'Hey ben buradayım'

'Hey ben buradayım'
'Hey ben buradayım'
Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Yüksek Lisans mezunlarının Haliç Tersane'de açtığı 'Hey Ben Buradayım' sergisi galerilerin, küratörlerin dar bir çevrede kalmalarına isyan eden samimi bir çaba.
Haber: EVRİM SEKMEN / Arşivi

Çağdaş sanat kaygan bir zemin. Bugün sahnede olmanız yarın da var olacağınızı garantilemiyor. Sanatsal problemlerle uğraşırken piyasanın da dinamiklerine cevap vermek zorundasınız. Önünüzdeki tercihler kariyer alanına temellük edilen sanat hayatının kaderini belirliyor. Bu ‘profesyonel’ sistem içinde olmadan aykırı olarak yaşamaya çalışmak bu sisteme bir çelme atmaksa sanat tarihi sisteme atılan çelmelerin bir sonucudur. Geçmiş ile şimdi arasındaki fark ise sistemin tüm karşı çıkışları kendi içine alması ve yok etmesi olarak gösterilebilir.
Bu durumda isyan etmek karşı argüman üretmek zorlaşıyor. Yine de sanatta düz yolda yürümeyen, sanatın beslenme damarlarını iyi görebilen oluşumlarla karşılaşmadığımızı kimse söyleyemez. Sanatta bir direnme noktası varsa bunlar bu oluşumlarla sağlandı diyebiliriz. 90’ların politik kafa karışıklığının Pandora’nın kutusundan çıkarcasına etrafa yayıldığı bir ortamda sanatta duruşunu göstermek zorundaydı. Güncel sanatın politik bir dökümantasyon alanı olarak kullanıldığı bir ortamda Hafriyat gibi oluşumlar bağımsız, kolektif bir arada oluşun simgesi haline geldiler.
Bugüne gelindiğinde sesler o dönemdeki kadar sert yükselmese de Gezi süreci, sanatın estetik-direniş kavramlarının yeniden birlikte kullanılmasını sağladı. Gezi direnişi, 90 kuşağının gözden geçirildiği, kendilerini nasıl temsil ettikleri sorularının sorulduğu bir ivme yarattı.
Sosyal ve kültürel anlamda varlık gösterememe politik ve şiddete dayalı alanların çoğalmasına neden oluyor. Hayatın içinde olup karşılığını alamamak veya karşılığının sistem içersinde bir şekilde geri alınması en çok kendini var etmeye çalışan gençler için bir hak arama ve kendini gösterme yarışına dönüşüyor. Sanat okullarından mezun olan gençlerin önünde duran sanat piyasası, onlara ya bir galeri ile çalışmayı ya da çeşitli genç sanatçı yarışmalarına katılma seçenekleri sunuyor. Yarışmaya katılan eserlerden yeni mezunların, akademik eğitimlerinin etkisiyle figüratif dili yoğun kullandıklarını gözlemleyebiliyoruz.
İşte bu var olma veya olamama durumu kişileri belli eylemlere yönlendiriyor ya da bir araya getiriyor. Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölümü Yüksek Lisans mezunlarının ‘Hey Ben Buradayım’ sergisi Haliç Tersane’de galerilerin, küratörlerin dar bir çevrede kalmalarına isyan eden samimi bir yapı içersinde kendilerini gösterme gayreti olarak düşünülebilir. Genç sanatçıların farklı disiplinleri öğretme eğilimi nedeniyle hocaları ressam Zahit Büyükişleyen’e olan minnettarlıkları ise sanat eğitimindeki çok boyutluluğa olan ihtiyacı gösteriyor.
Sanatsal bakışlarını güncel ve gelenek arasında bir yol arayışı olarak düşünebiliriz. Denizcilik İşletmeleri’nin karşılık beklemeden verdiği hangara benzeyen sergileme alanı seyirci dikkatini çekmeye çalışan bir gösteri alanından çok kendi halinde bir yerleştirmeyle ziyaretçiyi karşılıyor. Gösterinin ve kültür endüstrilerinin hayatı kuşattığı bir ortamda bu doğallık ayrıksı duruyor. Zafer Akşit’in ‘This is where the fun ends’ çalışması Abu Dhabi’de Louvre’un şubesinin açılmasına gönderme yaparak sanatın zincir işletme mantığıyla yönetilme rollerini sorguluyor. Bir sokak sanatçısının geceleri şehrin duvarlarını boyayışını izlediğimiz video ise bu alternatif kendini gösterme çabasını örnekleyen işlerden biri. Hardra Tanrıverdi Birecik’in okulun modeli Elmas Hanım’ı resmettiği yapıtlar Elmas Hanım kansere yakalanınca ‘Şiirsel Bedenler’ isimli bir hikâyeye dönüşüyor. Özcan Saraç’ın psikiyatri hastalarının hastalıklarının anlatıldığı metinlerin bulunduğu çerçeveler ve arkası dönük hastalar serginin farkındalık yaratan ilişki kuran işlerinden… Sefa Çakır’ın dilsel bir oyunla ‘Bu bir Bank, Bu bir Banksy’ enstalasyonu ise yine farklılıklara gönderme yapıyor. ‘Hey Ben Buradayım’ sergisi güncele odaklanan, geleneksele de yüz dönmeyen, varlıklarını kanıtlamaya çalışan bir grup genç ismin düşünme pratiklerinin ve yaşadıkları deneyimlerinin sonucu olarak ortaya çıkan bir tavır alış sergisi… Siz, içerideyseniz biz de buradayız diyerek sanatı sisteme, bir döngüye sokmak isteyenlere meydan okuyorlar. Sanat yapmanın görece kolay olduğu bir ortamda belki ilk aşamada dışarıda bırakan bir sistemi yıkmak mümkün olmayabilir ama sanatın tanımının sınırsızlığı farklı var oluş şekillerini ve yenilikleri üretim devam ettiği sürece hayata geçirecektir.