'Herkesin içinde bir biseksüel potansiyeli var...'

'Herkesin içinde bir biseksüel potansiyeli var...'
'Herkesin içinde bir biseksüel potansiyeli var...'
Merkezine adalet sistemini alan eğlenceli televizyon dizisi 'Fairly Legal'ın 'arabulucu Kate'i; Los Angeles'lı bir grup lezbiyen arkadaşı anlatan 'L Word'ün DJ Carmen'i Sarah Shahi ile Monte Carlo Televizyon Festivali'nde buluştuk. Kate ve Carmen'i ondan dinledik...
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

İranlı bir babayla İspanyol bir annenin Teksas’ta büyüyen kız çocuğu Sarah Shahi şu ara ekranlarda kafasına koyduğunu yapan, hukuk sistemine meydan okuyan, ‘arabulucu Kate Reed’ olarak rol kesiyor. Shahi ile kişisel tanışıklığım ise Los Angeles’ta yaşayan lezbiyen bir grup arkadaşın eğlenceli öyküsünün anlatıldığı ‘L Word’den. Shane’in uzun süre birlikte olup, nikâh öncesi terk ettiği Latin DJ Carmen ya da şimdinin hırslı ve başarılı arabulucusu Kate ile Monte Carlo’da, geçen hafta 52’ncisi gerçekleştirilen Televizyon Festivali’nde buluştuk. Türkiye ’de ikinci sezonu 11 Haziran’da başlayan Fairly Legal, pazartesi akşamları Universal Channel’da. Kate, Carmen ve Sarah’yı kendisinden dinleyelim... 

‘Fairly Legal’ın Kate’i güçlü, eğlenceli ve cesur bir kadın . Siz nasıl tanımlarsınız karakterinizi?
Kate, şimdiye kadar oynadığım karakterler arasında en tutkulu olanlarından biri. Büyük bir kalbinin olması cezbetti beni. Kişisel hayatımda da buna çok önem veririm. Aynı zamanda söylediğiniz gibi çok cesur bir karakter. Erkek bakışının baskın olduğu bir dünyada büyük bir sesi var. 

Kate mahkemelerden, avukatlardan neden bu kadar nefret ediyor?
Bir zamanlar avukatmış. Ama sonra siyah-beyaz olarak sunulan bir resimde çok fazla gri alanın olduğunu fark edip avukatlığı bırakmış, arabulucu olmuş. Suçluların serbest kaldığı, masumların suçlandığı bir sistem için çalıştığını fark etmeye başlayınca avukatlığı bırakmaya ve arabulucu olmaya karar veriyor. Ve halkın avukatlığını yapmaya başlıyor aslında. Biraz ‘Erin Brokovich’ gibi. 

Adalete inanıyor mu?
Kesinlikle ama adaleti her zaman yeterli bulmuyor. İnsanlara yardım etmek için gidebileceği her yola gidiyor. Bir şeyin doğru olduğuna dair bir inancı varsa, onu caydırmak imkânsız. Doğru bildiği yolda dikine giden bir insan… Genelde gerçekten doğru çıkıyor düşündükleri. Bazen de doğrunun ne olduğunu kestirememesi, düşmesi işin güzel taraflarından… 

Hiç gerçek bir mahkemede bulundunuz mu?
Avukatları pek sevmem. (Gülüyor) Kendi avukatımı severim gerçi, beni beladan kurtarmıştı. En son 16 yaşındayken kırmızıda geçtiğim için mahkemeye çıkmıştım. Ama sarıda geçtiğimde ısrarcıydım! 16 yaşımdaydım ve mahkemeye karşı çıkıyordum. Yargıç beni odasına çağırdı. Bir daha mahkemeye çıkarsam, hareketlerime dikkat etmemi ama aynı zamanda iyi bir avukat olabileceğimi söyledi. 

Siz adalete inanır mısınız?
Kate gibi bakıyorum. Ben kendi işini kurmuş, yalnız yaşayan bir annenin çocuğu olarak büyüdüm. Ve hem annemin tek başına bürokrasiyle uğraşırken verdiği mücadeleye hem de aynı sistemin mesela büyük şirketlere nasıl davrandığına da tanık oldum. Adalete inanıyor muyum? Evet. Adaletin bana hizmet ettiği, beni koruduğu noktalar da var. Ama bazen sistemin, beni yapmak istediklerimden alıkoyduğu da oluyor. 

