikle daha yaşanılabilir hale geleceğine inanan ve bu uğurda sesini cesaretle yükselten Souad Massi’den bizim de payımıza güzellikler düştü İstanbul ’daki ilk konseri öncesinde. 

Son albümünüz ‘O Houria’ özgürlük anlamına geliyor. Siyasi angajmanı yüksek bir sanatçı olarak ‘Arap Baharı’ sizi nasıl etkiledi?
Evet, son albümüm ‘O Houria’da özgürlük sorunu, kadına uygulanan şiddet gibi insani konuları anlattım. Daha genel bir ifadeyle Cezayir’in sosyal ve politik gerçekliğinden yola çıktım. Elbette ülkemin gerçekleri müziğimi doğrudan etkiliyor. Dönüşümü anlatan üç şarkı yaptım, bir şeylerin değişeceğini hissediyordum. Cezayir iç savaşlardan ve terörden çok çekti. Değişimi destekliyorum elbette. Ancak her şeyin barışçıl bir şekilde ve yumuşak bir şekilde değişip dönüşmesini diliyorum. 

Arap dünyasındaki son dönem gelişmelerine Avrupalılar nasıl bakıyor, Paris’te yaşayan bir Cezayirli olarak ne gibi gözlemleriniz var?
Özellikle gençlerin bu değişimi çok desteklediğini söyleyebilirim. Gençler bu konuda inanılmazlar, Avrupa’nın birçok başkentinde Arap dünyasındaki değişimi ve gençlik hareketlerini destekleyici oturma eylemleri yapıldı. 

Kimlik tanımlarıyla her şeyin özünün açıklanmaya çalışıldığı bir dönemde bir sanatçı için büyük avantaj olduğunu düşündüğüm çokkültürlülük hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çokkültürlülüğün büyük bir zenginlik olduğunu düşünüyorum. Örneğin biz Cezayirliler Akdenizliyiz. Hem Afrikalıyız, hem Arapız. Bu yüzden de müziğimde flamenko, chaabi (Cezayir yerel müziği), folk rock ve Fransız şansonlarının izleri var. 

Ailedeki müzisyenler de tabii büyük avantaj.
Bu anlamda gerçekten şanslıyım. İki erkek kardeşimin müzisyen olması benim için büyük bir şans. Kariyerim için beni gerçekten çok desteklediler. Bu bizim gibi ülkelerde çok da alışıldık bir durum değil doğrusu. Gitara klasik gitar dersleri alarak başladım. Daha sonra da flamenko, rock ve dünya müziği ile ilgilenmeye başladım.
Halihazırdaki kariyerinize Atakor isimli rock grubu ile başladınız. Bizim ülkede rock’ın hangi dilde söylenmesi gerektiği yönünde popüler bir tartışma vardı bir zamanlar. Siz ne düşünüyorsunuz anadilde rock konusunda?
Bence karşı çıktığınız bir şeyler varsa bunu daha rahat ifade etmenin yolu rock müzikten geçiyor. O nedenle hangi dilde olduğu bence çok da önemli değil. Benim de bu konuda bir projem var. Fransızca bir rock albüm hazırlayacağım ve bu beni çok heyecanlandırıyor. 

Memleketinden sürgün edilmek, bir sanatçının gündelik ve estetik pratiklerine nasıl yansır?
Ben Cezayir’i mesleki sebeplerden dolayı terk ettim. Paris’te okula giden iki çocuğum var ve işim için burada yaşamam her şeyi daha çok kolaylaştırıyor. Ama Cezayir’e gitme ihtiyacı hissediyorum çünkü ailem orada. Ülkemi çok seviyorum. Orada büyüdüm, çocukluk anılarım var. Dünya barışını, adaleti, ifade özgürlüğünü, hümanizmi ve doğanın korunmasını çok önemsiyor ve bunu şarkılarıma taşıyorum. Dünyada haklar ve özgürlük adına bir dönüşüm var. Değişimin en barışçıl ve sakin bir şekilde gerçekleşmesini diliyorum. Başkalarının özgürlüğüne saygı göstermek şartıyla herkesin fikrini özgürce ifade edebileceği bir dünya diliyorum.
Souad Massi Konseri 20 Ocak’ta İş Sanat’ta