Herkes bir gün 1.5 dakikalığına kahraman olacak

Herkes bir gün 1.5 dakikalığına kahraman olacak
Herkes bir gün 1.5 dakikalığına kahraman olacak
2. İstanbul Tasarım Bienali bugün başlıyor. Zoe Ryan küratörlüğündeki 'Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil' başlıklı bienalde 53 proje sergileniyor. Galata Rum Okulu'nda sergilenen projelerden 7'sini seçtik, hem sergi hakkında fikir versin hem de oraya giderseniz atlamayın diye.
Haber: CEM ERCİYES - cem.erciyes@radikal.com.tr / Arşivi

İstanbul Tasarım Bienali'nin ikincisi bugün başlıyor. 1 Kasım'dan 14 Aralık'a kadar açık kalacak bienalin mekanı Galata Özel Rum İlköğretim Okulu. Küratör Zoe Ryan, Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil başlığı altında 53 proje sergiliyor. Tüm dünyadan 800 kadar başvuru arasından bugünü sorgulayan geleceği değiştirmeyi, yeniden kurmayı hedefleyen 53 proje seçilmiş. Bir tür manifesto gibi olsun, hem önemli sözler söylesin hem de yaratıcı bir fikir içersin diye seçilen bu tasarım projeleri zihin açıcı, bazıları epey eğlenceli. İçlerinden 7 tanesini seçtik, hem sergi hakkında fikir versin hem de oraya giderseniz atlamayın diye.

1-Bir buçuk dakikalığına herkes kahraman

‘Gelecekte Herkes 1.5 Dakikalığına Kahramanlaşacak’ adlı bu proje, bienalin interaktif işlerinden biri. Saraf Galeyan adlı insiyatif tarafından tasarlanmış. Koşu bandı üzerinde izleyici ekranda beliren sorulara yanıtlar verip kendi hikayesini oluştururken video oyunlarından aşina olduğumuz kahramanlardan birine dönüşüyor. Ve bütün kahramanlar gibi, arkasında bir büyük patlama bırakıp sakince çıkıp gidiyor. Oyunlu, eğlenceli ve etkileyici.

2-Spor bilgisayarı

Muhtemelen Tasarım Bienali’nin en çok konuşulan işi olacak. Son derece interaktif çünkü ‘No 41 Sporbilgisayarı’ adlı bu projede tekme ve yumruklar konuşuyor. Aslında moda tasarımcısı olan Bless adlı ekip, muzip icatlarıyla da tanınıyor. No 41, bir boks salonunu çağrıştırıyor. Kum torbalarını tekmeleyip yumruklayarak bir bilgisayarı çalıştırıyor, birkaç cümle yazmak için epey ter atıyorsunuz. Nitekim Bless’in hedefi de ‘boş zaman ve çalışma saati ayrımını kaldırmak’, bel ağrılarına neden olan zihinsel faaliyeti aynı zamanda spora dönüştürmenin bir yolunu bulmak. Ofis hayatına dair hayal gücünü zorlayan bir fikir.

3-Diskleksi alfabesi

Bienalin hayata doğrudan bir katkı vadeden en işlevsel projelerinden biri. Hollandalı tasarımcı Christian Boer, kendisi gibi disleksiden muzdarip bireyler için okumayı kolaylaştıracak yeni bir yazı karakteri tasarlamış. Disleksideki ters çevirme, karıştırma ve yön
değiştirmeyi göz önüne alarak bildik harfleri dönüştürmüş ve Dyslexie adlı bu fontu yaratmış. Dünya nüfusunun onda birini oluşturduğu söylenen disleksik bireyler için gündelik hayatı kolaylaştıracak, ‘okuma eylemine’ katkıda bulunacak bir tasarım. Gerçekten işe yarıyor mu, yaygınlaşır mı bilinmez, ama bu çaba takdire değer…

4-Şekerleme odası

Her şeyin, gürültünün bile pembe olduğu bir uyuklama mekanı. Uyku saatlerinin de esnek olabilmesi gerektiğini, insanların istedikleri zaman ihtiyaçları kadar uyuyabilmeleri gerektiğini düşünen tasarımcı Jürgen Mayer H., uyku için ideal ortamı tasarlamış. Parlak pembe ışık, rahat yastıklar, halı ve ‘pembe gürültü’den oluşan bir ortam yaratmış. ‘Pembe gürültü’, diğer sesleri engelleyen, aslında yaprak hışırtısı gibi tekrar edip duran bir ses. Bilimsel araştırmalardan yararlanan bu proje, iş yerinde filan ‘üstüne bir ağırlık çökenlerin’ hayalini gerçeğe dönüştürüyor. ‘Tatlı’ bir fikir. Mutlaka deneyin, ama uyuyup kalmayın…

5-Koku sözlüğü

“Hiçbir şey kötü kokmaz buna neden olan düşüncelerdir” diyen bir tasarımcıdan hakikaten manifesto gibi bir proje. Norveçli Sissel Tolaas, koku endüstrisi için çalışan bir tasarımcı ama Nasalo adlı bu projesiyle bienal ve müzelerin de gözde ismi. Kokuları tanımlamak için yeni sözcükler yaratıyor. Tabii ki önceliği kötü koku olarak bildiğimiz ve pek az andığımız kokulara veriyor. Mesela mekana sinmiş sigara kokusuna Puuho, kebab ve parfüm karışımına Docasa, ter ve metal karışımına Casca adını vermiş. Sergide bu sözlüğü inceleyin ama Tolaas’ın İstanbul’da düzenleyeceği koku turlarından birine de mutlaka katılın (Gedikpaşa ayakkabıcılar gezisi ve Kadıköy Moda kokuları turu.) Algımızın sınırlarını genişletebilecek, çok iddialı bir proje.

6- # Occupy Gezi mimarlığı

Herkes İçin Mimarlık grubu kriz dönemlerinde mimarlığı inceliyor ve tabii ki Gezi Parkı’na bakıyor. Gezi Olayları sırasında parkta oluşan doğaçlama mahalleyi inceleyen mimarlar, konuşmacı köşeleri, toplantı masaları, kütüphaneler gibi yaratıcı çözümleri birer mimari proje olarak çizip kalıcılaştırıyor. ‘Alternatif bir toplum için geçici yapılar’ başlığını taşıyan projeler Gezi ruhuna hayranlığımızı tazeleyecek nitelikte.

7-Manifesto şirketi

Her biri yepyeni bir gelecek hayal eden, manifesto niteliğindeki projeleri ve tabii ki bienali biraz tiye alan bir proje. Manifesto merakını sorgulayan bir iş. Sergi mekanı Rum Okulu’nun üst katını ABC Manifesto Şirketi’ne dönüştüren Disturbati Collective ekibi sipariş manifestolar yazıyor. Arşiv Departmanı, Haşinlik Departmanı ya da İzm Departmanı’na uğrayıp, uzman metin yazarları aracılığıyla kafanıza göre bir manifesto yazdırmanız, hazır manifestolardan şahsınıza en uygununu seçip, yararlanmanız mümkün. Herkese açık bir manifesto tiyatrosu. Tabii ki çok eğlenceli.