Kate insanları ikna edebilen ve çok sabırlı bir kadın. Sizde durum nedir?
Sanırım ben de öyleyim. Bazen ikna edebilirim, bazen hiç başaramam. Sabır konusuna gelince, çocuk sahibi olmak beni daha anlayışlı ama daha az sabırlı yaptı. 

Kate’ten ne öğrenmişsinizdir?
En çok takdir ettiğim özelliği her zaman kalbinin gösterdiği yolu takip etmesi. Bazen bu, başını belaya soksa ve hep doğruyu yapmasına vesile olmasa da... Bu onun en büyük tutkusu, doğru bildiği yolda gitmek. Ben de öyle olmak isterdim. 

Los Angeles’ta yaşayan lezbiyen bir arkadaş grubunun öyküsünü anlatan dizi ‘L Word’deki karakteriniz lezbiyen bir DJ’di. Böyle bir karakteri oynamak daha mı zordur?
Lezbiyen bir karakteri canlandırmanın herhangi bir zorluğu yok. ‘L Word’de oynarken dizinin bu kadar önem kazanacağını bilmiyordum. İkinci sezon sonrasında, bu sabah bile oldu, insanlar gelip ‘L Word’ün hayatlarında nasıl bir etkisi olduğundan bahsediyor. Böyle bir dizinin parçası olduğum için çok mutluyum. 

Aynı şeyi düşünüyorum, ‘L Word’ü seyrettikten sonra heteroseksüel bir kadınsanız da eşcinsel olmanın nasıl bir şey olduğunu merak ediyorsunuz.
(Gülüyor) Bir ara sürekli, “Kaçarı yok, kesin gay olacağım” diye geçiriyordum. Ama diziyle tüm fantezilerimi hayata geçirme şansım oldu! Bence herkesin içinde bir biseksüel potansiyeli var. Bazılarında bu diğerlerinden daha güçlü... Ama ne yazık ki heteroseksüelim. (Gülüyor) 

Obama’nın eşcinsel evliliklerine dair yaptığı açılımı nasıl buldunuz?
Her şeyimle destekliyorum. Kimin evlenebilip kimin evlenemeyeceğini söylemek kimseye düşmez. Adaletten konuşuyorduk; bu en büyük adaletsizliklerden biriydi. Evli olmayan çift arkadaşlarım var. Ve birçok evli çift tanıdığım, onlara nazaran çok daha işlevsizdi. Adını ilişki diye koyduğun zaman bu bir ilişkidir. Erkekle erkek ya da kadınla kadın arasında olması fark etmez. 

İranlı baba, İspanyol anne; iki ayrı kültürün, iki ayrı dilin yan yana olduğu bir evde büyümek nasıl bir şeydi?
Öyle her zaman kavga edilen bir atmosfer yoktu. Babamla annem o zamanlar boşanmıştı. Ama çocukken böyle bir evde büyümekten nefret ederdim. Teksas’ta büyüdüm. Benim dışında herkes sarışın, mavi gözlüydü. Mesela kız arkadaşlarımdan biri bize yemeğe geldiğinde annemin geleneksel bir Amerikan yemeği yapmasını isterdim. Ama şimdi yetişkinim ve tüm bu çocukluğumdaki hezeyanlarımın üstesinden gelebildim. Şimdi kendi kültürüme bakıp gerçekten hayranlık duyabiliyorum. 

İran’a hiç gittiniz mi?
Hayır ama gitmeyi çok isterdim. Şimdilik planlarımda öyle bir şey yok. Kuzenlerimden bazıları gelme, problem olur diyor, diğerleri de tam tersini söylüyor. Orada birçok kuzenim var. Annem 13 yaşına kadar Tahran’da yaşamış. 

Oyuncu bir anne olmak nasıl bir deneyim?
Gerçekten zor... Dikkatimi her zaman aynı anda iki yere birden yoğunlaştırmak durumundayım. Keşke ben söylemiş olsaydım dediğim bir laf var. ABD ’nin ilk kadın başkan yardımcısı adayı Geraldine Ferraro, “Hem beynim hem de uterusum var, ikisini de kullanıyorum” demişti. Kadın olmanın güzelliklerinden biri de bu. Hem gözetleyen, kollayan bir anne hem de başka bir şey olma şansınız var. Bazen oğlum da benimle sete geliyor. Kostüm odasına gidip Örümcek Adam maskeleri falan takıyor, saçını şekilden şekle sokuyor. Bir şekilde böyle büyüdü.