Her ölüm gebeyse doğuma

Her bitiş yeni bir başlangıcın habercisiyse, yaşamsal döngüde de her ölüm yeni bir doğuma neden değil midir?
Haber: ŞEHNAZ PAK / Arşivi

İSTANBUL - Her bitiş yeni bir başlangıcın habercisiyse, yaşamsal döngüde de her ölüm yeni bir doğuma neden değil midir? Sandımay Sokak Tiyatrosu yeni oyunu Ölüm-Arınma-Doğum'da bu gerçeğin ekseninde, mitoloji, efsane, ritüel, masal ve halk hikâyelerinin eşliğinde doğum ve ölüm temalarını irdeliyor.
Günay Karadeniz'in yazdığı ve yönettiği
'Ölüm-Arınma - Doğum'un koreografisi Kürşat Alnıaçık'a, dekor kostüm ve mask tasarımı Hakan Dündar'a ait. Geçmişten günümüze uzanan süreçte mevsimler ile insan ömrü arasındaki bağlantıları kurcalayan oyun, bunun kültürlere olan etkisini de irdeliyor.
Sembollerin yaşamdaki önemi
'Ölüm-Arınma-Doğum', 'Ölümün nasıl algılandığı, yaşamla nasıl bütünleştirildiği ve taşıdığı sembol nedir?' gibi konuları şamanizm ağırlıklı ritüellerle işliyor. Tüm çalışmalarını Anadolu kültüründen yola çıkarak ele alan Sandımay, bu projesinde ağırlıkla diğer ülke kültürlerine yönelik birtakım öğelere de yer veriyor. Dünyanın hemen hemen pek çok kültüründe yaşamsal döngü mesajı ve sembollerin önemli bir yer tutuğunu söyleyen Günay Karadeniz bu çerçevede evrensel olandan hareket ettiklerini ifade ediyor:
"Tek bir kültürü ve yaşam biçimini anlatmıyor
oyun. Köyseyirlikler, mitolojiler ve ritüeller toplamında ele alınmış bir çalışma. Daha fazla sembolik ve hiçbir kültüre çok fazla yönlendirme yapmıyor. Zaten bir yerden sonra farklı kültürlerde birbirinin benzeri ve iç içe geçmiş birçok öge ile karşılaşıyorsunuz. Dinde, yaşamda adımınızı attığınız her yerde var olanlar. Yalnızca onları gün ışığına çıkarıyoruz."
Gece güne, kış bahara, ağıt ninniye ve ölüm hayata dönerken 'Var olan hiçbir şeyin yok olmayıp, sadece dönüştüğü'nün altının çizildiği 'Ölüm-Arınma-Doğum'da 'uyanış' kavramı da sorgulanıyor. Günay Karadeniz'e göre 'uyanmak', kendinin ve ardından da çevrendekilerin farkına varmak anlamına geliyor: "İnsanları ve objeleri fark etme. Ve keşifler, dokunmalar başladıkça bilinç oluşmaya başlıyor. Bilinç oluştukça duygular ve tamamen karar verme noktaları ortaya çıkıyor. Nefret, kin, öfke, sevgi, korku şiddet gibi zıt duygular harekete geçmeye başlıyor. Bir yerden sonra bilinç de dahil olmak üzere her şeyin günümüz dünyasında tek bir renk boyut ve kimliğe dönüştüğüne tanık oluyoruz.
Dünyanın neresine giderseniz gidin artık herkes blucin ve bir tişört giyiyor. Oysa her ülkenin kendi kimliği, kıyafetleri ve yaşama şekli var. Onun dışında her şey fast food kültür. Yargılamıyoruz ama biz bunu tercih etmiyoruz. Her ülkenin kendi kimliği ve kültürünü koruması gerektiğini düşünüyorum. Seni farklı kılan bir güç olmalı. Ki o da senin köklerinde var."
Oyun, yarın Romanya'da, 5 Temmuz'da Macaristan'daki festivallere katılacak.