Herkes Caravaggio olmak ister

Herkes Caravaggio olmak ister
Herkes Caravaggio olmak ister
Miami'deki Art Basel fuarı sayesinde yıldızı parlayan Küba asıllı ressam Hernan Bas, 'Çok satıyor olmak baskı yaratıyor. Daha soyut yapmak istiyorum bazen sanki kendimi tutuyorum satmıyor diye' diyor
Haber: AYŞEGÜL SÖNMEZ - sanatatak@gmail.com / Arşivi

Çağdaş resmin yükselen yıldızı olarak ilan edilen Miamili Küba asıllı 32 yaşındaki Hernan Bas, Lehmann Maupin galerisinin beşlisinden biri olarak İstanbul’daydı. Miami çağdaş sanat dünyasına dahil oldu diye Detroit’e taşınan Bas’ı, şöhret ve getirdikleri hiç ilgilendirmiyor. Bas, dandyliğe duyduğu merakını anlattığı bir de konuşma yaptı Borusan Müzikevi’nde. Gece uçurtma uçuranlar, ormanı idare eden orkestra şefleri, güneş gibi doğan oğlanlar, istiridye kayıklar, kuğuların çektiği nehir faytonlarıyla Bas resmi kalabalık ve hataperver. Bu resim aynı zamanda James Ensor, Van Gogh, De Kooning gibi pek çok ismin gönüllü mirasçısı. 

Resimden bir araç olarak beklentiniz nedir?
Aslında kavramsal bir araç benim için resim. Tıpkı bir fikri anlatmak için yapabileceğin bir heykel gibi. Aslında ben fotoğrafçıydım.
Sizin keşfedilme hikayenizi merak ediyorum aslında...
Doğru zamanda doğru yerde, Miami’de bulunduğum için sanırım. Gençlerin sanatı da aynı zamanda yükseldi. Aslında benim keşfedilmem, Miami’nin keşfedilişiyle oldu. New York’ta olup biterdi her şey, ta ki Basel fuarı Miami’de açılana kadar. Miami sanata açıldı. Ve herkes Miami’ye geldi.
Master painter –büyük ressam- olmak istiyorum, diyorsunuz.
Bence bütün resim yapanlar öyle diyordur. Caravaggio olmak istenir. Sonuçta benim de çok etkilendiğim ressamlar muhtemelen Michelangelo’ya özeniyorlardı. Bu böyle bir şey. Büyük ressamlar gibi resim yapmak isterim, ustalıkla ama resimlerim aracılığıyla ifade etmek istediklerimin o kadar da ustaca boyanması, gözükmesi gerekmiyor öte yandan. Ben resim yaparken çok eğleniyorum. Fotoğraf da öyleydi, tasarlamak zevkliydi. Resimde de kendi imgelerimi kendim inşa ediyorum. Elbette hatalar oluyor ve itiraf edeyim en sevdiğim resimler en çok hata olan resimler...
Bu tam da bu dönemin ruhunu barındıran bir resim anlayışı. Bir hatadan başka hatalar doğuran...
Resmin çok uzun bir tarihi var. Bir ressam olarak ne kadar benim bu tarihle bir ilgim yok deseniz bile ilginiz vardır. Benim resmimin bazı bölümleri Rothko gibi...
Sizin resminizi bir fuar kalabalığında görsem sizi Miamili değil de Leipzigli sanabilirdim. Ama sonra resminizi inceledim ve sizin neyin Miamili yaptığını buldum. Bitmemişlik. Limitsiz tuval... William De Kooning’i de gördüm resminizde.
Doğru. New York okulu soyutla başlayan ve Pollock geleneği ve daha çok Kooning bana yakındır. Amerikalı ressam oldun mu acayip ağır bir yükün var. O gelenekten geliyorsun. Sonuçta onunla kaçınılmaz bağların, sizin de kurduğunuz gibi paralelliklerin var. Andy Warhol geleneği de var bu arada maço ressam geleneğinin çok dışında olan. Ben kavramsal olarak Andy Warhol gettosundanım ama iş boyamaya gelince öbür gruptanım.
Andy Warhol gettosu eli, yani mahareti sevmiyordu diyebilir miyiz? Günümüz sanatı eli şart kılmıyor ama siz elinizle üretiyorsunuz?
50 yıl boyunca sanat dünyasında üretilen en iyi işler, sanatçının elini sürmediği işlerdi. Mesela Jeff Koons’un Puppy heykeli gibi ya da Balloon Flower’ı. Oradaki fikir o kadar kuvvetli ki sanatçının dokunmasına gerek kalmıyor sanırım. Galiba çok zekice eğer nasıl yapılacağını bilmiyorsa onu yapan birini bulması açısından. Bence çok iyi. Jeff Koons’un resimlerini 100 kişi yapıyor, Murakami’ninkileri de öyle... Ama benim tarzdaki resim buna uygun değil.
Popüler ve küresel bir ‘yükselen yıldız’ olmakla ilgili hissiniz nedir?
Miami’de doğup büyümek bir bakıma şöhretten uzak tutuyor. Bu iyi. O hip sanatçılar ve onlara bayılanlar ekibinden, dergilerden filan koruyor. Ben bu tür şeylerle hiç ilgilenmem. Atölyemde resmimi yaparım. Resimlerimin satması iyi, büyük bir atölye tutabiliyorum ve yaşıyorum.
Çok satıyor olmak baskı yaratmıyor mu?
Bazen... Daha soyut yapmak istiyorum bazen sanki kendimi tutuyorum satmıyor diye. Çok soyut bulursam yaptığımı hemen bir oğlan çocuğu ekliyorum. Oluyor. (Gülüyor) Çok yavaş adımlar atıyorum.
Müzikte çok normal, birilerinin başka birilerini çağrıştırması. Ama resim sanatında bu çok sevilmez.
Bilmem. Herhalde orijinallikten ne anladığımızla ilgili... Cecil Brown, De Kooning’le çok kıyaslanır evet ama onu çok iyi anladı ve başka bir yere taşıdı. Benim için benden önce ne olmuş çok zaruri. Önümü görmek için gerekli. İlk sen yoktun. Hiçbir şey orijinal değildir.

Figürsüz de hikaye anlatılır
Siz figürden ne bekliyorsunuz?
Aslında kaybolmasını istiyorum son zamanlarda. Sanırım şu sıra ondan kurtulmak da benim için bir meydan okuma olacak. Resim geleneğine baktığınız zaman, De Kooning mesela, figürsüz de bir hikaye anlatabilir. Sanırım ben de bunu yapmak istiyorum. Figürlerimin kaynağı, çocukken okuduğum çizgi romanlardaki figürlerdi.
Müze gezer misiniz?
Kitap okumayı seviyorum. Sanatçı monografileri özellikle. Bir isimle ilgili ama başka bir isim geçiyor ona bakıyorum. Her sanatçı, kendinden önceki birinin yeniden uyanışıdır. Bazen bir sanatçı, sırf bu yüzden geçmişteki bazı sanatçıların tanınmasını sağlar. Benim için, benim resmimin tarihle diyalog içinde olması çok önemli. Benim bir sonraki De Kooning olmam gerekmiyor. Bir sanat öğrencisi işimi gördüğünde bir başkasına gösterip ‘Bunu gördün mü?’ desin yeter. Dergilerin kapağında olmaktan çok daha iyi.


    ETİKETLER:

    Van

    ,

    Küba

    ,

    sanat

    ,

    Uçurtma

    ,

    kitap