Her seferinde son konsermiş gibi...

Her seferinde son konsermiş gibi...
Her seferinde son konsermiş gibi...
Cazın güçlü kadın seslerinden Dee Dee Bridgewater ve yönetmen Gilbert Moses'ın cazcı kızı China Moses, yarın akşam The Seed'de 24. Akbank Caz Festivali'nin açılışını yapacak. Bugüne kadar 6 albüme imza atan ve kısa süre öncesine kadar Fransız MTV ile ARTE kanallarına müzik programları yapan Moses, Radikal'in sorularını yanıtladı: "Müzik beni değiştirdi, beni kurtardı, bana hayat amacı verdi."
Haber: GÜLDEHAN AYSAN - guldehanaysan@gmail.com / Arşivi

China Moses, 24. Akbank Caz Festivali’nin açılış konserinde İstanbullu müzikseverlere hikayesini anlatmaya hazırlanıyor. Cazın güçlü kadın seslerinden Dee Dee Bridgewater ve yönetmen Gilbert Moses’ın kızı China Moses, 16 yaşından beri profesyonel olarak müzik yapıyor. Fransa’da büyüyen Moses, Fransız caz müzisyenleriyle başladığı yolculuğunda 6 albüme imza attı. Kısa süre öncesine kadar da Fransız MTV ve ARTE kanallarında müzik programları yapıyordu… Sanatçı, 23 Ekim Perşembe akşamı The Seed’de sahne alıyor… Konserinde piyanist Raphaël Lemonnier ile beraber oluşturduğu son albümü ‘Crazy Blues’ dan parçalara yer verecek… Kendisine, China Moses hikayesini sorduk...

İstanbul ve caz deyince aklınıza gelenler nedir? İstanbul’a ikinci gelişim. Dört gözle bekliyorum. Biraz şehri gezebilmek için kocamla beraber daha erken geliyoruz. Geçen sefer grupla beraber geldik, konser verdik ve geri döndük. İstanbul’da çok değerli caz müzisyenleri olduğunu biliyorum. Hatta The Seed’de bana Türk bir piyanist -Ercüment Orkut- eşlik edecek!

Dee Dee Bridgewater anneniz, Gilbert Moses babanız… Bu iki yetenekle büyümek nasıldı? Annenizle aynı sahneyi paylaşmak nasıl bir duyguydu?
Sanatçı ebeveynlere sahip olmak muhteşem bir duygu. Değerini çok genç yaşta anladım. Beni her zaman , yapabildiğimin en iyisini yapmaya teşvik ettiler. Tabii ki her ikisini de kendime örnek alıyorum. Annemle sahneyi paylaştığım her sefer ayrı bir deneyim, ayrı bir ders. Her defasında yeni bir şey öğreniyorum. Bu büyük bir nimet.

Müziğe Fransız caz müzisyenleriyle başladınız… Paris’te büyümek müziğinizi genel olarak nasıl etkiledi?
Avrupa ’nın dev bir müze küratörü işlevi olduğuna inanıyorum. Bir yandan geleceğe doğru ilerlerken tarihini de koruyor. İlk iki caz albümüm, çok fazla “eski ekol” tınısında olmadan, geçmişe saygı (tribute) niteliğindeydi. Ve muhteşem Fransız caz müzik platformu sayesinde sahnede kendi sesimi bulabildim. Fransa’da, bütün yıl tek bir ülkede turne yapmaya yetecek kadar çok caz festivali var! Orijinal kompozisyonlardan oluşacak bir sonraki albümüm, bu modern zamanlarda yaşayan bir kadın olarak, bugüne kadar öğrendiklerimin meyvesi olacak.


Bir sonrak albümünüzün cazın erkek vokallerinden eserlere yer vereceğini duymuştuk. Bu durumda, fikriniz değişti diyebilir miyiz? Hem de tamamen! Bir sonraki albümüm tamamen original kompozisyonlardan oluşuyor. Donny Hathaway, Mel Torme, Bobby Darin, hatta Steve Wonder ve Beatles tınılarını bile duymak mümkün kompozisyonlarda. Ama bu albümde cesur bir adım atıp nasıl bir sanatçı olduğumu göstermeye karar verdim. Her şeyi Craig David’in de yapımcısı olan, pop ve RnB dünyasından Anthony Marshall ile beraber yazdık.

İlk albüm anlaşmanızı 16 yaşında imzaladınız.. O kadar genç yaşta bir albüme imza atmak nasıl bir duyguydu?Muhteşem bir duyguydu! Ve daha da güzel olan, hâlâ müzik yapıyor olmam. “En tutkulu” olanın hayatta kalması hikayesi. Müzik beni değiştirdi, beni kurtardı, bana hayat amacı verdi.

Genç müzisyenlere vermek istediğiniz bir öğüdünüz var mı?Genç müzisyenlere söylemek istediğim, bence 3 şey çok önemli: Soru sorun. Prova yapın. Her konserde, sanki son konserinizmiş gibi müzik yapın.


Fransa’da caz müzik dünyası nasıl?
Canlı. Sahnede. Çeçşitli ve enerjik. Ve tüö ülkeye yayılmış durumda sadece Paris’le kısıtlı değil.

Size ilham veren kadın seslerinden bahseder misiniz?
Ne kadar zamanımız var? En çok etkilendiklerim arasında Dinah Washington, Etta James, Tina Turner, Lena Horne ve Peggy Lee’yi sayabilrim. Ama liste çok uzun ve Alanis Morrisette, Bonnie Raitt, Minnie Ripperton ve Mary J Blige gibi isimler de çok önemli benim için.

Bir konuşmanızda ben bir caz hikaye anlatıcısıyım demişsiniz.. Caz tarihindeki en sevdiğiniz hikayeyi anlatır mısnız? Sizin müziğinizin hikayesi nedir?
Kim iyi bir hikaye duymayı sevmez? Ama benim hikayelerimi duymak için konserlerime gelmeniz gerekir. Kendi hikayemi hâlâ yazıyorum. Bu soruyu bana yaşlandığım zaman sorun.
China Moses, 23 Ekim Perşembe saat 21.00’de Sabancı Müzesi The Seed’de…