Her şey çekirdekle başlar

Fatma Tülin'in çeyrek asırlık 'Şeftali Çekirdeği' serüveni, ortaya çıkan yeni boyutlarla sürüyor.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Fatma Tülin'in çeyrek asırlık 'Şeftali Çekirdeği' serüveni, ortaya çıkan yeni boyutlarla sürüyor. Sanatçının Urart Sanat Galerisi'nde açtığı ve 20 Mayıs'a dek görülebilecek sergisi biraz da bu 'saplantı'dan hareketle 'Saplantı Çekirdeği' adını taşıyor. Sergisinde şeftali çekirdeğinin kraft kâğıt, kâğıt ve tuval üzerine çeşitli tekniklerde yansıyan
'yüzlerini' görselleştiren Tülin'in Urart Sanat Galerisi'ne bağlı atölyeden çıkardığı en ilginç eserler ise, bronz şeftali çekirdeği heykelleri formunda karşımıza çıkıyor. Sanatçı, eserlerinden söz ederken yaratı sürecinin 'kendiliğindenliğini' övüyor. Nesnelerle kurduğunuz sabırlı ilişki, bu sergide boyut ve biçimleriyle tutarlı bir eğilime dönüşüyor. Bu sergiyle
artık daha da 'tek bir şeyin içine girme' meselesi söz konusu. Konunun, dolayısıyla nesnenin tüketilmesine yönelik sınırsız bir girişim bu. Henüz şeftali çekirdeği ile meselemin bitip bitmediğini dahi bilmiyorum. Bu yoğunlaşmayı ilk kez böylesi bir sergiye taşıyorum. Bu yoğunlaşma süreci sergiyi kendiliğinden hazırladı. Konunun plastik ifadesine bir dağı tırmanırcasına erişmeye çalışıyorum.
Ama tek bir 'zirveye' birkaç koldan aynı anda tırmanıyorsunuz. Desenler, tuvaller ve daha da ileri giderek heykellerinizle.
Örneğin kraft kâğıtlarıyla çalıştığım sırada onları bir hezeyan gibi, 'elime geçtiği anda' bir malzeme olarak bildim ve kalıcılığını hiç düşünmeden ürettim. Hiç çamurla çalışmamıştım. Onu istedim. Çamuru hissettim. Pastel boya, akrilik, yağlıboya, gazlı kalem ve suluboyalar. Hem boyada, teknikte hem de yüzeyde, içerikte kendimi kısıtlamayayım, tüketeyim istedim. İyi bir soluk aldım. Ama yeterli değil ki!
'Saplantı Çekirdeği'nin yarattığı çağrışım zenginliği de cabası:
'Kök', 'kimlik', 'kapalılık', 'açıklık', 'çıplaklık' gibi...
Doğru. Konunun benim için hep bir uçtan bir uca, dikeyden yataya geniş bir anlam skalası oldu.
Seçtiğiniz nesne, üretimin kadınlıkla buluşma noktası belki de...
Bu benzetmeniz hiç düşünmediğim, ama tamamen doğru ve hoş bir yorum. Evet. Buna katılıyorum. Ve bu hiç aklıma gelmemişti! Kaldı ki bu meselelerde ilişkiler son derece 'ilkel' olmalı. Sergiye hazırlanan katalogdaki yazımı da 'öylesine' koymak istemiştim. Ama bu resimleri de 'öylesine' yapmak istemiştim. Odak noktam da buydu. 'Neden yapıyorsun?'a cevap olarak 'Çok hoşuma gitti!' diyebilmek kadar basit ama kesin bir duygu. Aptalca gelebilir belki ama, tüm bunlar doğru işte! Sonuçta yapılan işin bir zenginliği varsa, bu, yorum zenginliğine açık olduğu için var.
İşler aynı anda mı üretildiler?
Hemen hemen. İşin o tarafı da ayrıca hoşuma gitti. Tuval dururken kâğıtlara, oradan kraftlara, oradan çamura... Hep istediğim buydu. Atölyeye birkaç resmi asarak aynı anda çalıştım. Ve bu tekniği severek ve coşkuyla yaşadım. Çamuru ve heykeli yaşama süreci ise çok başka, bambaşka bir şeydi. Orada seçtiğiniz nesneye dönüşüyorsunuz. Tüm girinti ve çıkıntılarını hissederek var ediyor ve var oluyorsunuz. O anlamda tatmin oldum. Doyurucuydu ama yeterli değildi.
Ya bundan sonra sizi neler bekliyor?
Nesnelere odaklandığım projelerimi sanırım bu kez bir fotoğrafçıyı da işin içine katarak devam ettireceğim. Yeni projemdeki nesne ise apayrı olacak. Şimdi konunun, malzemelerin, çalışma alanlarımın değiştiğini hissediyorum. Aslında bir de, gerçek şeftali çekirdekleriyle, apayrı bir çalışma düşlüyorum. Fatma Tülin'in 'Saplantı Çekirdeği' adlı sergisi 20 Mayıs'a dek Urart Sanat Galerisi'nde. Tel: 0212 241 21 83


    ETİKETLER:

    İstanbul